Yarıyıl tatili denince çoğumuzun aklına iki şey gelir:
Çocukların dinlenmesi ve bizim “bir şekilde bu iki haftayı kazasız belasız atlatmamız.”
Ama galiba tam da burada küçük bir yanılgı var. Yarıyıl tatili yalnızca çocukların değil; ailenin birlikte nefes alacağı kısa bir mola. Çünkü okul sadece çocukları değil, evin içindeki düzeni de hızla bir ritme sokuyor: Sabah telaşı, ödev baskısı, “Hadi geç kalıyoruz!” uyarıları, akşam yorgunlukları… Ve bir bakmışız, aynı evde yaşıyoruz ama birbirimizi “görmeye” pek vaktimiz olmamış.
İşte bu tatil, tam da o eksik kalan “görme” meselesinin telafisi olabilir.
Tatili “program” değil, “anı” yapmak
Çocuklu ailelerin tatil anlayışı genelde ikiye ayrılıyor:
Ya “Her gün dolu dolu etkinlik!” diye nefes aldırmayan bir ajanda hazırlanıyor,
ya da “Bırak yatsınlar, tablet oynasınlar” moduna geçiliyor.
Oysa ikisi de bir süre sonra yoruyor.
Tatilin asıl güzelliği şu: Evde bile olsanız, birlikte yaptığınız küçük şeyler büyüyor.
Birlikte hazırlanan kahvaltı, halıya yayılan bir kutu oyunu, akşam “şu filmi beraber izleyelim” demek…
Çocuk, yıllar sonra tatili “nereye gittiğimizle” değil, kiminle nasıl güldüğümüzle hatırlıyor.
Ekranı düşman değil, misafir yapalım
Günümüzde en büyük kavga konusu belli: ekran.
Ama ekrana tamamen yasak koymak, çoğu zaman gizli bir savaş başlatıyor.
Sürekli serbest bırakmak ise tatilin sonunda “Biz ne yaşadık?” sorusunu getiriyor.
Belki en iyi yöntem, ekranı evin “sahibi” değil, misafiri yapmak.
Mesela:
Günde belirli bir “ekran saati” (ama kavga çıkarmayacak kadar makul),
Sonra “tamam, şimdi birlikte bir şey yapıyoruz” bölümü,
Ve en önemlisi: ebeveynin de ekrandan biraz uzaklaşması.
Çünkü çocuk, telefonu bırakan bir anne-babayı görünce şaşırıyor.
Bazen iyi anlamda.
Çocukların enerjisi, evin içinde patlamasın
Yarıyıl tatilinde en büyük yanlışlardan biri şu:
Çocukları evde tutup “sakin olmalarını” beklemek.
Bu, rüzgârlı havada kapıyı açık bırakıp “cereyan olmasın” demeye benziyor.
Çocuk enerjisini bir yere akıtamazsa, o enerji bir şekilde çıkıyor:
kardeş kavgası, inatlaşma, ağlama, “canım sıkılıyor” cümlesi…
Bu yüzden tatilde mutlaka şunlara yer açmak gerekiyor:
Her gün kısa da olsa bir dışarı çıkma,
Park, yürüyüş, açık hava,
Evde basit “mini spor” oyunları (yarışma, hedef atma, saklambaç gibi)
Çocuklar hareket edince uyku düzeni de toparlanıyor, evin içi de.
Tatilde “mükemmel anne-baba” olmayalım
Bazen tatil yaklaşınca kendimizi gizlice yarışın içine sokuyoruz:
“Çocuğumun tatili verimli geçmeli.”
“Kitap okuma saati olacak.”
“Gelişim etkinlikleri yapacağız.”
“Öğretici oyunlar…”
Sonra iki gün geçmeden herkes geriliyor.
Oysa çocukların en çok ihtiyacı olan şey, her dakika gelişim değil; sıcaklık ve güven.
Birlikte bir kek yapmak, mutfağı biraz dağıtmak, sonra toparlamak…
Bir oyun kurmak, yarısında sıkılıp başka şeye geçmek…
Bunlar “verimsiz” değil. Tam tersine, çocuk için hayatın ta kendisi.
Ve biliyor musunuz?
Çocuk bazen sizin “ödev kontrolünüzü” değil, yanına oturup onu dinlediğiniz anı hatırlıyor.
Aile içi küçük ritüeller, büyük bağlar kurar
Yarıyıl tatili için süper fikirler aramaya gerek yok.
Aileyi bir arada tutan şey çoğu zaman “büyük planlar” değil, küçük ritüeller.
Mesela:
Her akşam 20 dakika “aile oyunu”
Haftada bir “ev sineması” (mısır + battaniye + birlikte film)
Bir gün “piknik kahvaltı” (salonda bile olur)
Birlikte yürüyüş + dönüşte sıcak çikolata
Bir gün “herkesin seçtiği bir etkinlik” (çocuk seçsin, anne seçsin, baba seçsin)
Bu basit şeyler, ailenin hafızasında kocaman yer eder.
Tatilin sonunda geriye ne kalsın?
Yarıyıl tatilinin sonunda çocuklar yeniden okula dönecek.
Biz de yeniden hayatın koşturmasına…
Ama asıl mesele şu:
Bu iki haftadan geriye yorgunluk mu kalsın, güzel anılar mı?
Belki her gün mükemmel olmayacak.
Bazen ev karışacak, bazen ses yükselecek, bazen “ben de yoruldum” diyeceğiz.
Ama eğer bu tatilde çocuklarınızın gözünde şu cümleyi büyütebilirseniz, kazanmışsınız:
“Biz birlikte güzel vakit geçirdik.”
Yarıyıl tatili, tam da bunun için var: Birlikte yaşadığımız evin, birlikte yaşadığımız hayata dönmesi için.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Azize Yüksel
Birlikte geçen zamanın karnesi olmaz!
Yarıyıl tatili denince çoğumuzun aklına iki şey gelir:
Çocukların dinlenmesi ve bizim “bir şekilde bu iki haftayı kazasız belasız atlatmamız.”
Ama galiba tam da burada küçük bir yanılgı var. Yarıyıl tatili yalnızca çocukların değil; ailenin birlikte nefes alacağı kısa bir mola. Çünkü okul sadece çocukları değil, evin içindeki düzeni de hızla bir ritme sokuyor: Sabah telaşı, ödev baskısı, “Hadi geç kalıyoruz!” uyarıları, akşam yorgunlukları… Ve bir bakmışız, aynı evde yaşıyoruz ama birbirimizi “görmeye” pek vaktimiz olmamış.
İşte bu tatil, tam da o eksik kalan “görme” meselesinin telafisi olabilir.
Tatili “program” değil, “anı” yapmak
Çocuklu ailelerin tatil anlayışı genelde ikiye ayrılıyor:
Ya “Her gün dolu dolu etkinlik!” diye nefes aldırmayan bir ajanda hazırlanıyor,
ya da “Bırak yatsınlar, tablet oynasınlar” moduna geçiliyor.
Oysa ikisi de bir süre sonra yoruyor.
Tatilin asıl güzelliği şu: Evde bile olsanız, birlikte yaptığınız küçük şeyler büyüyor.
Birlikte hazırlanan kahvaltı, halıya yayılan bir kutu oyunu, akşam “şu filmi beraber izleyelim” demek…
Çocuk, yıllar sonra tatili “nereye gittiğimizle” değil, kiminle nasıl güldüğümüzle hatırlıyor.
Ekranı düşman değil, misafir yapalım
Günümüzde en büyük kavga konusu belli: ekran.
Ama ekrana tamamen yasak koymak, çoğu zaman gizli bir savaş başlatıyor.
Sürekli serbest bırakmak ise tatilin sonunda “Biz ne yaşadık?” sorusunu getiriyor.
Belki en iyi yöntem, ekranı evin “sahibi” değil, misafiri yapmak.
Mesela:
Günde belirli bir “ekran saati” (ama kavga çıkarmayacak kadar makul),
Sonra “tamam, şimdi birlikte bir şey yapıyoruz” bölümü,
Ve en önemlisi: ebeveynin de ekrandan biraz uzaklaşması.
Çünkü çocuk, telefonu bırakan bir anne-babayı görünce şaşırıyor.
Bazen iyi anlamda.
Çocukların enerjisi, evin içinde patlamasın
Yarıyıl tatilinde en büyük yanlışlardan biri şu:
Çocukları evde tutup “sakin olmalarını” beklemek.
Bu, rüzgârlı havada kapıyı açık bırakıp “cereyan olmasın” demeye benziyor.
Çocuk enerjisini bir yere akıtamazsa, o enerji bir şekilde çıkıyor:
kardeş kavgası, inatlaşma, ağlama, “canım sıkılıyor” cümlesi…
Bu yüzden tatilde mutlaka şunlara yer açmak gerekiyor:
Her gün kısa da olsa bir dışarı çıkma,
Park, yürüyüş, açık hava,
Evde basit “mini spor” oyunları (yarışma, hedef atma, saklambaç gibi)
Çocuklar hareket edince uyku düzeni de toparlanıyor, evin içi de.
Tatilde “mükemmel anne-baba” olmayalım
Bazen tatil yaklaşınca kendimizi gizlice yarışın içine sokuyoruz:
“Çocuğumun tatili verimli geçmeli.”
“Kitap okuma saati olacak.”
“Gelişim etkinlikleri yapacağız.”
“Öğretici oyunlar…”
Sonra iki gün geçmeden herkes geriliyor.
Oysa çocukların en çok ihtiyacı olan şey, her dakika gelişim değil; sıcaklık ve güven.
Birlikte bir kek yapmak, mutfağı biraz dağıtmak, sonra toparlamak…
Bir oyun kurmak, yarısında sıkılıp başka şeye geçmek…
Bunlar “verimsiz” değil. Tam tersine, çocuk için hayatın ta kendisi.
Ve biliyor musunuz?
Çocuk bazen sizin “ödev kontrolünüzü” değil, yanına oturup onu dinlediğiniz anı hatırlıyor.
Aile içi küçük ritüeller, büyük bağlar kurar
Yarıyıl tatili için süper fikirler aramaya gerek yok.
Aileyi bir arada tutan şey çoğu zaman “büyük planlar” değil, küçük ritüeller.
Mesela:
Her akşam 20 dakika “aile oyunu”
Haftada bir “ev sineması” (mısır + battaniye + birlikte film)
Bir gün “piknik kahvaltı” (salonda bile olur)
Birlikte yürüyüş + dönüşte sıcak çikolata
Bir gün “herkesin seçtiği bir etkinlik” (çocuk seçsin, anne seçsin, baba seçsin)
Bu basit şeyler, ailenin hafızasında kocaman yer eder.
Tatilin sonunda geriye ne kalsın?
Yarıyıl tatilinin sonunda çocuklar yeniden okula dönecek.
Biz de yeniden hayatın koşturmasına…
Ama asıl mesele şu:
Bu iki haftadan geriye yorgunluk mu kalsın, güzel anılar mı?
Belki her gün mükemmel olmayacak.
Bazen ev karışacak, bazen ses yükselecek, bazen “ben de yoruldum” diyeceğiz.
Ama eğer bu tatilde çocuklarınızın gözünde şu cümleyi büyütebilirseniz, kazanmışsınız:
“Biz birlikte güzel vakit geçirdik.”
Yarıyıl tatili, tam da bunun için var:
Birlikte yaşadığımız evin, birlikte yaşadığımız hayata dönmesi için.