Çocuk yetiştirirken değerler eğitimi nerede kaldı?
Yazının Giriş Tarihi: 15.04.2026 21:25
Yazının Güncellenme Tarihi: 15.04.2026 21:25
Bir çocuğun hayatındaki en önemli ders, matematikte kaç doğru yaptığı değil; hayatta nasıl bir insan olduğudur. Ama bugün gelinen noktada sormamız gereken ciddi bir soru var: Çocuk yetiştirirken değerler eğitimi nerede kaldı?
Artık çocuklarımızın karnesine baktığımızda notları görüyoruz ama karakterini göremiyoruz. Başarıyı puanla ölçüyor, ama vicdanı ölçmüyoruz. Oysa bir toplumu ayakta tutan şey; yüksek puanlı bireyler değil, yüksek ahlaklı insanlardır.
Eskiden “ayıp olur” diye bir kavram vardı. Şimdi “yakalanırsam ayıp olur” anlayışı hâkim. Bu değişim tesadüf değil. Çünkü biz çocuklarımıza doğruyu öğretmek yerine, çoğu zaman sadece başarılı olmayı öğretiyoruz. Başarıyı kutsallaştırdık, değeri ise geri plana attık.
Peki hata nerede başladı?
Belki de en başta… Evde.
Çocuk, ilk öğretmenini ailesinde tanır. Ama bugün birçok evde sohbet yok, değer aktarımı yok. Aynı masada oturan ama farklı ekranlara bakan bireyler var. Anne-baba “iyi bir insan ol” demiyor; “başarılı ol” diyor. Oysa iyi insan olmadan başarı neye yarar?
Okullarda durum farklı mı?
Maalesef değil. Eğitim sistemimiz bilgi yüklüyor ama değer kazandırmakta yetersiz kalıyor. Sınav odaklı bir sistemde, empatiye, saygıya, sorumluluğa ne kadar yer kalıyor? Öğrenci, arkadaşına yardım etmeyi değil, onu geçmeyi öğreniyor.
Toplum olarak da çelişkiler içindeyiz.
Bir yandan çocuklara dürüst ol diyoruz, diğer yandan “küçük yalanlardan bir şey olmaz” diyoruz. Adaletli ol diyoruz, ama kendi çıkarımız söz konusu olunca kuralları esnetiyoruz. Çocuk ise bunu görüyor, kaydediyor ve öğreniyor.
Unutmayalım:
Çocuklar söyleneni değil, yapılanı öğrenir.
Bugün sokakta karşılaştığımız saygı eksikliği, sabırsızlık, tahammülsüzlük… Bunların hiçbiri bir anda ortaya çıkmadı. Hepsi, ihmal edilen değerler eğitiminin bir sonucu.
Peki ne yapmalı?
Önce kendimize dönmeliyiz.
Çocuğa “saygılı ol” demeden önce biz saygılı olmalıyız. “Sabırlı ol” demeden önce biz sabretmeliyiz. Çünkü değerler anlatılmaz, yaşanır.
Sonra okullarda sadece akademik başarı değil, karakter eğitimi de öncelik olmalı. Öğretmenler sadece ders anlatan değil, rol model olan bireyler olarak desteklenmeli.
Ve en önemlisi…
Başarı tanımımızı değiştirmeliyiz.
Çocuğumuz sınavda birinci olabilir ama insanlıkta sınıfta kalıyorsa, ortada bir başarı yoktur.
Asıl mesele; iyi insan yetiştirmek.
Çünkü yarın bu ülkeyi yönetecek olanlar, bugün yetiştirdiğimiz çocuklar.
Ve biz onlara sadece bilgi verirsek, belki zeki bireyler kazanırız…
Ama değer vermezsek, iyi insanlar kaybederiz.
İşte asıl tehlike de burada başlıyor.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Azize Yüksel
Çocuk yetiştirirken değerler eğitimi nerede kaldı?
Bir çocuğun hayatındaki en önemli ders, matematikte kaç doğru yaptığı değil; hayatta nasıl bir insan olduğudur. Ama bugün gelinen noktada sormamız gereken ciddi bir soru var: Çocuk yetiştirirken değerler eğitimi nerede kaldı?
Artık çocuklarımızın karnesine baktığımızda notları görüyoruz ama karakterini göremiyoruz. Başarıyı puanla ölçüyor, ama vicdanı ölçmüyoruz. Oysa bir toplumu ayakta tutan şey; yüksek puanlı bireyler değil, yüksek ahlaklı insanlardır.
Eskiden “ayıp olur” diye bir kavram vardı. Şimdi “yakalanırsam ayıp olur” anlayışı hâkim. Bu değişim tesadüf değil. Çünkü biz çocuklarımıza doğruyu öğretmek yerine, çoğu zaman sadece başarılı olmayı öğretiyoruz. Başarıyı kutsallaştırdık, değeri ise geri plana attık.
Peki hata nerede başladı?
Belki de en başta… Evde.
Çocuk, ilk öğretmenini ailesinde tanır. Ama bugün birçok evde sohbet yok, değer aktarımı yok. Aynı masada oturan ama farklı ekranlara bakan bireyler var. Anne-baba “iyi bir insan ol” demiyor; “başarılı ol” diyor. Oysa iyi insan olmadan başarı neye yarar?
Okullarda durum farklı mı?
Maalesef değil. Eğitim sistemimiz bilgi yüklüyor ama değer kazandırmakta yetersiz kalıyor. Sınav odaklı bir sistemde, empatiye, saygıya, sorumluluğa ne kadar yer kalıyor? Öğrenci, arkadaşına yardım etmeyi değil, onu geçmeyi öğreniyor.
Toplum olarak da çelişkiler içindeyiz.
Bir yandan çocuklara dürüst ol diyoruz, diğer yandan “küçük yalanlardan bir şey olmaz” diyoruz. Adaletli ol diyoruz, ama kendi çıkarımız söz konusu olunca kuralları esnetiyoruz. Çocuk ise bunu görüyor, kaydediyor ve öğreniyor.
Unutmayalım:
Çocuklar söyleneni değil, yapılanı öğrenir.
Bugün sokakta karşılaştığımız saygı eksikliği, sabırsızlık, tahammülsüzlük… Bunların hiçbiri bir anda ortaya çıkmadı. Hepsi, ihmal edilen değerler eğitiminin bir sonucu.
Peki ne yapmalı?
Önce kendimize dönmeliyiz.
Çocuğa “saygılı ol” demeden önce biz saygılı olmalıyız. “Sabırlı ol” demeden önce biz sabretmeliyiz. Çünkü değerler anlatılmaz, yaşanır.
Sonra okullarda sadece akademik başarı değil, karakter eğitimi de öncelik olmalı. Öğretmenler sadece ders anlatan değil, rol model olan bireyler olarak desteklenmeli.
Ve en önemlisi…
Başarı tanımımızı değiştirmeliyiz.
Çocuğumuz sınavda birinci olabilir ama insanlıkta sınıfta kalıyorsa, ortada bir başarı yoktur.
Asıl mesele; iyi insan yetiştirmek.
Çünkü yarın bu ülkeyi yönetecek olanlar, bugün yetiştirdiğimiz çocuklar.
Ve biz onlara sadece bilgi verirsek, belki zeki bireyler kazanırız…
Ama değer vermezsek, iyi insanlar kaybederiz.
İşte asıl tehlike de burada başlıyor.