Bir yarı yılı daha geride bıraktık…
Okul çantaları biraz daha hafif, çocukların yüzleri biraz daha heyecanlı. Karne günü geldi. Kimi evlerde sevinç, kimi evlerde sessiz bir tedirginlik var. Oysa karne, ne bir mahkeme kararıdır ne de çocuğun hayatını özetleyen tek cümlelik bir rapor.
Karne; bir çocuğun sadece notlarını değil, bir dönemi nasıl yaşadığını anlatır. Bazen yorgunluğunu, bazen zorlandığı dersleri, bazen de fark edilmemiş bir çabasını… Ama çoğu zaman biz yetişkinler, kâğıdın üzerindeki rakamlara bakarken çocuğun arkasındaki hikâyeyi kaçırırız.
Anne babalar için karne günü aslında bir sınavdır.
Soru şudur: “Ben çocuğumun yanında mıyım, karşısında mı?”
Başarıyı alkışlayıp, eksikleri sertçe eleştirmek kolaydır. Zor olan; düşük notun arkasındaki nedeni anlamaya çalışmaktır. Çocuk tembel olduğu için mi zorlandı, yoksa kaygılı mıydı? Dersi mi sevmedi, öğretmeniyle mi bağ kuramadı, yoksa evde söyleyemediği bir yük mü taşıyordu? Çocuklar çoğu zaman notlarıyla değil, duygularıyla sessizce yardım ister.
Karne günü kurulan cümleler hafızada uzun süre kalır.
“Komşunun çocuğu yapmış, sen neden yapamadın?”
“Bu notlarla hiçbir şey olamazsın.”
Belki o an söylenip geçilir ama çocukta açtığı yara kolay kapanmaz. Oysa aynı anda söylenebilecek başka bir cümle vardır:
“Bu dönem zorlanmışsın belli, gel birlikte bakalım.”
Yarı yıl tatili de bir telafi değil, bir nefes alma zamanıdır.
Tatili baştan sona ders programına boğmak kadar, tamamen başıboş bırakmak da doğru değildir. Çocuk dinlenmeli, sıkılmalı, oyun oynamalı, ailesiyle vakit geçirmeli… Çünkü çocukluk sadece sınavlara hazırlanılan bir bekleme salonu değildir.
Kitap okumak, bir müzeye gitmek, birlikte yürüyüş yapmak, uzun uzun sohbet etmek… Bunlar karneye yazılmaz ama hayata not düşer. Tatilde kurulan bağ, bazen bir özel dersten çok daha öğreticidir.
Unutmayalım:
Her çocuk biriciktir, her gelişim yolu farklıdır.
Karne bir sonuç değil, bir duraktır. Önemli olan o durakta çocuğun elinden tutup tutmadığımızdır.
Bu karne gününde çocuklara şunu hissettirebilirsek, en yüksek notu biz alırız:
“Ne olursa olsun, ben senin yanındayım.”
İyi tatiller çocuklara, biraz da kendimize…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Azize Yüksel
Karne sadece bir kâğıt değildir
Bir yarı yılı daha geride bıraktık…
Okul çantaları biraz daha hafif, çocukların yüzleri biraz daha heyecanlı. Karne günü geldi. Kimi evlerde sevinç, kimi evlerde sessiz bir tedirginlik var. Oysa karne, ne bir mahkeme kararıdır ne de çocuğun hayatını özetleyen tek cümlelik bir rapor.
Karne; bir çocuğun sadece notlarını değil, bir dönemi nasıl yaşadığını anlatır. Bazen yorgunluğunu, bazen zorlandığı dersleri, bazen de fark edilmemiş bir çabasını… Ama çoğu zaman biz yetişkinler, kâğıdın üzerindeki rakamlara bakarken çocuğun arkasındaki hikâyeyi kaçırırız.
Anne babalar için karne günü aslında bir sınavdır.
Soru şudur: “Ben çocuğumun yanında mıyım, karşısında mı?”
Başarıyı alkışlayıp, eksikleri sertçe eleştirmek kolaydır. Zor olan; düşük notun arkasındaki nedeni anlamaya çalışmaktır. Çocuk tembel olduğu için mi zorlandı, yoksa kaygılı mıydı? Dersi mi sevmedi, öğretmeniyle mi bağ kuramadı, yoksa evde söyleyemediği bir yük mü taşıyordu? Çocuklar çoğu zaman notlarıyla değil, duygularıyla sessizce yardım ister.
Karne günü kurulan cümleler hafızada uzun süre kalır.
“Komşunun çocuğu yapmış, sen neden yapamadın?”
“Bu notlarla hiçbir şey olamazsın.”
Belki o an söylenip geçilir ama çocukta açtığı yara kolay kapanmaz. Oysa aynı anda söylenebilecek başka bir cümle vardır:
“Bu dönem zorlanmışsın belli, gel birlikte bakalım.”
Yarı yıl tatili de bir telafi değil, bir nefes alma zamanıdır.
Tatili baştan sona ders programına boğmak kadar, tamamen başıboş bırakmak da doğru değildir. Çocuk dinlenmeli, sıkılmalı, oyun oynamalı, ailesiyle vakit geçirmeli… Çünkü çocukluk sadece sınavlara hazırlanılan bir bekleme salonu değildir.
Kitap okumak, bir müzeye gitmek, birlikte yürüyüş yapmak, uzun uzun sohbet etmek… Bunlar karneye yazılmaz ama hayata not düşer. Tatilde kurulan bağ, bazen bir özel dersten çok daha öğreticidir.
Unutmayalım:
Her çocuk biriciktir, her gelişim yolu farklıdır.
Karne bir sonuç değil, bir duraktır. Önemli olan o durakta çocuğun elinden tutup tutmadığımızdır.
Bu karne gününde çocuklara şunu hissettirebilirsek, en yüksek notu biz alırız:
“Ne olursa olsun, ben senin yanındayım.”
İyi tatiller çocuklara, biraz da kendimize…