SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Kazananlar konuşuluyor. Peki ya kaybedenler ne yaşıyor?

Yazının Giriş Tarihi: 18.04.2026 20:52
Yazının Güncellenme Tarihi: 18.04.2026 20:52

Bir eğitim öğretimin sonuna yaklaşmak üzereyiz.

LGS maratonu devam ediyor.. Çocuklarımız sınava girecek.. Ve sonuçlar açıklanacak ...

LGS sonuçları açıklandığında ekranlar yine aynı görüntülerle doluyor.
Tam puan alan öğrenciler, başarı hikâyeleri, gururlu aileler…

Her yıl olduğu gibi bu yıl da “en iyiler” konuşuluyor.
Peki ya geri kalanlar?

Bu soruyu sormadan eğitim üzerine konuşmak, gerçeğin yarısını görmezden gelmek demektir.

LGS’ye yüz binlerce öğrenci giriyor. Ancak biz sadece birkaç öğrencinin hikâyesini dinliyoruz. Medya, doğal olarak başarıyı öne çıkarıyor. Ama bu durum, farkında olmadan çok daha büyük bir kitlenin sessizliğe itilmesine neden oluyor.

Aylarca çalışan, emek veren, hayal kuran ama istediği sonucu alamayan çocuklar…
Onlar ne yaşıyor?

Bu çocukların çoğu ilk kez “yetersizlik” duygusuyla tanışıyor. Bir sınav sonucunun, kendi değerlerini belirlediğine inanmaya başlıyor. Oysa bir çocuğun değeri, birkaç saatlik bir sınavla ölçülemez.

Ama sistem tam olarak bunu yapıyor.

Bugün eğitim sistemimiz, başarıyı dar bir çerçeveye sıkıştırmış durumda.
“İyi lise – kötü lise” ayrımı, çocukları daha yolun başında sınıflandırıyor.

Bir grup “kazanan” ilan edilirken, geri kalanlar adeta görünmez hale geliyor.

Oysa eğitim, birkaç öğrenciyi zirveye taşımak değil; tüm öğrencileri hayata hazırlamak olmalı.

Medyanın sunduğu başarı hikâyeleri de ayrı bir tartışma konusu.
“Günde 500 soru çözdü”,
“Hiç sosyal medyaya girmedi”,
“Disiplinden asla vazgeçmedi”…

Bu anlatılar, başarıyı ulaşılması zor bir kalıba sokuyor. Ve o kalıba giremeyen çocuklar, kendilerini başarısız olarak tanımlamaya başlıyor.

Oysa başarı, tek bir formüle sığmaz.

Ailelerin rolü ise belki de en kritik noktada duruyor.
İyi niyetle kurulan cümleler bile bazen çocuklar üzerinde ağır bir baskıya dönüşebiliyor.

“Biz senden daha iyisini bekliyorduk”
“Bu sonuç sana yakışmadı”

Bu sözler, bir çocuğun özgüveninde derin izler bırakıyor.

Oysa çocukların en çok ihtiyacı olan şey, koşulsuz destek.

Belki de artık şu soruyu sormanın zamanı gelmiştir:
Başarıyı doğru tanımlıyor muyuz?

Başarı sadece yüksek puan almak değildir.
Başarı, çabanın kendisidir.
Başarı, pes etmemektir.
Başarı, yeniden denemektir.

Ama biz başarıyı tek bir sayıya indirgedik. Ve o sayının dışında kalan herkesi görmezden geldik.

Asıl mesele LGS değil.
Asıl mesele, bir sınavın çocukların hayatında bu kadar belirleyici hale gelmesi.

Her yıl aynı tabloyu izliyoruz:
Kazananları alkışlıyoruz…
Kaybedenleri unutuyoruz.

Oysa gerçek şu:
Kaybeden yok.

Sadece görülmeyen, duyulmayan ve anlaşılmayan bir çoğunluk var.

Belki de artık yönümüzü değiştirmeliyiz.
Birincileri değil, çocukları konuşmalıyız.

Çünkü bir ülkenin geleceği, sadece zirveye çıkanlarla değil;
yolda kalanların da yeniden ayağa kalkabilmesiyle şekillenir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.