Eğitim sadece okulun dört duvarı arasında gerçekleşen bir süreç değil. Evde başlayan, okulda şekillenen, sokakta ve hayatta devam eden uzun bir yolculuk. Bu yolculukta en kritik sorulardan biri ise şu: Veliler okulun neresinde durmalı?
Son yıllarda velilerin okulla ilişkisi belirgin şekilde değişti. Artık birçok veli sadece veli toplantılarına katılan, karne günü okula uğrayan bir figür değil. WhatsApp gruplarında aktif, öğretmene anında ulaşabilen, müfredatı takip eden, hatta zaman zaman yönetime öneri sunan bir profil var. Bu durum bir yandan iletişimi güçlendirirken, diğer yandan sınırların bulanıklaşmasına da yol açıyor.
Velinin okulda tamamen pasif olması da doğru değil, her detaya müdahil olması da.
Çocuk için en sağlıklı tablo; velinin destekleyici ama gölge etmeyen bir yerde durmasıdır. Öğretmenin otoritesini zedelemeden, çocuğun sorumluluk almasına fırsat tanıyarak sürece dahil olmak… Asıl mesele denge.
Bugün birçok öğrenci, yaşadığı en küçük akademik sorunda araya hemen velisinin girdiğini görüyor. Ödev eksikse veli yazıyor, not düşükse veli itiraz ediyor, arkadaşlık problemi varsa veli devreye giriyor. Oysa çocukların küçük krizlerle baş etmeyi öğrenmesi gerekiyor. Hayat, her sorunda anne-babanın devreye girdiği bir düzen sunmuyor.
Diğer tarafta ise tamamen ilgisiz bir tablo var. “Okul halleder” anlayışı da en az aşırı müdahale kadar riskli. Çocuk, ailesinin eğitim sürecine değer verdiğini hissetmek ister. Velinin takibi, çocuğa verilen değerin bir göstergesidir.
Peki ideal duruş ne?
Veliler;
Öğretmene güvenmeli,
Çocuğunun sorumluluklarını onun yerine üstlenmemeli,
Okulla iletişimi açık tutmalı,
Ama eğitim sürecini yönetmeye çalışmamalı.
Unutmamak gerekir ki okul bir ekip işidir. Öğretmen akademik rehberdir, aile ise duygusal destek kaynağı. Roller karıştığında en çok zarar gören çocuk olur.
Belki de asıl soru şu:
Çocuğumuz için mi mücadele ediyoruz, yoksa kendi kaygılarımızı mı yatıştırıyoruz?
Veliler okulun tam merkezinde değil; kenarında, sağlam bir dayanak noktası olmalı. Gerektiğinde destek veren, gerektiğinde geri çekilmeyi bilen bir yerde…
Çünkü iyi bir eğitim, sadece bilgiyi değil; özgüveni, sorumluluğu ve hayata karşı duruşu da öğretir. Ve bu ders, velinin doğru yerde durmasıyla başlar.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Azize Yüksel
Veliler okulun neresinde durmalı?
Eğitim sadece okulun dört duvarı arasında gerçekleşen bir süreç değil. Evde başlayan, okulda şekillenen, sokakta ve hayatta devam eden uzun bir yolculuk. Bu yolculukta en kritik sorulardan biri ise şu: Veliler okulun neresinde durmalı?
Son yıllarda velilerin okulla ilişkisi belirgin şekilde değişti. Artık birçok veli sadece veli toplantılarına katılan, karne günü okula uğrayan bir figür değil. WhatsApp gruplarında aktif, öğretmene anında ulaşabilen, müfredatı takip eden, hatta zaman zaman yönetime öneri sunan bir profil var. Bu durum bir yandan iletişimi güçlendirirken, diğer yandan sınırların bulanıklaşmasına da yol açıyor.
Velinin okulda tamamen pasif olması da doğru değil, her detaya müdahil olması da.
Çocuk için en sağlıklı tablo; velinin destekleyici ama gölge etmeyen bir yerde durmasıdır. Öğretmenin otoritesini zedelemeden, çocuğun sorumluluk almasına fırsat tanıyarak sürece dahil olmak… Asıl mesele denge.
Bugün birçok öğrenci, yaşadığı en küçük akademik sorunda araya hemen velisinin girdiğini görüyor. Ödev eksikse veli yazıyor, not düşükse veli itiraz ediyor, arkadaşlık problemi varsa veli devreye giriyor. Oysa çocukların küçük krizlerle baş etmeyi öğrenmesi gerekiyor. Hayat, her sorunda anne-babanın devreye girdiği bir düzen sunmuyor.
Diğer tarafta ise tamamen ilgisiz bir tablo var. “Okul halleder” anlayışı da en az aşırı müdahale kadar riskli. Çocuk, ailesinin eğitim sürecine değer verdiğini hissetmek ister. Velinin takibi, çocuğa verilen değerin bir göstergesidir.
Peki ideal duruş ne?
Veliler;
Öğretmene güvenmeli,
Çocuğunun sorumluluklarını onun yerine üstlenmemeli,
Okulla iletişimi açık tutmalı,
Ama eğitim sürecini yönetmeye çalışmamalı.
Unutmamak gerekir ki okul bir ekip işidir. Öğretmen akademik rehberdir, aile ise duygusal destek kaynağı. Roller karıştığında en çok zarar gören çocuk olur.
Belki de asıl soru şu:
Çocuğumuz için mi mücadele ediyoruz, yoksa kendi kaygılarımızı mı yatıştırıyoruz?
Veliler okulun tam merkezinde değil; kenarında, sağlam bir dayanak noktası olmalı. Gerektiğinde destek veren, gerektiğinde geri çekilmeyi bilen bir yerde…
Çünkü iyi bir eğitim, sadece bilgiyi değil; özgüveni, sorumluluğu ve hayata karşı duruşu da öğretir. Ve bu ders, velinin doğru yerde durmasıyla başlar.