Barış/kardeşlik süreci sürsün, Türkiye’miz büyüsün…

Dostlarımız bilirler; ‘Batılı’ olup da Siirt’imiz ve Batman’ımız başta olmak üzere, Güneydoğu illerimize en sık gidenlerden birisiyiz. Son bir kaç yıl içerisinde yeri geldi her ay gittiğimiz oldu. Siirt’imizden Şırnak’ımıza kadar hemen hemen her yere…

Laf olsun, fantezi olsun, turistik gezi olsun diye gitmiyorduk tabi ki; içimizde bir uhdeydi Güneydoğumuz. Şöyle ki; 1991 yılında, Marmara Teknik Eğitimden mezun olduğumuzda, rahmetli babamın da isteğini kırmayarak, Milli Eğitimde görev almak istedik. Veee, ilk tayin yerimiz Diyarbakır çıktı. Sene 1991; terörün tepe yaptığı yıllar, özellikle de öğretmenlere yönelik kısmı ile gözümüz kesmedi Diyarbakır’a gitmek (maçamız yemedi diye de okuyabilirsiniz:-)).  Marmara Üniversitesi’nde açılan yüksek lisans sınavına ‘deliler gibi’ çalışıp sınavı kazanarak, tayinimizi Diyarbakır’ımızdan İstanbul’a aldırdık. O günden beri, Diyarbakır nezdinde Güneydoğumuz içimizde bir uhde olarak kalmıştı.

Aradan yıllar geçti. Barış ve kardeşlik süreci ile birlikte bölgeye yeniden huzur hakim olmuştu. Devlet; daha önce yer yer ihmal ettiği, yer yer hor gördüğü Güneydoğu bölgemizin insanına hak ettiği hizmetleri götürmeye başlamıştı; yeni üniversiteler kurulmuş, yeni hava alanları inşa edilmiş, yeni yollar açılmıştı, Kürtçenin ve Kürtçe isimlerin serbestiyeti gibi yıllarca ihmal edilmiş sosyal ve kültürel haklar verilmeye başlanmıştı. Devlet, eski ulusçu reflekslerinden kurtulma yolunda büyük mesafeler katetmiş, bölgesel ve etnik kökene bakmaksızın vatandaş merkezli devlet felsefesi yavaşta olsa devletin üst kademelerinde de hâkim olmaya başlamıştı. Bölge halkı, belki de Osmanlı’dan sonra ilk defa bu kadar devleti ile barışık bir hale gelmişti.

Biz de, içimizde bir uhde olarak kalan, daha önce birçoklarımız için ‘gidilemez’ olan bölgeyi, bizim için ‘öncelikli olarak gidilmesi gereken bölge’ olarak ilan ettik. Barış, kardeşlik ve açılım sürecini fırsat bilerek…

Bir eğitimci olarak, yeni kurulan çiçeği burnunda Siirt Üniversitemiz ile işe başladık. İlk Siirt ziyaretimizin hemen akabinde, Siirt Rektörümüzü Southern Üniversitemizde misafir ettik. Southern Üniversitemiz, ABD Louisiana eyaletinin başkenti Baton Rouge’daki iki devlet üniversitesinden birisi olan, tarihi siyahî bir üniversite. Siirt ve Southern üniversitelerimiz arasında, ortak akademik, kültürel ve sosyal faaliyetlerini öngören ikili işbirliği anlaşmalarını imzaladık.

Siirt Üniversitemiz, Amerika’daki Southern Üniversitemiz ile kardeş üniversite olmuştu artık. Bu anlaşmaların bir meyvesi ve belkide Siirt tarihinde bir ilk olarak, Siirt Üniversitemizde Southern-Siirt-Kırıkkkale kardeş üniversitelerimiz ile ortaklaşa ‘Bilimin Işığında Uluslararası Eğitim Liderliği Konferansını’ organize ettik, Amerika’dan kara derili ak yürekli rektörlerimiz, dekanlarımız ve hocalarımızın ile katılımı ile. Konferans vesilesi ile, YÖK tarihinde belkide ilk defa, ÖSYM Başkan yardımcımızı ve Üniversiteler Arası Kurul Genel Sekreterimizi Siirt Üniversitemizde misafir ederek, Siirt üniversitemizi yerinde tanıtmak imkanına sahip olduk. Yine belkide tarihte ilk defa, Türkiye’mizin en kuzeyindeki üniversitelerimizden olan kardeş Artvin Çoruh Üniversitemiz ile Türkiye’mizin en güneyindeki kardeş Siirt Üniversitemizi Siirt’te buluşturduk.

Southern ile kardeş üniversite anlaşmamız olan Kırıkkale Üniversitemizi de Siirt’e kardeş üniversite yaptık.

 

Adı geçen konferansımız belki ilk idi lakin son olmasını istemiyorduk. Siirt Üniversitemiz ile bir çok projelere daha imza attık; geçen yıl 2. sini düzenlediğimiz, Southern-Bursa Gürsu Ziraat Odası-Siirt ortaklaşa Uluslararası Tarım Paneli, çifte diploma imkanı tanıyan 2+2 ortak lisans programı anlaşması ( YÖK onayını bekliyor), Amerika Zakat Vakfımızın geleneksel Siirt Üniversitemiz iftarları, Siirt Üniversitemizden hocalarımızı Amerika’da ziyaretçi öğretim üyesi olarak misafir etmemiz,… Bunlardan sadece bir kaç tanesi.

Hoca, ‘kısa kes, Siirt havası olsun’, dediğinizi duyar gibi oluyorum.

Sözün özü; tüm bunları barış, kardeşlik ve açılım sürecinin sağlamış olduğu huzur ortamı sayesinde gerçekleştirdik.

Yine barış, kardeşlik ve açılım sürecinin sağlamış olduğu huzur ortamı sayesinde gördük ki; Siirt nezdinde Güneydoğu insanımız, öylem bir çoklarımızın uzaktan zannettiği gibi değiller; Bölgede iki kelimenin başında duyacağınız ‘başım gözüm üstüne’ sözünü adeta baş tacı etmişler. Vallahi, bizleri el üstünde değil, adeta baş tacı ediyorlar, başlarının üstünde tutuyorlar.

Defalarca gittik, her gittiğimizde iyilikten gayri bir kötülük görmedik. Tek kötü tarafı bağımlılık yapmaları; gidince gidesi geliyor, görünce göresi geliyor, hele o Büryan var ya o Büryan, yiyince yiyesi geliyor insanın.

Bir dostun ifadesi ile barış, kardeşlik ve açılım sürecinin sağlamış olduğu huzur ortamı sayesinde içimizde uhde kalan yerlere âşık olduk…

Geçen yıl karar vermiştik, Siirt’imizde Mayıs ayı başında ikinci bir uluslararası konferans yapalım diye. Gerek İstanbul ve Ankara’daki bombalı terör eylemleri gerekse bölgedeki artan eylemler sebebi ile Federal Hükumet, Türkiye’ye bölgesel bazda seyahat uyarısında bulundu. Buradaki hocalarımız da kendilerince haklı olarak tedirgin oluyorlar bu durumdan. İleri bir tarihe ertelemek durumunda kaldık, zaruretten.

Siirt’imize ve Siirt Üniversitemize yönelik düşüncelerimiz sadece konferans düzenlemek ile sınırlı değil tabii ki. Siirt Üniversitemiz ile Southern Üniversitemiz hali hazırda kardeş üniversiteler. Bu kardeşliğin daha da pekiştirilmesini hedefliyoruz; Southern Üniversitemizin Güneydoğu temsilciliğini Siirt Üniversitemiz bünyesinde açmak istiyoruz, Amerika’dan hocalarımızın periyodik olarak Siirt Üniversitemizde derslere girmelerini arzuluyoruz, Siirt’ten hocalarımız ile ortaklaşa projeler yürütmek istiyoruz, karşılıklı öğrenci değişimi programını hayata geçirerek Siirt sokaklarında kara derili ak yürekli öğencilerimizin ‘ben var sizi ve Siirt’ti çok sevmek’ dediklerini duymak istiyoruz…

Tüm bunlar ve daha fazlası hayal değil. İlk Siirt’e gidişimizi hatırlıyorum da; Southern Üniversitemizin Türkiye Özel Temsilcisi olarak, taaa Amerika’dan kalkıp  Siirt Rektörü Murat Erman hocamız ile görüşme yapmak için -günü birlik- Siirt’e gidişimizi… ‘Hoca, oralarda topuklarına sıkarlar! Batıda üniversite mi kalmadı?’ yollu ön yargılı ‘dost’ tavsiyelerini… Bırakın topuklarımıza sıkmayı, bizleri kendilerine âşık ettiler.

Bu arada; Siirt, bizim için sadece bir başlangıç. Siirt ile yapmış olduğumuz akademik işbirliklerinin benzerlerini Güneydoğumuzdaki diğer, özellikle de yeni kurulan, üniversitelerimiz ile de yapmak istiyoruz. Şırnak ve Batman üniversitelerimizin dönem rektörleri ile de ön görüşmelerimizi gerçekleştirdik.

 

Bölgeye yönelik olarak, daha geniş bir akademik perspektiften bakacak olursak eğer; Güneydoğu’muzu pekala bölgenin (Ortadoğu, Asya, ve Hindistan’ı da kapsayacak bir şekilde) bir eğitim üssü yapabiliriz. Bölgenin coğrafi konumu yanında, bölgenin doğasında olan çok dillilik, çok kültürlülük ve çok etnik kökenlilik bunu daha bir mümkün kılacağını düşünüyorum.

Düşünsenize; Siirt Üniversitemiz, bölgenin Harvard’ı olmuş, kabul alıp okumak için Arabından Hintlisine insanlar sıraya girmiş. Şırnak Üniversitemiz, bölgenin Oxford’u olmuş…

Bunlar hayal değil; lakin öncelikli olarak bölgede terörün son bulması, kardeşlik ve barış sürecinin devam etmesi gerekiyor.

Özet olarak; barış ve kardeşlik süreci nihayetinde en fazla bölgedeki kardeşlerimizin faydasına olmaktadır. Bölgedeki kardeşlerimizin, tercihlerini; terörden ve huzursuzluktan yana değil, bilakis barış ve kardeşlik sürecinden yana kullanacakları yönünde inancım tamdır. Her gittiğimizde iyilikten gayri bir kötülük görmediğimiz insanlardan aksini beklemek akla aykırı olacaktır.

Kürdü ile Türkü ile Gürcüsü ile (bir Gürcü olarak kendimi saymasam olmazdı:-)… hepimiz bir Türkiye’yiz!

Barış ve kardeşlik süreci sürsün, Türkiye’miz büyüsün!

İlginizi Çekebilir

ERRARE HUMANUM EST

İlk aday gösterildiğinde yakın çevreme hatalı bir seçim olduğunu söylemiş ancak, “bir bildiği vardır elbet…” ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir