Biz de buradayız

Bir dönemin Kemalist ideolojisinin pravdası, şimdilerde Fethullah’ın metreslik görevini deruhte eden Cumhuriyet Gazetesi,  Anayasa Mahkemesi başkanının ‘Biz Hep Buradayız’ sözünü manşet yapmış.

Mahkeme başkanının bu sözü hangi anlamda söylediğini bilmiyorum. Ama Cumhuriyet’in manşetinin yerlilerin zihnindeki çağrışımı ’28 Şubat 1000 yıl sürecektir’ cümlesinin çağrışımı ile aynıdır.

Türkiye’de darbelerin, muhtıraların, halkın temsilcilerine karşı yapılan operasyonların hepsinin ortak noktası aynıdır. Hepsi buradaki yerlilere şunu söylemektedir:

‘Burada siz yaşıyor olabilirsiniz. Ama burası size ait değildir. Sizin burada temsilci olarak seçtikleriniz bizim küresel projelerimizin konu mankeni/ piyonu olmaktan öteye geçmeye kalkması durumunda ‘size ait olduğunu sandığınız kurum ve kuruluşlarınız marifetiyle operasyon yapmak bizim rutinimizdir. Bundan dolayı seçimlerinizde dikkatli olun. Bizim onay vermediklerimize oy vermeyin. Haddinizi bilin”

 

28 Şubat darbesi, ABD’nin/ Küreselcilerin, Hükümet olmaklıklarını engelleyemeyecekleri Müslüman/ Dindar/ Muhafazakâr ahalinin temsilcilerine devletin / hükümetin anahtarlarını devretmeden önce kilit mevkilere Fethullah gizli servisini yerleştirme operasyonunun adıdır. Fethullah Gülen ve cemaat görünümlü gizli servis yapılanması darbenin kendilerine karşı da yapılmış olduğu rolünü oynasalar da süreç boyunca yaptığı açıklamaları ve hamleleri ile işin içindeki en önemli aktör/ piyonlardan olduğu dönemin gazete manşetlerine çıkan manipülatif açıklamaları ile sabittir.

Darbe dönemi ve sonraki yıllarda devletin kalbinin ve beyninin Fethullah örgütü üzerinden ABD’ye taşınması süreci ustalıkla yürütülmüştür. ABD’de sürgün numarası yaparak Pensilvanya’ya taşınan örgütün maskotunun şahsında devletin beyni ve kalbi artık ABD olmuştur. (ABD sadece bir devletin değil, küresel emperyalist egemenlerin çatı terör örgütünün adıdır) Ve artık hükümet kim olursa olsun devletin kalbi ve beyni emin ellerdeydi. Yerli halkın temsilcilerinin güçlü bir halk desteği ile hükümet olmasında hiçbir sakınca yoktur.

2002 yılında seçim kazanıp hükümet kuran Ak Parti aslında Fethullah’ın örgütü ve dolayısı ile de ABD ile koalisyon hükümeti kurmuştur.

Ne var ki Ak Parti gittikçe koalisyon ortağı gibi değil de gerçek bir hükümet gibi davranmaya, küresel ve bölgesel ölçekte ‘büyük devletmiş gibi’ davranmaya başladı.  Devleti ‘kendi yerli halkının devleti’ sanıp yönetmeye kalktığı her defasında ABD ve Küreselciler piyonlarını oyuna sürmüş ve darbeler / operasyonlar yapmışlardır. Bu operasyonların hepsinde yerel unsurlar/ konular/ kavramlar kullanılmış olsa da ana dinamik ABD’dir. Bu darbelerde/ operasyonlarda kullanılan Laiklik, Atatürk, şeriat, demokrasi, çevre, ağaç vs gibi kavramların hepsi sadece birer Truva atıdır.

 

28 Şubat paşa/ piyonlarından Çevik Bir’in ‘1000 yıl sürecek’ derken kast ettiği buydu sanırım.

O paşa bölgede kolunu kanadını kıpırdatmayıncaya kadar küresel emperyalistlerin her türlü oyunu oynayacağını biliyordu da konuşuyordu.

1996’da Erbakan’a oy veren bizlere verilmek istenen dersi bir türlü anlayamayan bizler, ondan sonrakilerden de hiç ders almamışa benziyoruz. Bu gidişle de asla ders almayacağız.

Dolayısıyla mahkeme başkanı da Çevik Paşa da doğruyu söylemişler. Onlar her zaman burada var olacaklar. Bazen bir dini cemaat lideri, bir vaiz kılığında, bazen çevreci bir kuruluş kılığında, bazen devrimci halk savaşçısı, bazen milli ordunun bir paşası kılığında, bazen işadamı, bazen iktidar partisi eski bakanı, milletvekili kılığında, bazen bir gazeteci, bazen bir polis şefi kılığında, bazen merkez bankası başkanı kılığında, bazen ‘Türkiye Türklerindir’ sloganının arkasına saklanmış ulusalcı kılığında, bazen antikapitalist, bazen liberal kılığında, bazen bir savcı- hâkim kılığında, bazen doğrudan terör örgütü kılığında, bazen komşu bir devlet kılığında… Her zaman başını çıkaracaktır.
Onlara kötü bir haberim var. Onlar kafalarını hangi kılıkta çıkarırlarsa çıkarsınlar, hangi maskeyi takarlarsa taksınlar, hangi fitneyi çevirirlerse çevirsinler yerli halk onları tanımakta ve onlara karşı pozisyon alanların yanında saf durmakta zerre kadar tereddüt etmiyorlar. Etmeyecekler.

 

Evet, onlar hala buralardalar. 1000 yıl daha buralarda olacaklar. Ama biz de buralardayız ve bin yıl daha buralardayız. Buralarda kalacağız.

Üstelik sizin binbir suratlarınızı hiçbir zaman unutmadan buradayız.

Toparlandık, gitmiyoruz…

Sıradaki gelsin.

İlginizi Çekebilir

Bütün ülkeler eşittir ama bazıları daha eşit

Dünyanın küresel bir köye dönüşmesiyle birlikte Türkiye’nin taptaze kirazları İngiliz Kraliyet ailesinin sofralarını süslerken elbette ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir