Cumhuriyet kutlamalarının iki yüzü

İkibinli yılların başına kadar, Cumhuriyet’in ilanının yıl dönümleri için yapılan kutlamaları izlerken, içimiz acırdı. Cumhuriyetin faziletlerini övmek için söylenen her söz, ruh dünyamıza indirilen bir darbe gibiydi. Söz gelimi; kadının özgürlüğü deyince, Müslüman kadının çarşafını yırtmak olarak sembolize ediyorlardı. M.Kemal’i övmek için; tarihe ve tarihi şahsiyetlere hakareti, cumhuriyet bayramını kutlama olarak kabul ediyorlardı. Dahası; kendilerini Cumhuriyetin elitleri olarak konumlandırıyorlar, kutlamaları sadece kendileri için hak olarak görüyorlardı. Bu aynı zamanda: M. Kemal’in şahsında, Milli Mücadele yıllarındaki isimsiz ve görünmez kahramanları yok saymak ve ‘Monark’ bir tip yaratmak anlamı taşıyordu ve M.Kemal’i halkın gözünde yokluğa mahkum etmeye itiyordu.

Şimdilerde Cumhuriyet Bayramı kutlamalarının formatı değişince, bu cumhuriyet elitleri, ağızlarından salyalara akarak, hakaretlerinin dozunu; ahlaki, insani ve tarih bilgisinin sınırları dışına kadar çıkardılar. Bereket, küfürlerini sadece kendileri duyuyor ve öylece bir tür tatmin yolunu bulmuş oluyorlardı. Sonra Cumhuriyetin kazanımları diye; ne kadar kutsal ve ne kadar değer varsa ya da tarihten tevarüs ettiğimiz ne varsa bir anda silinip atılıyordu. Yani Ebu Cehil’in ruhu kıtalar dolaşmaya devam ediyordu. Sözün gelimi; Efendi, Bey, Paşa gibi lakap ve unvanların kullanılması yasaklandı ama paşalık ve paşaların vesayetinin hala devam etmesine tek kelime eden yoktu. On yılda on beş milyon genç yarattıydık her yaşta ama bu gençler, modern Türkiye’de, İstanbul’a üçüncü köprünün ve havalimanının yapılmasına karşı çıkıyorlardı. Bu nasıl bir kafadır, çözmüş te değiliz.

Ancak benim derdim bu değil. Yani üzerinde durmak istediğim asıl konu başka. Şimdilerde artık kutlamalar bizim mahallenin çocukları tarafından yapılıyor. Ne var ki; konseptte herhangi bir değişiklik yok. Hatta diyebilirim ki kutlamalar daha da iç acıtıcı bir şekilde kutlanıyor. Öyle ki, yerel yönetimlerde iş başında bulunan bir kısım Ak Partili belediye başkanları, meşruiyet korkusu, kompleks anaforu ve ontik problematiği içinde kutlamanın çabası içine girdiklerini gözlemliyoruz. Cumhuriyet bayramının kutlanmasını dert edinmiyoruz. Kendi seçmeninin asla tasvip etmeyeceği bir tarz ve biçimde kutlamalarına vurgu yapmaya çalışıyoruz.

Cumhuriyet kutlamaları, geçmişin muhasebesi yapılarak, geleceğe dönük bir projeksiyon tutulamaz mı? Yahut adet yerini bulsun diye, sade bir kutlama yapılamaz mıydı. Oysa siz, ağzınızla kuş tutsanız; Milli mücadele yıllarında sahada olan tüm kahramanları yok saysanız, yahut görmezlikten gelseniz,  Cumhuriyet’in Kurucusu  olarak yalnızca M.Kemal öne çıkartıp tabulaştırsanız, yine de cumhuriyet elitlerininin gözünde meşruiyet elde edemezsiniz. Yine de sizin niyetlerinizi okumaya devam ederler, yaptığınız bu işlerle başka başka hesaplar peşinde olduğunuz yargısına kolayca varabilirler. Yüzbinler harcayarak, Cumhuriyeti kutlama adına meydanlar saldığını sanatçı diye mahalleye bıraktığınız rakkaseler, sizi, onların gözünde ibra etmeye yetmeyecektir. Aksine, asıl kaybınız, size bel bağlamış ve peşinizden gelmiş milyonları oyun dışına itmiş olursunuz. Onlara da, sizi mahalle kaçkını ilan etmekten başka bir yol bırakmamış olacaksınız.

Bizim mahallenin cumhuriyetle bir probleminin olmadığını söylemeye bile gerek yoktur. Ancak; ‘Cumhuriyetin ilan edilmesiyle birlikte birçok hak ve özgürlüğe kavuştuk’ diyerek on yıllardır ensemizde boza pişirmeleriyle sorunumuz olduğunu sizler de çok iyi biliyorsunuz. Kadını özgürleştirdik diyerek; Müslüman kadını soyarak sokaklara salınmasına, kızlarımızın, başlarını açma adına,  üniversite kapılarından geri çevrilerek, bir nesli nasıl mahvettiklerini, sizler de çok iyi hatırlıyorsunuz.

Cumhuriyeti yalnızca”ümmetten millet, kuldan vatandaş yaratılması” olarak gören arkaik anlayışla, İslam coğrafyasıyla bir asırdır bağlarımızı koparan ve işgale açık hale getiren anlayışla kavgamız var.

Kavgamız Cumhuriyetle değil, sayın başkanlar….

 

İlginizi Çekebilir

Azrail değil Cebrail

Yine iç politikadan uzak kalıp tüm enerjimi Doğu Akdeniz başta olmak üzere dış politika sorunlarına ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir