SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

DÜŞMANIN VERDİĞİ İKTİDAR

Yazının Giriş Tarihi: 17.03.2026 13:38
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.03.2026 13:38

Şiiliğin çıkış yeri İran değil Irak’tır. Taraftar demek olan Şiilik, Hz. Ali döneminde (656-661) başlamıştır. Azerbaycan ve Farisinin Şiileşmesi, ancak Safaviler zamanında zorla ve Irak, Lübnan’dan getirilen mollaların çabası ile Şiilik İran’da kalıcı hale getirilmiştir.

Şiilik Irak kökenli olmasına karşılık, Irak’ta son iki yüzyıla kadar azınlık, Sünnilik çoğunluktur. Şiilerin çoğunluk olmalarında siyasi sebeplerin yanında göçebelerin (Bedevilerin) yerleşik hayata geçmeleri tayin edicidir. Bu geçişte Hille, Kerbela ve Necef merkezli havzaların (medreselerin) payı büyüktür.

Şiiliğin Irak’ta uzun dönem azınlık kalmasının temel sebebi siyaset olmalıdır. Emevi, Abbasi dönemlerinde Şiiler sıkı bir denetim ya da baskı altında yaşamışlardır. O denetim ve baskılar Şiiliğin, Irak’ta baskın çıkmasını engellemiştir.

Irak’ta Şiiliğin yükselmesi dört dönemde mümkün olmuştur. Birincisi Büveyhiler (932-1055) dönemidir. Deylem/Taberistan kökenli olan Büveyhiler ile Şiilik Irak’a hakim olmuştur. Başta Kerbela, sine dövme, gadir-i hum olmak üzere belli başlı Şii ayinleri bu dönemde ortaya çıkmıştır. Irak’ın yerli Şiileri Büveyhileri benimsemiş onlar için çalışmışlardır.

Selçukluların 1055’te Irak’a gelmeleri, Şiilerin iktidarı kaybetmelerine, durumun Şiiler aleyhine dönmesine yol açmıştır. Ancak Büveyhiler döneminde Sünnilerin gördüğü zulümlerin benzerini Selçuklular döneminde Şiiler yaşamamıştır.

Irak’ta Şiiliğin yükseldiği ikinci dönem, Moğol/İlhanlı (1258-1335) dönemidir. Moğol hükümdarı Hülagü, Abbasi Veziri İbni Alkan, Şii Allame İbni Tavus ve yine Şii bilgin Nasıruddin Tusi rehberliğinde Bağdat’ı işgal ederek, Abbasi Halifeliğini yıkmıştır. Adı geçen Şii bilginlerin öncülüğünde ve Moğolların yardımıyla Şiiler Irak’ta yeniden iktidarın ortağı olmuş, buna karşılık Sünniler önemli ölçüde ezilmişlerdir.

Büveyhilerden sonra yabancı işgalci olan Moğollar ile Şiiler, Irak’ın işgalinde ve Sünnilerin ezilmesinde bilerek, isteyerek işbirliği yapmışlardır. Bu işbirliği sayesinde İlhanlı hükümdarı Olcaytu Han (1304-1316) zamanında Şiilik, Moğol İlhanlı Devletinin resmi mezhebi olmuştur. Dolayısıyla Moğollarla yaptıkları işbirliğinin karşılığını almışlardır.

Safavilerin 1501’de iktidar olması, Irak’ta Şiiliğin üçüncü defa, (1508-1534) aralığında yükselmesini temin etmiştir. Moğollar, Iraklı Sünnilere daha çok siyasi ve ekonomik konularda zulüm yapmışken Safavilerin zulmü, Sünnilerin türbelerini, camilerini yıkacak, ezanlarını engelleyecek şekilde hemen her alana yayılmıştır.

Kanuni Süleyman’ın Irakeyn seferi (1534) ile Osmanlılara katılan Irak’ta, Sünni ve Şiilerin daha ılımlı mutedil ve istikrarlı bir dönem yaşamaları mümkün olmuştur. Osmanlılar Şii nüfusun din anlayışına hiçbir şekilde müdahale etmemiştir. 1793’te Kerbela yakınlarında Hindiyah Kanalının açılması, göçebe Arap kabilelerinin bu çevreye yerleşmeleri, zaman içinde Şiileşmeleri ile sonuçlanmıştır. Osmanlının temin ettiği istikrar döneminde, 19. Yüzyıl bu şekilde Şii nüfusun çoğalmasına yol açmıştır. Bu istikrarın bozulmasının tek ve olumsuz örneği Vehhabilerin Kerbela çevresini 21 Nisan 1802’de işgal ederek, binlerce Şii’yi katletmesidir. Bu baskın Irak’ta Şii ve Sünni ilişkilerinin bir süre bozulmasına yol açmıştır.

Muhtemelen Osmanlı Devletinin Şiilere karşı makul tutumunun sonucu olarak Birinci Dünya Savaşı esnasında, Şii nüfusun çoğunluğu Osmanlılara sadık kalmıştır, İngilizlerle işbirliği yapmamıştır. Irak’taki İngiliz işgalinden (1918-1932) sonra, İngilizlerin Şerif Hüseyin’in oğlu Faysal’ı Irak Kralı/Meliki ilan etmeleri, Şii çoğunluk devlet düzeninden önemli ölçüde dışlanmıştır.

1963’te başlayan Baas Parti diktatörlüğü Şiiler için, felaketli bir dönem olmuştur. Irak Şiileri arasındaki ilişki artıp azalarak, Safavi, Kacar ve Pehlevi dönemlerinde devam etmiştir. İran Şahı ile sınır anlaşmazlıkları yaşayan Saddam Hüseyin, Şiilerin İran ile bağlantılarını engellemiş, Büveyhiler döneminde başlayan Erbain, Sine dövme ve Gadiri Hum törenleri gibi ayinleri yasaklamıştır. Her ne kadar Şii nüfus arasında siyasi muhalefet bilinci bu dönemde yaygınlaşmış ise de İran-Irak Savaşı esnasında (1980-1988), Şiiler hiçbir ayaklanma çıkaramamışlardır. Bu savaştan ve 1991 Körfez Savaşından sonra başlayan Şii isyanını, Saddam Hüseyin acımasızca bastırmıştır.

Irak’ı ABD’nin 2003’te işgali, Irak’ta Şiiliğin dördüncü defa yükselmesini başlatmıştır. Zaten işgalden önce Irak Muhaliflerinin Londra, Washington, Selahaddin toplantılarına İran taraftarı olan Ayetüllah Muhammed Bakır liderliğindeki Irak İslam Devrimi Yüksek Konseyi katılmıştır. Konseyin askeri kanadı Bedir Tugayları, Irak’a karşı İran’ın yanında savaştığı gibi, 2003 ABD işgalinde de ABD ile birlikte savaşmıştır. 2003’te Mukteda Sadr’a bağlı Mehdi Ordusu da ABD ile birlikte Sünni direnişçilere karşı savaşmıştır.

ABD işgali, Irak’ta iktidarın Sünnilerden Şiilere geçmesini temin etmiştir. İşgal öncesinde ve esnasında Şii hiziplerin ABD ile birlikte savaşmaları, Tusi ve İbni Tavus’un Hülagü ordusuyla işbirliğini hatırlatmıştır. Şii hizipler ABD ile yaptıkları işbirliğinin sonunda iktidar oldukları gibi, 30 Aralık 2006’da Saddam Hüseyin’i de idam etmişlerdir. İdam eden görevliler “Yaşasın Mukteda” diye bağırmıştır. Bu işgal aynı zamanda Irak Şiileri arasında İran taraftarlarını daha etkili hale getirmiştir. Bu işgalde İran, Hekiminin Bedir Tugayları ve Sadr’ın Mehdi ordusuyla yani vekil güçleri ile ABD ile ittifak ettiği gibi, işgal sonrasında başlayan Sünni-Şii mezhep savaşına da İran fiilen katılmıştır.

NOT: Bütün Müslümanların ramazan bayramları hayırlı osun, barış, huzur getirsin.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.