SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

İRAN'IN KAPLANLIĞI

Yazının Giriş Tarihi: 26.02.2026 12:47
Yazının Güncellenme Tarihi: 26.02.2026 12:47

ABD’nin İran’a saldırmasını kesinleştiren bütün alametler ortaya çıktı. ABD’nin bahaneleri bütünüyle sudan sebeplere dayanmaktadır. Dünyada sivil halka karşı atom bombasını, iki defa kullanan tek ülke olmasına karşılık, ABD’nin “İran nükleer silah sahibi olamaz” diye kabadayılık etmektedir. Aynı ABD’nin, “İran’ın füze menzili de 300 km ile sınırlı kalacak” diye ısrarının meşru bir tarafı yoktur. Tümüyle İsrail’i koruma, kollama kaygılarından kaynaklı bir takıntıdır.

Aynı ABD’nin Basra Körfezine yaptığı büyük yığınak tamamlanırken, ABD yönetiminin doğrudan İran’ı hedef alan tehditleri devam etmektedir. Özetle ABD, Basra Körfezinde belki bütün İran sahasında bir maraza çıkarmak için, her gün yeni bahaneler ileri sürmektedir.

İran’ın Lübnan, Yemen gibi bazı ülkelerde ABD’ye rağmen bayrak sallaması, kışkırtıcı olabilir. Ancak asıl sebep İran’ın sahip olduğu doğal gaz, petrol, değerli elemenler gibi zenginlikleridir. İran’da bir yönetim değişikliği ya da mevcut İran yönetiminin ABD için ehlileştirilmesi daha önemlidir. ABD ambargosuna rağmen İran petrol ve doğal gazının % 80 kadarını Çin’e ihraç etmektedir. Çin ile rekabeti bilinen ABD için, böyle bir ticaret savaş sebebi dahi olmaktadır.

Daha önce İran Çin arasında yapılan stratejik anlaşmalara bağlı olarak, İran’ın artık Çin korumasında olduğu söylemleri, Haziran 2025’teki 12 günlük İran-ABD/İsrail savaşında kelimenin bütün anlamı ile fos çıkmıştır. Çin savaşı uzaktan seyretmekle yetinmiştir. Zaten Çin’in İran için gelip ABD ile savaşacağını beklemek, gerçekçi değildir. Bu durum Çin’in kağıttan kaplanlığı gerçekçiliği ile de açıklanabilir.

İran yönetimi, Rehber Hamaney’in söylemi ile ABD’ye meydan okuyup taraftarlarını coştururken, Dışişleri Bakanı Arakçi’nin söylemi ise “ABD lütfen bize vurma” demekten başka bir şey değildir. Umman’da İsviçre’de İran ve ABD temsilcilerinin, ABD’nin dayatmalarını müzakere etmelerinin bundan başka bir anlamı yoktur. İran idaresi, 47 yıldan beri ABD’ye karşı Zaloğlu Rüstem havasında meydan okuyup, doğrudan açıktan görüşmeyi bile reddetmişken, şimdi birden bire uysallaşıp görüşmeler için yer beğenmesi, Türkiye olmaz Umman olsun, Türkiye olmaz İsviçre olsun diye naz makamında istekler ileri sürmesi, aslında 12 Gün Savaşının yol açtığı çaresizlikten dolayıdır.

Muhtemel İran-ABD Savaşı sebebiyle Türkiye’deki İran lobisi harekete geçti. Bu savaşta Türkiye’ye rol biçmeye, İran’ın yanında saf tutma çağrılarını sürdürmektedirler. Türkiye’deki NATO üslerini ABD kullanamamalıymış. Türkiye buna engel olmalıymış. Diğer taraftan böyle bir savaşta İran'da rejimin çökmesi halinde PKK’nın İran’da alan hakimiyetine sahip olacağı, Suriye’dekine benzer bir bölgede hakimiyet kurup, Türkiye için Doğudan yeni bir tehdit oluşturacağı, İran’dan belki milyonları aşan göç dalgalarının Türkiye’ye geleceği, savaş sebebiyle artacak petrol, doğal gaz fiyatlarının Türkiye ekonomisi için, yıkıcı olacağı gibi vurgular tekrarlanmaktadır.

NATO, Türkiye için bir ayak bağıdır. Türkiye’nin çok yönlü, çok taraflı dış siyaseti için de önemli bir engeldir. Türkiye, hangi ülkeyle ne tür bir ilişki kuracağına doğrudan kendisinin karar vermesi, NATO rezervi gibi kayıtlardan kurtulması bağımsızlığını taçlandıracaktır. NATO üyesi olmayan bir Türkiye’de ABD üsleri de olmayacaktır.

İran ve ABD arasında arabulucu rolünü bile Türkiye’ye çok gören bir İran için, Türkiye neden ABD’ye karşı, İran’ın yanında saf tutsun? Bu İran, Türkiye’ye karşı 15 yıl Rusya ile birlikte Suriye’de savaşmamış mıydı? Milyonlarca Suriyelinin Türkiye’de yığılmasını, bu göçle birlikte Türkiye’nin sosyal yapısı ve ekonomisi için büyük tehdit oluşturmamış mıydı? Azerbaycan’a karşı 30 yıl boyunca Ermenistan’ın yanında saf tutmamış mıydı? Azerbaycan’ı tehdit için sınırda askeri tatbikatlar yapmamış mıydı?

İran kötü komşuluğunu sadece Türkiye’ye Azerbaycan’a karşı değil, Afganistan’a, Pakistan’a, Körfez ülkelerine karşı da yapmaktadır. Buna rağmen Türkiye ABD’ye karşı İran’ın yanında ya da İran’a karşı ABD’nin yanında savaşta taraf olursa, çok büyük yanlış yapar. Türkiye’nin İran halkıyla hiçbir sorunu yoktur, olmamalıdır. Yönetimler değişebilir. Ancak komşu ülkeler, milletler kalıcıdır. Bu yüzden kalıcı olan İran halkına, doğrudan kötülük demek olan bir ABD saldırısına da Türkiye kesinkes müzahir olmamalıdır.

Muhtemel bir İran-ABD savaşının sonuçları özellikle Türkiye için hangi sonuçlara yol açabilir? İran’dan Türkiye’ye sayısı milyonları aşan bir göç dalgası hikaye olarak kalabilir. ABD, Irak’ı işgal etti, Irak’ta senelerce iç savaş sürdü, Türkiye’ye Suriye’den olduğu gibi bir göç gelmedi. PKK’nın alan hakimiyeti ve Türkiye ekonomisinin uğrayacağı zararlar muhtemeldir. Dilerim Büyük Şeytan ABD, İran’a saldırmasın. İran halkı yeni bir savaşa, yeni bir felakete maruz kalmasın. İran’daki yönetim ne ülkeyi ne de halkı koruyacak durumda değildir. Acizdir, kağıttan bir kaplan bile değildir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.