SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Kadir Mısıroğlu'nu Nasıl Bilirsiniz?

Yazının Giriş Tarihi: 06.05.2026 10:55
Yazının Güncellenme Tarihi: 06.05.2026 10:56

Türkiye’de tarih konusu en az yüzyıldan beri bir savaş alanıdır. Kemalist görüşün iktidara çöktüğü günden beri, hızını arttırarak bugüne kadar bu savaşta bir değişiklik olmamıştır. Savaşın tarafları değişmediği gibi savaş konuları da neredeyse sabittir, hiç değişmemiştir.

Tarih alanında görülen savaşta kemalist taraf, okullar, resmi kurumlar, resmi bayramlar ve ders kitapları aracılığı ile mutlak bir üstünlük sağlamıştır. Basın yayın alanında da bu üstünlük halen devam etmektedir. Kanun zorlaması ile tarih alanında kemalist telakkinin aksine görüş beyan edenler, ağır yaptırımlara, işkencelere, cezalara ve toplumsal lince maruz kalmışlardır. Kemalist tarih telakkisi ya da resmi görüş, Türkiye’de bu yanıyla, düşünce özgürlüğünün önünde yüzyıllık bir set oluşturmuştur. Maalesef yeni Türkiye söyleminin olduğu bu zamanda da kemalizmin bu saltanatı devam etmektedir.

İşte bu Kemalist tarih telakkisine ya da mitolojisine, geçen yüzyıllık süre içinde baş kaldıran belli başlı isimlerden birisi de Kadir Mısıroğlu’dur(D.1933-Ö.2019). Yazdığı altmıştan fazla kitabı ile büyük ölçüde bu kemalist mitolojiyi sorgulamıştır. Bunun için pek çok zulme maruz kalmıştır. Hapis yatmıştır, işkence görmüştür. 12 Eylül darbesinden hemen sonra yurt dışına çıkmıştır. Vatandaşlıktan atılmış, kendi mallarına el konulduğu gibi kayın pederinden eşine intikal eden mallara bile, el konulmuştur. Nihayet Turgut Özal’ın ANAP’ın iktidar döneminde yeniden vatandaşlığı ve el konulan mal varlığı iade edilmiştir.

Mısıroğlu’nun yazı ve üslubu oldukça coşkuludur. Heyecan yüklüdür. Yazdıklarının büyük çoğunluğu için kaynak göstermiştir. Bu yanıyla son yüzyılın anlaşılmasında, resmi görüşün baskısı ile örtülen hakikatlerin gün ışığına çıkmasında, büyük katkısı olmuştur. Yazdıkları ufuk açıcıdır.

Mısıroğlu’nun tarih telakkisinde Abdülhamid’in istisnai bir yeri vardır. Abdülhamid’i adeta hatasız görmüştür. Necip Fazıl Kısakürek’in ardından “Ulu Hakan Abdülhamit Han” söyleminin temsilcisi olmuştur. Mısıroğlu için Abdülhamit o kadar önemli olmuştur ki adeta Abdülhamid’i dost bilenler onun dostu, düşman bilenler ise onun düşmanıdır. Tarih bilimi bakımından böyle bir üslup, kabul edilmelidir ki oldukça sorunludur.

Aslında kemalist mitoloji içinde Abdülhamit tarihteki en kötü sembol isimdir. Abdülhamid’in yaptığı bütün olumlu işler yok sayıldığı gibi, olumsuz işleri de aşırı derecede abartılmıştır. Kemalist mitolojide, İslamiyet sonrası Türk tarihi kerih görüldüğü gibi bu kerih görülen tarih içinde Abdülhamid, bütün kötülüklerin, yanlışların sembolü sayılmıştır. Buna karşılık Necip Fazıl, Mısıroğlu gibi isimlerde, tam aksine Abdülhamid’i tarihteki en makul şahsiyet olarak “Ulu Hakan” adıyla yüceltmişlerdir.

Mısıroğlu için padişahlık, tarihin şartları içinde ortaya çıkmıştır ancak seçime dayalı idareden üstün tarafları vardır. Çünkü seçilmişler, seçilebilmek için ülke zararına pek çok işi yapar, kendisinden sonra geleceklerin maruz kalacakları problemleri hesaba katmazlar. Oysa padişah, kendisinden sonra oğlunun geleceğini bildiği için, oğlunu zor durumda bırakacak tasarrufta bulunmazlar gibi, açıklamaları ile her fırsatta padişahlığı savunmuştur. Bu görüşü, Hz. Muhammed ve Dört Halifeden bize intikal eden İslami mirasla uyumlu değildir.

Buna karşılık Mısıroğlu sırf kemalist mitolojiye muhalefet ettiği için eleştiri yerine ağır hakaretlere maruz kalmaktadır. Bu hakaretler en çok da onun vefat günü olan 5 Mayıs’ta tekrarlanmaktadır. Çünkü Mısıroğlu bir soruya cevap verirken, muhalif olduğu kemalist uygulamalar ile Yunan işgalcilerinin uygulamalarını karşılaştırmış, başta alfabe değişikliği olmak üzere, kemalizmin daha zararlı olduğunu iddia etmiştir. Kemalizme bu imkanı ise Milli Mücadelede Kemal Paşa’nın fiili liderliğinin verdiğini söylemiştir. Ana dili Türkçe olan herkes bilir ve anlar ki iki zararlıyı karşılaştırarak, birinin diğerine göre daha çok ya da daha az zararlı olduğunu söylemek, her ikisini de zararlı görmektir. Başka bir deyimle iki şerri karşılaştırıp, biri diğerine göre daha çok şerlidir demek, diğerini şerli olmaktan çıkarmaz. Bu yüzden bu mantığı anlamayanların, hesaba katmayanların Mısıroğlu’na saldırıları ahlaken sorunludur.

Ancak Kemalist mitolojide Kemal Paşa hem vatan hem de millet yerine konulduğundan dolayı, Kemal Paşa eleştirisi yapan herkesi hain olarak görmektedirler. Hatta etnik aidiyetini tartışma konusu yapmaktadırlar. Bu tartışmalarda en hızlı olanlar ise buldukları her fırsatta, Yunanlıların sirtakisini oynamaktadırlar.

Bir kişinin tarihte önemli bir yere sahip olması, onu doğrudan milletin ya da vatanın kendisi yapmaz. Bir kişiyi, millet ve vatandan ayırmaktan aciz olanlar, bu konuda Mısıroğlu’na ağız dolusu küfürler ederek vatan savunması yaptıklarını zannetmektedirler. Oysa Mısıroğlu, Adalar Denizindeki adaları, Batı Trakya’yı Yunanlılara vermedi, Yunanlıların vermesi gereken savaş tazminatını Yunanlılara bağışlamadı. Ortaçağ kalıntısı diye Halifeliği kaldırmışken, Patrikhane Mısıroğlu izin vermedi. Batı Anadolu’yu işgal eden Yunanistan Başbakanı Venizelos’u Mısıroğlu, alayı vala ile Ankara’da ağırlamadı.

Üstelik 64 kitap yazan Mısıroğlu’nun, ilk kitabı “Türk’ün Siyah Kitabı Yunan Mezalimi” adlı kitaptır. Mısıroğlu’nu Yunan taraftarı saymak, Lozan’da Yunanistan’a yapılan kıyakları örtmez. Türk halkına karşı işlenen zulümleri ibra etmez. Bir kimsenin etnik aidiyeti ya da Müslümanlığı kemalist mitolojinin teyidine muhtaç değildir. Mısıroğlu’nu saygıyla rahmetle anıyorum. Mekanı cennet olsun.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.