SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

NÖŞETEL'İN YÜZYILLIK ZAFERİ

Yazının Giriş Tarihi: 17.02.2026 12:42
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.02.2026 12:43

İsviçre Medeni Kanununun, Türkiye’de yürürlüğe konulmasının üzerinden yüzyıl geçti. Hukuk, kamu ve özel diye genel olarak ikiye ayrılmıştır. Doğrudan kişilerin hak ve özgürlükleri ya da kişisel ilişkileri kapsayan hukuk, özel hukuk diye bilinmektedir. Medeni kanun bu içeriği sebebiyle, aynı zamanda bir özel hukuktur. Medeni hukuk genellikle dini referanslı olarak hazırlanıp uygulanmıştır.

İsviçre Medeni Kanunundan önce Türkiye'de Mecelle adıyla bilinen hukuk geçerliydi. Mecelleyi, Ahmet Cevdet Paşa başkanlığında bir heyet hazırlamıştır. İsviçre Medeni Kanunu ise İsviçre’nin Nöşetel (Neuchatel) Kantonunda, 1907’de Eughen Huber tarafından hazırlanmıştır.

CHP Genel Başkanı Kemal Paşa idaresindeki Türkiye, 1926’da Eughen Huber’i Ahmet Cevdet Paşa’ya tercih etmiştir. Türkiye bu tercihiyle, kendisinin bir medeni kanun yapamayacak durumda olduğunu, İsviçre Nöşetel’in, Türkiye’den üstün olduğunu dolayısıyla İsviçre Nöşetel’i taklit etmenin, takip etmenin gerekli olduğunu ilan etmiştir. Türkiye’nin bu tercihi, İsviçre Nöşetel için büyük bir başarıdır. Nöşetel’i taklit eden Türkiye için başarı sayılabilir mi?

Fransızca konuşan Nöşetel, 2007 nüfus sayımına göre 169.782 kişiden oluşmuştur. Bu nüfusun 39.654’ü ise yabancıdır. Yani Türkiye 130.128 nüfuslu bir yeri taklit etmeyi yüzyıldan beri hukuk devrimi saymaktadır. Yüzyıl önce ise Nöşetel, Türkiye’nin herhangi orta büyüklükteki bir ilçesi kadardır. Nöşetel hatta bütün İsviçre hiçbir şekilde Türkiye’de hakimiyet kuramaz, dolayısıyla kendi kanunlarını Türkiye’de geçerli hale getiremezdi. O halde Nöşetel’in bu başarısının temelinde ne vardır? Dönemin yöneticilerinin kayıtsız şartsız Batı taklitçiliği, Nöşetel’i Türkiye üzerinde hakim durumuna getirmiştir.

Lozan görüşmelerinde Türk heyetinin, kapitülasyonların kaldırılması isteğini İngilizler “Sizin medeni kanununuz İslami kurallardan oluşuyor, kapitülasyonlar kalktığında o kanunları Müslüman olmayanlara da uygulayacaksınız” diye reddetmişlerdir. Türk heyeti ise “siz kapitülasyonları kaldırın biz Türk medeni kanununu iptal edeceğiz” İngilizlere teminat vermiştir. Bu tür müzakerelerde heyetlerin teklifleri, Seha Meray tarafından çevrilen Lozan Tutanakları adlı kitabından okunabilir.

Kapitülasyonlar, ekonomi ve hukuk diye iki kısımdan oluşmaktaydı. Lozan’da kapitülasyonlar kaldırılmıştır diye yüzyıldan beri övünenler, aslında hukuk alanındaki kapitülasyonların, sömürge hukukunun Türkiye hükümeti tarafından alınıp uygulanacağı taahhüdüyle kaldırıldığını, itiraf etmektedirler. İngilizler elbette işin bu kısmını görüp, sömürge hukukunun kaldırılması karşılığında, kapitülasyonları kaldırmışlardır. İsviçre Nöşetel Medeni Kanunu, Sömürgeci Batı hukukunun bir parçasıdır. İsviçre Medeni kanununun Türk halkına dayatılması Nöşetel’den önce İngiltere’nin zaferidir.

Mecellenin uygulandığı zamanda, Müslüman olmayanların da kendi dinlerinden kaynaklanan hukukları vardı ve o hukuklarını kendi kiliseleri uygulama yetkisine sahip olmuşlardır. Kapitülasyon hukukunun kaldırılması karşılığında, Müslüman olmayan azınlıklar, Osmanlı dönemindeki bu hukuklarını kayıp mı etmişlerdir? Elbette kaybetmemişlerdir.

Lozan Anlaşmasının 37-44 maddeleri, azınlıkların haklarını bu arada Osmanlı döneminde sahip oldukları hukuklarına da sahip olmalarını garantiye almıştır. Lozan Hıristiyan vatandaşlara, kendi dinlerine göre medeni hukuklarını oluşturma ve uygulama hakkı verirken, aynı hakkı Müslüman vatandaşlara vermemiştir. Müslüman vatandaşların kendi dinlerine, İslam’a göre bir medeni hukuk oluşturma ve uygulama hakkından yoksun bırakılması, Hukuk Devrimi diye adlandırılmıştır.

Türkiye gibi imparatorluk bakiyesi bir ülkenin, 802.24 km2’lik Nöşetel kasabasının medeni hukukunu alıp uygulaması, olağan üstü bir kayıptır, gerilemedir. Mecelle, ihtiyaçları bütünüyle karşılamamış olabilir. Bundan dolayı düzeltilecek, ıslah edilecek tarafları da olabilir. Binlerce yıllık geçmişi olması ile övünen Türkiye’nin, ihtiyaçlarını karşılayacak, şikayetleri ortadan kaldıracak bir medeni kanun yapmak yerine, Nöşetel kasabasının, Sömürgeci Batı hukukunu aldığı için övünmesi, bunun için törenler yapması ancak o sömürgecilerin takdirini kazanmak için yarışanların, yapabileceği bir şirinlik gösterisidir.

Dönemin Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt, “Dini kuralların değişmez olduğunu oysa hukukun toplumsal gelişmeler içinde dinamik ve değişken olması gerektiğini” ileri sürmüştür. İslam’a karşı yerli oryantalist bakışına sahip olan Bozkurt gibiler, değişme ihtiyacını her nasılsa, İslami kurallardan oluşturulan Mecelle gibi hukuk düzenlemeleri için geçerli saymışlardır. Benzer bir değişme ihtiyacının neden Gayri Müslimler için geçerli olmadığı sorusunu hiç dikkate almamışlardır. Nöşetel Medeni Kanununun ayrı bir din olan Hıristiyanlıktan, ilham alınarak yapılmış olmasında asla bir sorun görmemiştir.

Oryantalistler genellikle bütün dinlere karşı önyargılıdırlar. Yerli oryantalistlerden oluşan CHP kadroları ise bu önyargılarını, yalnızca İslam ile sınırlı tutmuşlardır. İslam’ı bastırılması, sindirilmesi, toplum idaresinin her alanından, hatta bireysel hayattan bile silinip atılması gereken bir düşman olarak görmüşlerdir.

Mecelle değişmez, değiştirilemez değildir. Elbette değiştirilebilir. Ne için değiştiği önemlidir. Onun yerine nereden ne alınarak neyin konulduğu daha çok önemlidir. Sömürge hukukunun Mecellenin yerine konulması, Eughen Huber’in Ahmet Cevdet Paşa’ya tercih edilmesi, hukuk devrimi olmadığı gibi millet egemenliği hiç değildir. Yüzyıl sonra utanılacak bu tür işler için tören yapanlar, yeni suç ortağı olan yerli oryantalistlerden başka bir şey değildirler.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.