Taksim Camisi, Padişah I. Mahmut tarafından 1731’de yapılan Taksim Maksemi’nin arkasındadır. İstiklal Caddesinin Taksim Meydanına ulaştığı yerdedir. Bu camiye en yakın ibadet yeri ise başka bir cami değil, Aya Triade Rum Ortodoks Kilisesidir ve cami işte bu kilisenin tam karşısında yer almaktadır.
Caminin kıble/güney tarafında ise 1928’de İtalyan Pietro Canonica tarafından yapılan ve içinde Sovyet (Rus) generalleri Mihail Frunze ve Kliment Vorosilov’un bulunduğu Taksim Anıtı bulunmaktadır. Üstelik bu Rus generalleri Türkistan’ı işgal etmiş on binlerce Türk’ü katletmişlerdir. Milliyetçi çevrelerin bu anıta itirazı görülmüş, duyulmuş değildir. CHP idaresinde milliyetçiliğin içeriği değiştirilmiş, bir kişiyi yüceltme törenlerine dönüştürülmüştür.
Cami mimarisinde, eni boyu, yüksekliği, büyük ölçüde bu kilisenin ölçülerinde denk tutulmuştur. Taksim Camisi 2.482 m2’lik bir alanda inşa edilmiştir. Cami üç katlıdır, salat/namaz için 2.950 m2’lik alanda 3000 kişi kapalı alanda olmak üzere toplam 4.000 kişilik salat kapasitesine sahip iken, kadınlara ayrılan bölüm ise 620 kişi kapasitesindedir. Bodrum ve zemin katları ise kütüphane, sergi salonu ve aşevi olarak ayrılmıştır.
Cami binasının zemin üst yüksekliği 20.70 m, caminin kubbe yüksekliği 9.6 m, mahya yüksekliği ise 30.3 m’dir. Caminin dış kubbe yüksekliği, (zeminden yükseklik) 33 m, iç kubbe yüksekliği 9.6 m, kubbe dış yarı çapı 28 m, minare sayısı 2 ve minare yüksekliği 64.8 metredir.
Osmanlı döneminde Müslüman ve Hıristiyanlar ayrı ayrı semtlerde yaşamıştır. Fatih (Sur içinde) çoğunlukla Müslüman nüfus, Beyoğlu (Pera)Taksim çevresinde ise çoğunlukla gayri müslim nüfus yaşamıştır. Bu yüzden Osmanlı döneminde Beyoğlu ve çevresinde cami sayısı az, buna karşılık kilise ve sinagog sayısı fazladır.
Nüfus Mübadelenin ardından (1923), Beyoğlu çevresinde Hıristiyan nüfus azalmış, Müslüman nüfus çoğalmıştır. Artan Müslüman nüfusun cami ihtiyacını, Taksim yakınlarındaki küçük mescitler karşılayamamıştır. Müslümanlar için Taksim’de cami yapılması isteğini, Taksim çevresinde yer alan kilise sinagog vb tarihi dokuya uymayacağı ve laikliğe aykırı olacağı iddiasıyla, neredeyse yüz yıl engellenmiştir.
1967’de fiilen başlayan Taksim’e cami yaptırma girişimi, İstanbul İdare Mahkemesi, Danıştay ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (CHP idaresinde olduğu dönemlerde) tarafından çeşitli tarihlerde 2017’ye kadar engellenmiştir.
Cami inşaatına 2017’de başlanmış 28 Mayıs 2021’de tamamlanarak ibadete açılmıştır. Cami inşaatının bütün masraflarını, Sur Yapı karşılamıştır. Caminin mimarı ise Şefik Birkiye ve Selim Dalaman’dır.
Camiyi ilk defa 7 Kasım 2025’te gördüm. Serin, güneşli bir İstanbul gününde, cami çevresine güzellik katmaktaydı. Cami aynı zaman, Taksim meydanına bir kimlik kazandırmıştır. Rus generallerinin ve Rum Ortodoks kilise gölgelerinin uzayıp kısaldığı Taksim’de, bir caminin olmayışı akla ziyandır. Taksim meydanı, muhtemelen Sovyet şehir meydanları modeline göre düzenlendiği için, meydanda Sovyet generallerine yer verilmiş ancak bir camiye yer verilmemiştir. Türkistan’ın işgalini gerçekleştiren generallerin yer aldığı bu meydanda caminin bulunması, şehir mimarisine aykırı görülmüştür. İslam’ın görünen izlerinin silinmeye çalışıldığı dönemde Taksim’de caminin olması, zamanın ruhuna uygun bulunmamıştır. Tarih boyunca gittiği her yere cami götüren, cami yapan Türklerin, Taksime cami yapmak için yüzyıl beklemelerini, akıl/vicdan sahiplerine anlatmak kolay değildir.
Taksim Camisini Rus generalleri kadar hatta daha çok gölgeleyen ve önünü boydan boya kapatan ise Taksim Maksemidir. 1731’de Padişah 1. Mahmut tarafından şehir su şebekesinin semtlere göre taksimini yapmak için tesis edilen bina “Taksim Maksemi” diye adlandırılmıştır. Zamanla işlevini yitiren ve hiçbir mimari, estetik özelliği olmayan, tabutluk gibi uzun bir dikdörtgen şeklindeki bu yapı İBB tarafından 2008’den itibaren “Cumhuriyet Sanat Galerisi” diye bir çeşit sergi salonu olarak açılmıştır. Ancak o tarihte ortada henüz Taksim camisi yoktur. Caminin açılmasından iki yıl sonra 24 Ekim 2023’te CHP idaresindeki İBB, burayı “Cumhuriyet Müzesi” adıyla yeniden düzenleyip açmıştır.
Adının cumhuriyet müzesi olmasına karşılık, aslında Kemal Paşa’nın kişisel eşyalarının ve fotoğraflarının doldurulduğu bir çeşit kişisel depo ya da özel mitoloji müzesi durumuna getirilmiştir. Böylece Taksim Camisinin açılmasından bir çeşit intikam alınmıştır.
CHP idaresindeki İBB, ilk genel başkanını cumhuriyet olarak gördüğü bildiği için kendi anlayışına göre böyle bir özel müzeyi gerekli görebilir. Ancak bu özel müze niçin caminin önüne açılmıştır? İstanbul’da müze yapılacak başka bir bina kalmamış mıdır?
Yüzyıl boyunca Taksimde cami yapılmasına laiklik, arkeoloji ve tarihi miras adına itiraz edenler, Türkiye’nin bir meydanına (Türk katili, işgalci) iki Rus generali heykelinin dikilmesine itiraz edememişlerdir. Tarih ve arkeoloji bilgileri cami karşıtlığı ile sınırlı kalmıştır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Dr. Selami Saygın
TAKSİM CAMİSİ
Taksim Camisi, Padişah I. Mahmut tarafından 1731’de yapılan Taksim Maksemi’nin arkasındadır. İstiklal Caddesinin Taksim Meydanına ulaştığı yerdedir. Bu camiye en yakın ibadet yeri ise başka bir cami değil, Aya Triade Rum Ortodoks Kilisesidir ve cami işte bu kilisenin tam karşısında yer almaktadır.
Caminin kıble/güney tarafında ise 1928’de İtalyan Pietro Canonica tarafından yapılan ve içinde Sovyet (Rus) generalleri Mihail Frunze ve Kliment Vorosilov’un bulunduğu Taksim Anıtı bulunmaktadır. Üstelik bu Rus generalleri Türkistan’ı işgal etmiş on binlerce Türk’ü katletmişlerdir. Milliyetçi çevrelerin bu anıta itirazı görülmüş, duyulmuş değildir. CHP idaresinde milliyetçiliğin içeriği değiştirilmiş, bir kişiyi yüceltme törenlerine dönüştürülmüştür.
Cami mimarisinde, eni boyu, yüksekliği, büyük ölçüde bu kilisenin ölçülerinde denk tutulmuştur. Taksim Camisi 2.482 m2’lik bir alanda inşa edilmiştir. Cami üç katlıdır, salat/namaz için 2.950 m2’lik alanda 3000 kişi kapalı alanda olmak üzere toplam 4.000 kişilik salat kapasitesine sahip iken, kadınlara ayrılan bölüm ise 620 kişi kapasitesindedir. Bodrum ve zemin katları ise kütüphane, sergi salonu ve aşevi olarak ayrılmıştır.
Cami binasının zemin üst yüksekliği 20.70 m, caminin kubbe yüksekliği 9.6 m, mahya yüksekliği ise 30.3 m’dir. Caminin dış kubbe yüksekliği, (zeminden yükseklik) 33 m, iç kubbe yüksekliği 9.6 m, kubbe dış yarı çapı 28 m, minare sayısı 2 ve minare yüksekliği 64.8 metredir.
Osmanlı döneminde Müslüman ve Hıristiyanlar ayrı ayrı semtlerde yaşamıştır. Fatih (Sur içinde) çoğunlukla Müslüman nüfus, Beyoğlu (Pera)Taksim çevresinde ise çoğunlukla gayri müslim nüfus yaşamıştır. Bu yüzden Osmanlı döneminde Beyoğlu ve çevresinde cami sayısı az, buna karşılık kilise ve sinagog sayısı fazladır.
Nüfus Mübadelenin ardından (1923), Beyoğlu çevresinde Hıristiyan nüfus azalmış, Müslüman nüfus çoğalmıştır. Artan Müslüman nüfusun cami ihtiyacını, Taksim yakınlarındaki küçük mescitler karşılayamamıştır. Müslümanlar için Taksim’de cami yapılması isteğini, Taksim çevresinde yer alan kilise sinagog vb tarihi dokuya uymayacağı ve laikliğe aykırı olacağı iddiasıyla, neredeyse yüz yıl engellenmiştir.
1967’de fiilen başlayan Taksim’e cami yaptırma girişimi, İstanbul İdare Mahkemesi, Danıştay ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (CHP idaresinde olduğu dönemlerde) tarafından çeşitli tarihlerde 2017’ye kadar engellenmiştir.
Cami inşaatına 2017’de başlanmış 28 Mayıs 2021’de tamamlanarak ibadete açılmıştır. Cami inşaatının bütün masraflarını, Sur Yapı karşılamıştır. Caminin mimarı ise Şefik Birkiye ve Selim Dalaman’dır.
Camiyi ilk defa 7 Kasım 2025’te gördüm. Serin, güneşli bir İstanbul gününde, cami çevresine güzellik katmaktaydı. Cami aynı zaman, Taksim meydanına bir kimlik kazandırmıştır. Rus generallerinin ve Rum Ortodoks kilise gölgelerinin uzayıp kısaldığı Taksim’de, bir caminin olmayışı akla ziyandır. Taksim meydanı, muhtemelen Sovyet şehir meydanları modeline göre düzenlendiği için, meydanda Sovyet generallerine yer verilmiş ancak bir camiye yer verilmemiştir. Türkistan’ın işgalini gerçekleştiren generallerin yer aldığı bu meydanda caminin bulunması, şehir mimarisine aykırı görülmüştür. İslam’ın görünen izlerinin silinmeye çalışıldığı dönemde Taksim’de caminin olması, zamanın ruhuna uygun bulunmamıştır. Tarih boyunca gittiği her yere cami götüren, cami yapan Türklerin, Taksime cami yapmak için yüzyıl beklemelerini, akıl/vicdan sahiplerine anlatmak kolay değildir.
Taksim Camisini Rus generalleri kadar hatta daha çok gölgeleyen ve önünü boydan boya kapatan ise Taksim Maksemidir. 1731’de Padişah 1. Mahmut tarafından şehir su şebekesinin semtlere göre taksimini yapmak için tesis edilen bina “Taksim Maksemi” diye adlandırılmıştır. Zamanla işlevini yitiren ve hiçbir mimari, estetik özelliği olmayan, tabutluk gibi uzun bir dikdörtgen şeklindeki bu yapı İBB tarafından 2008’den itibaren “Cumhuriyet Sanat Galerisi” diye bir çeşit sergi salonu olarak açılmıştır. Ancak o tarihte ortada henüz Taksim camisi yoktur. Caminin açılmasından iki yıl sonra 24 Ekim 2023’te CHP idaresindeki İBB, burayı “Cumhuriyet Müzesi” adıyla yeniden düzenleyip açmıştır.
Adının cumhuriyet müzesi olmasına karşılık, aslında Kemal Paşa’nın kişisel eşyalarının ve fotoğraflarının doldurulduğu bir çeşit kişisel depo ya da özel mitoloji müzesi durumuna getirilmiştir. Böylece Taksim Camisinin açılmasından bir çeşit intikam alınmıştır.
CHP idaresindeki İBB, ilk genel başkanını cumhuriyet olarak gördüğü bildiği için kendi anlayışına göre böyle bir özel müzeyi gerekli görebilir. Ancak bu özel müze niçin caminin önüne açılmıştır? İstanbul’da müze yapılacak başka bir bina kalmamış mıdır?
Yüzyıl boyunca Taksimde cami yapılmasına laiklik, arkeoloji ve tarihi miras adına itiraz edenler, Türkiye’nin bir meydanına (Türk katili, işgalci) iki Rus generali heykelinin dikilmesine itiraz edememişlerdir. Tarih ve arkeoloji bilgileri cami karşıtlığı ile sınırlı kalmıştır.