23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı tümüyle bir kurgudur. Bu adın resmileşmesinde en büyük pay 12 Eylül 1980 Askeri darbecileridir. Şimdi bu kurgunun safahatını hatırlayalım.
İkinci Meşrutiyet Döneminde faaliyette olan Himaye-i Eftal Cemiyeti (bugünkü Çocuk Esirgeme Kurumu), 1917’den itibaren yetim yurtlarında kalan çocuklar için “Çocuk Bayramı” kutlamaları yapmaya başlamıştır. Bu dönemde Çocuk Bayramının resmi bir tarafı yoktur ve bütünüyle Himaye-i Eftal Cemiyetinin faaliyeti olarak yürütülmüştür.
1 Kasım 1922’de TBMM, Osmanlı Devletini yıkım kararı almıştır. Yani Osmanlı Devletini, yabancılar, işgalciler değil, Ankara'daki meclis yıkmıştır. Bu yıkım kararı CHP Genel Başkanı Kemal Paşa’nın zorlama ve tehditleri ile olmuştur. Kemal Paşa Nutuk’ta “eğer bu karar alınmazsa ihtimal bazı kafalar kesilecektir” dediğini övünerek anlatmıştır.
1 Kasım 1922’de Osmanlı Devletinin yıkım kararı “Hakimiyeti Milliye Bayramı” diye kabul edilmiştir. Tek partili, tek adamlı cumhuriyet ilan edildiğinde, Türkiye’nin bir tane resmi bayramı vardır ve onun adı da Hakimiyeti Milliye Bayramıdır. Hakimiyeti Milliye Bayramı ise 24 Ekim 1923'te çıkarılan bir kanunla resmileştirilmiştir. Bu bayramın çocuklarla münasebeti o tarihte henüz keşfedilememiştir. 1923-1934 arasında Hakimiyeti Milliye Bayramı 1 Kasım’da kutlanmıştır. Türkiye tarihinde hakimiyeti milliye, Osmanlı Devletini yıkmanın karşılığı olarak kullanılmıştır.
18 Nisan 1925’te çıkarılan bir kanunla, “29 Ekim günü Türkiye’nin tek resmi bayram kabul edilmiş” böylece, Hakimiyeti Milliye Bayramı resmi bayram olmaktan çıkarılmıştır. Dönemin Türkiye idaresinin, Bayram konusunda kafası oldukça karışık durumdadır. Ancak Osmanlı Devletinden kalan her şeyi reddetmek (reddi miras) esas alındığı için resmi bayramlar buna göre kurgulanmıştır.
Himaye-i Eftal Cemiyeti 1929’dan itibaren çocuk bayramını 23 Nisan’da kutlamaya başlamış, bunun için cemiyete gelir temin etmek amacıyla aynı gün rozet satmaya, rozet takmaya başlamıştır. Türk Maarif Cemiyeti de durumdan vazife çıkarıp, 1 Kasım gününü Hakimiyeti Milliye Bayramı diye kendi imkanlarına göre 1929’dan itibaren kutlamaya başlamış ve cemiyete gelir olsun diye, parayla rozet takmaya, rozet satmaya başlamıştır.
27 Mayıs 1935’te çıkarılan “Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kabul Ettiği Kanun” ile Hakimiyeti Milliye Bayramı, bayram olmaktan çıkarılmıştır. Himaye-i Eftal Cemiyetinin, 23 Nisan gününü bayram olarak kutlama faaliyeti giderek resmileşmiş ve 1927-1981 arasında, hakkında herhangi bir kanun olmaksızın, Meclisin Ankara’ya taşınması nedeniyle bayram olarak kutlanmıştır.
1981’de Darbeci Milli Güvenlik Konseyi kararı ile 23 Nisan Çocuk Bayramının adı “23 Nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı” olarak değiştirilmiştir. Darbecilerin bu kararı, her nasılsa yerleşip genel bir kabul görmüştür. Hiç kimse, Milli Egemenlikle çocukların ne ilgisi olabilir dememiştir. Askeri darbeyle meclisi kapatıp milletin seçtiği hükümeti devirenler için, aslında milli egemenlik çocuk işi olmaktan öteye bir anlam taşımamaktadır. Türkiye'deki resmi bayramlara yeni adlar verme veya var olan adına ekler yaparak ideolojik bir içerik kazandırmada 12 Eylül Darbecileri, tayin edici olmuştur.
1979’dan itibaren TRT, yurt dışından çocuk getirmeye başlamıştır. Böylece 23 Nisan çocuk bayramına uluslararası bir hava verilmeye çalışılmıştır. TRT yayıncılık kalitesini daha ucuza ve daha geniş bir alana taşımak yerine üstüne vazife olmayan bu tür fantezi işleri sürdürmektedir.
Makam için akla ziyan her türlü işi yapmayı hayat felsefesi haline getiren pek çok kişinin, 23 Nisan günü makamını üç beş dakikalığına bir çocuğa emanet etmesi de Türkiye’ye mahsus bir tiyatro örneğidir. Koca adamların böyle bir tiyatro için yarışmaları komedi değerinde bile değildir.
Osmanlı Devletinin yıkım gününün milli hakimiyet bayramı olarak kutlanması her şeyden önce reddi mirastır. Osmanlı dönemine karşı büyük vefasızlık örneğidir. Osmanlı padişahındaki hakimiyetin, M. Kemal Paşa’ya devredilmesinin ulusal egemenlikle açıklanması akla ziyan bir iddiadır. Çünkü M. Kemal Paşa döneminde hatta 1950'ye kadar Türkiye’de seçim yapılmamıştır. Böylece 1920-1950 aralığında Milli Hakimiyetten söz etmek mümkün değildir.
Milli Hakimiyet, seçimsiz, meclissiz olmaz. Atanmış kişilerden oluşan meclis üyeleri, milletvekili ya da mebus değil ancak memur olabilirler. Diğer taraftan Türkiye’de meclisin ilk defa açılması 23 Nisan değil 19 Mart 1877’dir. Eğer meclisin açılış günü ya da milli egemenlik günü diye kutlanacaksa, bunun zamanı 23 Nisan değil 19 Mart’tır.
23 Nisan 1920’de Ankara’da çalışmalarına başlayan meclis, yepyeni meclis değildir. İstanbul’daki Osmanlı Mebusan Meclisi’nin Ankara’ya taşınmasıdır. Çünkü Ankara’daki meclis, İstanbul’dan gelen milletvekilleriyle çalışmalarını sürdürmüştür. Siz kimsiniz, seçiminizi biz yapmadık, sizi bilmiyoruz, tanımıyoruz denilmemiştir. Ayrıca Ankara’ya taşınan meclis, İstanbul'daki Osmanlı Mebusan Meclisinin iç tüzüğüne göre çalışmıştır. Bu yüzden Ankara'daki meclis yeni bir meclis değildir.
Milli egemenlik için 23 Nisan’ın, Meclis için İstanbul'daki meclis yerine Ankara'daki meclisin başlangıç alınması, tarihin reddi miras takıntısına göre ele alındığının ibretlik örneğidir. Bu yüzden Türkiye'deki resmi bayramlar, bütün milleti kapsayamamıştır. Millete rağmen bir azınlığın fantezisi ve tarihi kurgulaması olarak kalmıştır.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Dr. Selami Saygın
Ulusal Egemenlik Kurgusu
23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı tümüyle bir kurgudur. Bu adın resmileşmesinde en büyük pay 12 Eylül 1980 Askeri darbecileridir. Şimdi bu kurgunun safahatını hatırlayalım.
İkinci Meşrutiyet Döneminde faaliyette olan Himaye-i Eftal Cemiyeti (bugünkü Çocuk Esirgeme Kurumu), 1917’den itibaren yetim yurtlarında kalan çocuklar için “Çocuk Bayramı” kutlamaları yapmaya başlamıştır. Bu dönemde Çocuk Bayramının resmi bir tarafı yoktur ve bütünüyle Himaye-i Eftal Cemiyetinin faaliyeti olarak yürütülmüştür.
1 Kasım 1922’de TBMM, Osmanlı Devletini yıkım kararı almıştır. Yani Osmanlı Devletini, yabancılar, işgalciler değil, Ankara'daki meclis yıkmıştır. Bu yıkım kararı CHP Genel Başkanı Kemal Paşa’nın zorlama ve tehditleri ile olmuştur. Kemal Paşa Nutuk’ta “eğer bu karar alınmazsa ihtimal bazı kafalar kesilecektir” dediğini övünerek anlatmıştır.
1 Kasım 1922’de Osmanlı Devletinin yıkım kararı “Hakimiyeti Milliye Bayramı” diye kabul edilmiştir. Tek partili, tek adamlı cumhuriyet ilan edildiğinde, Türkiye’nin bir tane resmi bayramı vardır ve onun adı da Hakimiyeti Milliye Bayramıdır. Hakimiyeti Milliye Bayramı ise 24 Ekim 1923'te çıkarılan bir kanunla resmileştirilmiştir. Bu bayramın çocuklarla münasebeti o tarihte henüz keşfedilememiştir. 1923-1934 arasında Hakimiyeti Milliye Bayramı 1 Kasım’da kutlanmıştır. Türkiye tarihinde hakimiyeti milliye, Osmanlı Devletini yıkmanın karşılığı olarak kullanılmıştır.
18 Nisan 1925’te çıkarılan bir kanunla, “29 Ekim günü Türkiye’nin tek resmi bayram kabul edilmiş” böylece, Hakimiyeti Milliye Bayramı resmi bayram olmaktan çıkarılmıştır. Dönemin Türkiye idaresinin, Bayram konusunda kafası oldukça karışık durumdadır. Ancak Osmanlı Devletinden kalan her şeyi reddetmek (reddi miras) esas alındığı için resmi bayramlar buna göre kurgulanmıştır.
Himaye-i Eftal Cemiyeti 1929’dan itibaren çocuk bayramını 23 Nisan’da kutlamaya başlamış, bunun için cemiyete gelir temin etmek amacıyla aynı gün rozet satmaya, rozet takmaya başlamıştır. Türk Maarif Cemiyeti de durumdan vazife çıkarıp, 1 Kasım gününü Hakimiyeti Milliye Bayramı diye kendi imkanlarına göre 1929’dan itibaren kutlamaya başlamış ve cemiyete gelir olsun diye, parayla rozet takmaya, rozet satmaya başlamıştır.
27 Mayıs 1935’te çıkarılan “Ulusal Bayram ve Genel Tatiller Hakkında Kabul Ettiği Kanun” ile Hakimiyeti Milliye Bayramı, bayram olmaktan çıkarılmıştır. Himaye-i Eftal Cemiyetinin, 23 Nisan gününü bayram olarak kutlama faaliyeti giderek resmileşmiş ve 1927-1981 arasında, hakkında herhangi bir kanun olmaksızın, Meclisin Ankara’ya taşınması nedeniyle bayram olarak kutlanmıştır.
1981’de Darbeci Milli Güvenlik Konseyi kararı ile 23 Nisan Çocuk Bayramının adı “23 Nisan ulusal egemenlik ve çocuk bayramı” olarak değiştirilmiştir. Darbecilerin bu kararı, her nasılsa yerleşip genel bir kabul görmüştür. Hiç kimse, Milli Egemenlikle çocukların ne ilgisi olabilir dememiştir. Askeri darbeyle meclisi kapatıp milletin seçtiği hükümeti devirenler için, aslında milli egemenlik çocuk işi olmaktan öteye bir anlam taşımamaktadır. Türkiye'deki resmi bayramlara yeni adlar verme veya var olan adına ekler yaparak ideolojik bir içerik kazandırmada 12 Eylül Darbecileri, tayin edici olmuştur.
1979’dan itibaren TRT, yurt dışından çocuk getirmeye başlamıştır. Böylece 23 Nisan çocuk bayramına uluslararası bir hava verilmeye çalışılmıştır. TRT yayıncılık kalitesini daha ucuza ve daha geniş bir alana taşımak yerine üstüne vazife olmayan bu tür fantezi işleri sürdürmektedir.
Makam için akla ziyan her türlü işi yapmayı hayat felsefesi haline getiren pek çok kişinin, 23 Nisan günü makamını üç beş dakikalığına bir çocuğa emanet etmesi de Türkiye’ye mahsus bir tiyatro örneğidir. Koca adamların böyle bir tiyatro için yarışmaları komedi değerinde bile değildir.
Osmanlı Devletinin yıkım gününün milli hakimiyet bayramı olarak kutlanması her şeyden önce reddi mirastır. Osmanlı dönemine karşı büyük vefasızlık örneğidir. Osmanlı padişahındaki hakimiyetin, M. Kemal Paşa’ya devredilmesinin ulusal egemenlikle açıklanması akla ziyan bir iddiadır. Çünkü M. Kemal Paşa döneminde hatta 1950'ye kadar Türkiye’de seçim yapılmamıştır. Böylece 1920-1950 aralığında Milli Hakimiyetten söz etmek mümkün değildir.
Milli Hakimiyet, seçimsiz, meclissiz olmaz. Atanmış kişilerden oluşan meclis üyeleri, milletvekili ya da mebus değil ancak memur olabilirler. Diğer taraftan Türkiye’de meclisin ilk defa açılması 23 Nisan değil 19 Mart 1877’dir. Eğer meclisin açılış günü ya da milli egemenlik günü diye kutlanacaksa, bunun zamanı 23 Nisan değil 19 Mart’tır.
23 Nisan 1920’de Ankara’da çalışmalarına başlayan meclis, yepyeni meclis değildir. İstanbul’daki Osmanlı Mebusan Meclisi’nin Ankara’ya taşınmasıdır. Çünkü Ankara’daki meclis, İstanbul’dan gelen milletvekilleriyle çalışmalarını sürdürmüştür. Siz kimsiniz, seçiminizi biz yapmadık, sizi bilmiyoruz, tanımıyoruz denilmemiştir. Ayrıca Ankara’ya taşınan meclis, İstanbul'daki Osmanlı Mebusan Meclisinin iç tüzüğüne göre çalışmıştır. Bu yüzden Ankara'daki meclis yeni bir meclis değildir.
Milli egemenlik için 23 Nisan’ın, Meclis için İstanbul'daki meclis yerine Ankara'daki meclisin başlangıç alınması, tarihin reddi miras takıntısına göre ele alındığının ibretlik örneğidir. Bu yüzden Türkiye'deki resmi bayramlar, bütün milleti kapsayamamıştır. Millete rağmen bir azınlığın fantezisi ve tarihi kurgulaması olarak kalmıştır.