SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Jürgen Habermas ve normatif akıl

Yazının Giriş Tarihi: 16.03.2026 09:02
Yazının Güncellenme Tarihi: 16.03.2026 09:03

Frankfurt Okulu diye tâbir olunan eleştirel paradigmanın ikinci kuşak temsilcilerinden Jürgen Habermas geçtiğimiz günlerde ölmüş. Kendisi İsrail’in Gazze’ye yönelik soykırımına dair İsrail’i aklayan açıklamalarıyla gündeme gelmiş ve pek çok eleştiriye maruz kalmıştı.

Onun sosyoloji, iletişim ve siyâset ekseninde yaptığı çalışmalara hem Almanya’da hem de dünyada büyük önem atfedilmiştir. Özellikle kamusal alan çerçevesinde söyledikleri öne çıkarılmıştır. Diğer taraftan İletişimsel Eylem Kuramı isimli iki ciltlik kitabı da pek çok çalışmaya konu edilmiştir.

Habermas, ideal bir demokrasiye ulaşmak için kamusal alanın ve iletişimin nasıl olması gerektiğini söyleyerek bir teori ortaya atmıştır. Geçen hafta üzerinde konuştuğumuz gibi Habermas da âdeta bir toplum mühendisliğine girişmiştir. Mevcut duruma bakarak olması gerekeni, yani kendince ideal olanı söylemiştir.

Sosyal bilimciler, mevcut durumun fotoğrafını çekerken kimisi açık seçik kimisi dolaylı olarak bu fotoğrafı değerlendirir. Yapılan değerlendirmeler ise belli bir yaklaşıma dayanır. Bu yaklaşım, ister eleştirel olsun ister başka türlü olsun, bilim adı altında meşrulaştırılmış olan normatif akla dayanır. Başka bir deyişle, mevcut sosyal-kültürel-ekonomik durumu değerlendirirken İslâm’a bakmaz, salt akla danışır.

Gazzâlî’ye göre insan, aklını İslâm’ı doğru ve güzel bir şekilde öğrenip onu hayatına tatbik etmek için kullanmalıdır. Sosyal bilimcilerin kafa yorduğu ne kadar mesele varsa hepsiyle alâkalı İslâm’ın söyleyecekleri vardır. Allah celle celâluhû her şeyi bir ölçüyle yaratmıştır. İnsanın, toplumun, iktisadın, hukukun, siyâsetin, iletişimin ve aklımıza gelen her şeyin ölçüsü bellidir. İnsan aklını bu ölçüleri Kur’an’a ve Sünnet’e bakarak öğrenmeye sevk etmelidir. Buralardan çıkarılacak ölçüler de fakihler öncülüğünde uygulamaya sokulmalıdır.

İslâm’ı referans almayan gönül ve akıl doğrudan sapmıştır. Yalnızca akla dayanan değerlendirmeler kişiyi cehennem ateşine sürüklemektedir. Fuzûlî’nin meşhur mısrâsı şöyledir:

Ben akıldan isterim delâlet / Aklım bana gösterir dalâlet.

Habermas’ın çalışmaları normatif aklın bir misalidir. Nihâyetinde Gazze ile ilgili yaptığı açıklamalar da kendisinin doğru yoldan sapmış olduğunu, dalâlete düştüğünü ispat etmektedir.

Diğer taraftan, Habermas bir numûnedir. Öyle niceleri vardır. Sosyal bilimcilerin baş tacı ettiği, üzerine kitaplar, makaleler yazdığı teorisyenlerin kendileri gaflet içinde oldukları hâlde topluma kurtuluş reçetesi yazmaktadırlar. Bizimkiler de bu reçeteleri eğip bükerek bilim yaptıklarını zannetmektedirler… Bu hâl-i pür melâlden bir an evvel kurtulmamız lâzımdır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.