SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Mâlâyâni kültüründe müzik ve çalgı

Yazının Giriş Tarihi: 27.04.2026 09:15
Yazının Güncellenme Tarihi: 27.04.2026 09:15

Nefsânî duyguları canlandıran ve insanı gaflete düşüren müzik ve çalgılar için İslâm âlimlerinin kâhir ekseriyeti haram yahut tahrîmen mekruh (harama yakın derecede hoş görülmeyen şey) hükmünü vermişlerdir. Diğer taraftan, İslâmî duyguları dile getiren ilâhîlere ise caiz demişlerdir.

Müzik ve çalgıya ihtiyatlı yaklaşıp belli şartları sağlayanlarını mübah gören âlimler de vardır. Ama bu görüşteki hocalar dahi müzik ve çalgı türünü, içeriğini, zamanını ve yerini belirgin şekilde sınırlandırmaktadır.

Öyle anlaşılmaktadır ki müzik ve çalgı hususunda Müslümanın dikkat göstermesi gerekmektedir. Mesele tehlikelidir. Şüphelidir. Zaten Müslüman takvâ sahibi olmalıdır. Yani şüpheden uzak durmalıdır. Öyleyse müzik ve çalgıya mesafe koymalıdır.

Bu hususta Müslüman elinden geldiğince titiz davransa ve mübah olacak şekilde bir müzik bulsa da onu dinlese bu sefer de sevaplı bir iş yapmak varken kıymetli zamanını sevapsız bir iş yapmaya harcamış olacaktır. Halbuki dünya hayatı sınırlıdır. Burada mümkün mertebe sevaplı işlerle meşgul olmak gerekir. Müzik ve çalgı, bunun önünde engeldir.

Müslümanın müzik karşısındaki durumu böylesine hassas iken şu âhir zamanda bakıyorsunuz maalesef her yerde şarkılar söyleniyor, müzikler çalınıyor, erkek veya kız fark etmeksizin danslar ediliyor. Bırakın eğlence mekânlarını temel ihtiyaçlarınızı karşılamak için hemen her gün gittiğiniz süpermarketlerde bile müzik çalınıyor. Sebebi ise müşterilerin daha fazla alışveriş yapmalarını sağlamak. Bu konuda yapılmış pek çok akademik çalışma bulunuyor. Bu çalışmalar sadece süpermarketleri değil mesela restoranları da ele alıyor. Bu çalışmaların sonuçlarına göre, müşteriler aslında sadece ürüne bakmıyor, ürünün satıldığı ortamı da değerlendiriyor. Ortamdaki müzik ve ışık müşterinin keyifli zaman geçirmesini sağlayarak daha uzun süre “mekânda” kalmasına neden oluyor. Dolayısıyla daha fazla para harcamasını teşvik ediyor. Bu akademik çalışmaları yapanlar da işletmelere müzik çalmalarını tavsiye ediyor. Gerçi akademik çalışmalara hacet yok. Bugün müzik ve mekân ilişkisi o kadar iç içe geçmiş ki berber salonlarında bile gümbür gümbür müzik çalıyor.

Müzik ve hayat iç içe geçmiş durumda. Yolculuklarda kulaklığı takıp müzik dinlemek moda. Müziksiz bir reklama ben henüz rastlamadım. Dizileri, filmleri, hele hele radyoyu hiç saymıyorum. En ciddi yayın içeriği kabul edilen haberlerde bile müzik kullanımı artıyor. Özellikle sosyal medyadaki haber paylaşımlarında müzik hatırı sayılır şekilde kullanılıyor.

Şu hâlde müzik, belli bir ekonomik ve kültürel hegemonya unsuru olarak kullanılmaktadır. Müzik, kapitalist ve seküler ideolojiyi alttan alta yaymaktadır. Müziğin bir ekonomi politiği vardır. Endüstri hâline gelmiştir. Belli çıkar odaklarına hizmet etmektedir. Yani masum değildir.

Bu bağlamda, müzik dinlemenin iki türlü sakıncası vardır. Birincisi ve en önemlisi kişiyi günaha sokma ihtimalidir. İkincisi ise mevcut kapitalist kültürün derinleşmesini ve sürekli yeniden üretilmesini sağlamasıdır. Çünkü kapitalizm süreklilik ister. Popüler kültür bunun için vardır. En önemli popüler kültür ürünü ise müziktir. Her gün top 20 listesi yenilenir. Böylece tüketicilerin oyalanacakları yeni tüketim ürünleri bulunmuş olur.

Ruhun gıdası müzik değildir. Ruhun gıdası zikrullahtır. Allah’ı anmaktır. Bilesiniz ki kalpler ancak Allah'ı anmakla huzur bulur (Ra'd Sûresi 28. Ayet).

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.