İktidar, bir gücün diğerlerinin düşünce ve davranışlarını yönlendirebilmesine denir. Bu gücün kaynağına göre de siyâsî, askerî ve sosyal iktidarlar vardır. Sosyal iktidar her ne kadar siyâsî ve askerî iktidardan farklı temellense de onlardan bağımsız değildir.
Bugün sosyal iktidar dediğimizde insanların sosyal hayattaki düşünce ve davranışlarını biçimlendiren siyâsî veya askerî erkin dışındaki kişi ve kurumları kapsayan bir yapı anlaşılır.
Sosyal iktidar böylece insanların boş zamanlarını nasıl değerlendireceğini, nasıl giyinip konuşacağını, bir olay karşısında nasıl tepki vermesi gerektiğini, hangi davranışların prestijli olduğunu, hangi etkinliklerin değerli, hangilerinin değersiz olduğunu belirler.
Siyâsî iktidarlar sosyal iktidarı kazanmaya çalışırlar. Çünkü siyâsetin amacı toplumsal alanı yönetmektir. Her ne kadar 25 yıldır siyâsî iktidar muhafazakarların elinde olsa da maalesef sosyal iktidar henüz muhalefetin elindedir.
Sosyal iktidarı düzenlemek için siyâsî tarafta pek çok gayretler sarf edilmekle beraber muhafazakar seçmenin davranışları değişmiyor. Bugün bakıyorsunuz iki farklı partiye oy vermiş seçmenin sosyal hayatları neredeyse aynı. Ama muhalefetin lehine olarak aynı.
Türkiye’de çok uzun yıllar giyilen kıyafetler, bırakılan sakal ve bıyıklar nedeniyle pek çok ayrımlaştırıcı oyunlar oynandı. Bu oyunlar bozuldu, bugün böyle sorunlar kalmadı elhamdülillah ama bu yine muhalefete yaradı maalesef. Bugün çarşaf giymeye özenen hanımların sayısı çok az, sünnet olan sakalı bırakan gençlerin sayısı nispeten çok az. Cübbe şalvar giyen neredeyse kalmadı. Hele sarıkla dolaşmak marjinalleşti. Halbuki bunlar muhafazakarların sosyal iktidarıdır.
Recep Tayyip Erdoğan Türk siyâsetinde kronikleşen sorunları çözerek, vesayetin önünü açarak siyâset mekanizmasını demokrasiye uygun şekilde çalıştırmayı başarmıştır. Sosyal hayatta her türlü düşüncenin ifade edilme imkânını sağlamıştır. Muhafazakarlar için her türlü sosyal altyapıyı hazır etmiştir. Ancak maalesef muhafazakar seçmenin kahir ekseriyeti atıl durumdadır.
Bugün muhafazakar seçmen kapı kapı dolaşıp oy istememelidir. Bunun yerine Müslümanlığını yaşamalıdır. Sosyal hayatta İslâm nurunu ışıl ışıl parlatmalıdır. Camileri doldurmalı, cübbesini, sarığını kuşanmalı, sakalını bırakmalıdır. Çarşafını giymelidir. Müslümana yakışır şekilde ticaretini yapmalıdır. Kurumsal iletişimini İslâm için kullanmalıdır. Kısacası Allah rızası için sosyal hayatta ne yapabiliyorsa onu yapmalıdır.
Yapmalıdır ki İslâm yine cihana şâmil olsun. Çünkü eskiden fetihler kılıçla oluyordu şimdi ise kültürle oluyor. Siyâsî ve sosyal iktidarla oluyor.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Ekmel KILIÇ
Sosyal iktidar
İktidar, bir gücün diğerlerinin düşünce ve davranışlarını yönlendirebilmesine denir. Bu gücün kaynağına göre de siyâsî, askerî ve sosyal iktidarlar vardır. Sosyal iktidar her ne kadar siyâsî ve askerî iktidardan farklı temellense de onlardan bağımsız değildir.
Bugün sosyal iktidar dediğimizde insanların sosyal hayattaki düşünce ve davranışlarını biçimlendiren siyâsî veya askerî erkin dışındaki kişi ve kurumları kapsayan bir yapı anlaşılır.
Sosyal iktidar böylece insanların boş zamanlarını nasıl değerlendireceğini, nasıl giyinip konuşacağını, bir olay karşısında nasıl tepki vermesi gerektiğini, hangi davranışların prestijli olduğunu, hangi etkinliklerin değerli, hangilerinin değersiz olduğunu belirler.
Siyâsî iktidarlar sosyal iktidarı kazanmaya çalışırlar. Çünkü siyâsetin amacı toplumsal alanı yönetmektir. Her ne kadar 25 yıldır siyâsî iktidar muhafazakarların elinde olsa da maalesef sosyal iktidar henüz muhalefetin elindedir.
Sosyal iktidarı düzenlemek için siyâsî tarafta pek çok gayretler sarf edilmekle beraber muhafazakar seçmenin davranışları değişmiyor. Bugün bakıyorsunuz iki farklı partiye oy vermiş seçmenin sosyal hayatları neredeyse aynı. Ama muhalefetin lehine olarak aynı.
Türkiye’de çok uzun yıllar giyilen kıyafetler, bırakılan sakal ve bıyıklar nedeniyle pek çok ayrımlaştırıcı oyunlar oynandı. Bu oyunlar bozuldu, bugün böyle sorunlar kalmadı elhamdülillah ama bu yine muhalefete yaradı maalesef. Bugün çarşaf giymeye özenen hanımların sayısı çok az, sünnet olan sakalı bırakan gençlerin sayısı nispeten çok az. Cübbe şalvar giyen neredeyse kalmadı. Hele sarıkla dolaşmak marjinalleşti. Halbuki bunlar muhafazakarların sosyal iktidarıdır.
Recep Tayyip Erdoğan Türk siyâsetinde kronikleşen sorunları çözerek, vesayetin önünü açarak siyâset mekanizmasını demokrasiye uygun şekilde çalıştırmayı başarmıştır. Sosyal hayatta her türlü düşüncenin ifade edilme imkânını sağlamıştır. Muhafazakarlar için her türlü sosyal altyapıyı hazır etmiştir. Ancak maalesef muhafazakar seçmenin kahir ekseriyeti atıl durumdadır.
Bugün muhafazakar seçmen kapı kapı dolaşıp oy istememelidir. Bunun yerine Müslümanlığını yaşamalıdır. Sosyal hayatta İslâm nurunu ışıl ışıl parlatmalıdır. Camileri doldurmalı, cübbesini, sarığını kuşanmalı, sakalını bırakmalıdır. Çarşafını giymelidir. Müslümana yakışır şekilde ticaretini yapmalıdır. Kurumsal iletişimini İslâm için kullanmalıdır. Kısacası Allah rızası için sosyal hayatta ne yapabiliyorsa onu yapmalıdır.
Yapmalıdır ki İslâm yine cihana şâmil olsun. Çünkü eskiden fetihler kılıçla oluyordu şimdi ise kültürle oluyor. Siyâsî ve sosyal iktidarla oluyor.