SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Tüketim/mâlâyâni kültüründe ihtiyaç kavramı

Yazının Giriş Tarihi: 23.03.2026 09:13
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.03.2026 10:24

Tüketim kültürü, İslâmî çerçevede değerlendirilirse, aslında bir mâlâyâni kültürüdür, diye daha önceki yazılarımızda söylemiştik. Mâlâyâni kelimesini ise şu şekilde târif etmiştik: İnsanın bu dünyasına ve âhiretini fayda vermeyen boş işler… Yani kişiyi Allah’tan, İslâm’dan uzaklaştıran her şey…

Tüketim kültüründe ihtiyaç fazlası tüketim yapılır. Gösteriş için tüketim yapılır. Tüketim üzerinden kişi kendisini var eder. Diğer taraftan çoğu tüketim israfla sonuçlanır. Tüketim kültüründe aşırı tüketim yapmak meşrudur, olması gerekendir, kaçınılmazdır. Tüketim yapmamak ise anomalidir.

İslâm dini ise tüketim hususunda ihtiyatlıdır. İhtiyaç üçe ayrılır: Zaruriyyat, haciyyat ve tahsiniyyat. Zaruriyyatı karşılamak için tüketim yapmak zorunludur. Yemek yemek, su içmek, giyinmek ve barınmak gibi ihtiyaçları karşılamak gerekir. Haciyyat ise olmadığında hayatın devam ettiği ama zorlaştığı ihtiyaçlardır. Ulaşım aracı, ev eşyaları, rahat kıyafetler buna örnek gösterilebilir. Hayatı kolaylaştırdığı için bunları sağlamak için tüketim yapmak İslâm’da teşvik edilir. Ancak israfa kaçmamalı, lükse dönüşmemelidir. Belli bir kolaylık sağlaması amaçlanmalıdır. Tahsiniyyat ise hayatımızı güzelleştiren şeyleri ifade eder. Bu da belli koşullarda caizdir lakin gösteriş için, hava atmak için yapılmamalıdır. İnsanı kibre sürüklememelidir. Zorunlu ihtiyaçların önüne geçmemelidir.

İslâm ticareti yasaklamamıştır. İnsanların ihtiyaçlarını gidermek için üretim ve tüketim yapmaları, bunların değiş tokuşunun da ticaret vasıtasıyla sağlanmasını Allah Azze ve Celle helâl kılmıştır. Hatta Peygamber efendimiz Muhammed Mustafa (s.a.v.) rızkın onda dokuzu ticarettedir buyurmuştur. Kendisi de bizzat ticaretle meşgul olmuştur. Dolayısıyla, İslâm’ın karşı çıktığı şey tüketimin kendisi değildir, tüketimi hayatın merkezine alan anlayıştır.

Tüketimi hayatın merkezine alan anlayış tüketim kültürünü üretmiştir. İnsanlara hayatlarının tek gayesinin daha fazla eşya satın almak, daha fazla müzik dinlemek, daha fazla dizi, film veya yarışma programı izlemek olduğunu fısıldayan bu kültür hayatın diğer alanlarını da etkisi altına almıştır. Artık gündelik konuşmalar dahi tüketim olgusu etrafında cereyan etmektedir. Bu konuşmalarda tüketimin kendisi alttan alta övülmekte, tüketmeyen insan aforoz edilmektedir.

Tüketim kültüründe tüketmek bir haktır. Herkesin tüketmesi teşvik edilir. Parası olmayana kredi kartı veya kredi verilir. Hiç kimseye tüketme denmez. Boş zamanlarında insanlar alışveriş merkezlerine, sinema salonlarına, televizyon karşısına çağrılır. Cep telefonlarının yaygınlaşmasıyla beraber uyumak dışındaki zamanın çoğu zaten sosyal medyada tüketilir.

İhtiyacın sonsuz olduğu sanrısı insanın parayla kurduğu duygusal ilişkiyi derinden etkilemektedir. Sürekli daha fazla tüketmesi gerektiğini empoze eden bir kültürün içinde yaşayan kişi daha çok kazanmak isteyecek ama parasını başkalarıyla paylaşmak istemeyecektir. Başka bir deyişle, yoksulu doyurmayacaktır, sadaka ve zekât vermekten imtinâ edecektir. Hele sadaka-i câriye yapmayacaktır.

Eğlenmenin ve gezmenin ihtiyaç addedildiği bir kültürde sürekli eğlenmek ve sürekli gezmek isteyen kişi ilim öğrenmeye, ibâdet etmeye, akraba ve hastaları ziyaret etmeye fırsat bulamayacaktır. Çünkü her akşam eğlenmek ihtiyacını karşılayacak bir medya içeriğinin yahut bir oyun masasının karşısına kurulması gerekecektir. Hafta sonlarında, bayram tatillerinde yahut yaz tatillerinde de beş yıldızlı otellerde kalmak veya yeni yerleri keşfetmek ihtiyacını gidermesi lâzım gelecektir.

Tüketim kültürü, sadece tüketim yapmak demek değildir. Tüketime dayanan bir hayatı yaşamak demektir. Tüketime dayalı yaşanan bir hayat ise Allah’ın (c.c.) râzı gelmeyeceği bir hayattır. Allah Celle Celâluhû bu dünyayı imtihan kılmıştır. Kendisine kulluk etmemizi emretmiştir. Şu hâlde tüketim kültürünün bizlere dayattığı hayatı yaşamayacağız da Peygamber efendimizin yaşadığı hayatı yaşayacağız, biiznillah.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.