SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Türkiye'de siyasî iletişim ve demokrasi

Yazının Giriş Tarihi: 01.06.2026 09:59
Yazının Güncellenme Tarihi: 01.06.2026 10:00

Bugün medyanın etkilerinden bahsetmek demek aslında siyâsî iletişimden bahsetmek demektir. Çünkü siyâsetçiler ideolojilerini kitlelere benimsetmek ve parti politikalarına uygun şekilde seçmeni yönlendirebilmek için medyayı aktif şekilde kullanmaktadır. Bunun yanında, özellikle muhalefet tarafında, devasa bütçelerle fonlanan medya şirketleri, gazeteciler ve sosyal medya trolleri olduğu herkesin malumudur.

Siyâsî iletişimin bu denli yoğun ve güçlü olduğu bir atmosferde seçmenlerin zihin ve gönül dünyasının berrak kalması mümkün değildir. Nitekim etki çalışmalarından öğrendiğimiz kadarıyla medya insanların algılarını ve tutumlarını pekiştirici bir rol oynamaktadır.

Türk siyâsetinin temelde iki ayağı vardır: Muhafazakârlar ve laikler. Son yıllarda muhafazakâr seçmen Cumhur İttifakı’nı; laikler ise Millet İttifakı’nı oluşturmuştur. İstisnalar kaideyi bozmaz.

Tam da bu nedenle ülkemizdeki siyâsî iletişim dili de Doğu-Batı çatışmasından kurtulamamıştır. AK Parti, Sayın Recep Tayyip Erdoğan liderliğinde bu çatışmanın derinleşmesini önleyecek olgunlukta bir siyâset dili geliştirmesini başarmıştır. Ancak muhalefetin benimsediği iletişim dili nedeniyle bu çatışmadan Cumhur İttifakı’nın tamamen kaçınması mümkün olmamaktadır.

Bununla beraber, Türk siyâsî iletişiminin temel meselesi bu değildir. Asıl mesele iletişimin şeklidir. Yani üslubudur ve içeriğidir. Bu noktada hemen söylemek gerekir ki pek çok ilmî çalışmanın açık şekilde ortaya koyduğu gibi Cumhur İttifakı’nın siyâsî iletişimi gayet başarılı ve olgundur. Yalan, iftira, dezenformasyon, hakaret gibi iletişim bozukluklarına asla yer yoktur.

Ancak genelde Millet İttifakı, özelde ise CHP hem geleneksel medya hem de yeni medya araçları vasıtasıyla yalan ve iftira atmak, linç kampanyası başlatmak, itibar suikastı düzenlemek, halkı kin ve düşmanlığa tahrik etmek, dezenformasyon yaymak gibi pek çok bilinçli siyâsî iletişim faaliyeti yürütmüştür ve yürütmektedir.

Öyle anlaşılmaktadır ki Türk siyâsetinin iletişim problemi yoktur. CHP’nin iletişim problemi vardır. Vahim olanı ise bunun bir iletişim problemi olarak görülmeyerek bir siyâsî iletişim politikası olarak partililerin iliklerine kadar işlemiş olmasıdır.

Burada başa dönmekte fayda vardır. 2023 Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Cumhur İttifakı'na 27 milyon, Millet İttifakı’na ise 25 milyon oy verildiğini dikkate alacak olursak CHP’nin bu problemli siyâsî iletişim politikasından seçmenlerin yarısına yakınının doğrudan etkilendiği anlaşılacaktır.

Bu şu anlama gelmektedir ki ülkemizdeki seçmenlerin yarısı ilgili medyanın ürettiği yalan, iftira, hakaret ve dezenformasyon gibi içeriklerin ya farkında değildir veya bundan rahatsız olmamaktadır. Dolayısıyla problemli iletişim yapısı bu seçmenlerin gözünde normalleşmiş ve olması gereken hâline gelmiştir. Demek ki yalan, iftira gibi temel ahlâkî bozukluklar bir meşruiyet zemini kazanmıştır.

Halbuki aynı seçmen grubu demokrasiyi, basın özgürlüğünü, doğru bilgiye erişme imkânını herkesten fazla savunmaktadır. Buna göre kamuoyu da ancak gerçek bilgiye erişebilirse doğru bir seçim yapabilmektedir. Şu durumda CHP benimsediği siyâsî iletişim biçimiyle demokrasinin düzgün işlemesine engel olmaktadır. Seçmenlerin doğru bilgilenmesini engellemektedir. Kamuoyunu manipüle etmektedir.

CHP’nin yakın zamanda siyâsî iletişim dilini değiştirmesi pek de beklendik bir şey olmayacağına göre demokrasiye sahip çıkmak seçmenlerin elindedir. Bu hususta seçmenlerin silahı ise medya okuryazarlığını öğrenmeleridir. Böylece kendilerini CHP’nin yalanlarından, iftiralarından, dezenformasyonlarından koruyabilirler. Demokrasimize sahip çıkabilirler. Daha da önemlisi bu tür iletişim politikalarına taviz vermeyerek ülkemizdeki siyâset dilinin güzelleşmesini sağlayabilirler.

Diğer taraftan, CHP’nin problemli siyâsî iletişim şekli doğrudan toplumun iletişim biçimini de etkilemektedir. Partinin seçmenleri sosyal hayatlarında CHP’nin iletişim dilini taklit etmektedir. Mesela pek çok genç belli bir refah seviyesi içinde yaşamasına karşın Allah’ın (c.c.) verdiği nimetler karşısında şükürsüzlük gösterecek derecede ekonomiyi kötülemektedir. Benzer şekilde emekliler maaşlardan şikâyet etmektedir. CHP’nin sorunlu iletişim dili ülkemizin en hassas değerleri olan gençleri ve yaşlıları hedef almakta, onların duygularını manipüle ederek ülkenin insan sermayesini sömürmektedir.

Burada yerimiz dar ancak akademik anlamda CHP’nin sorunlu siyâsî iletişim politikasına dair medya etkileri bağlamında ciddi çalışmaların yapılması gerekmektedir. Bu sayede belki bize özgü bir etki araştırması da yapılmış olur. Eğer alanında yetkin hocalarımızdan kimse yapmazsa belki bir gün bendeniz yaparım.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.