SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Yapay zeka çağında gerçeklik algımızı nasıl koruyacağız?

Yazının Giriş Tarihi: 23.11.2025 11:48
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.11.2025 11:50

Yapay zekâ etrafında konuşmaya başladığımızda karşımıza çıkan en önemli problem gerçekliğin-hakikatin yok sayılma tehlikesidir. Her geçen gün gelişen bilgi ve iletişim teknolojileri sayesinde bu tehlike büyümektedir.

Gerçeklik-hakikat ise insan davranışlarını anlamlandıran yegâne zemindir. Bu zemin ise İslâm’dır. Yani bir kişi davranışlarını sergilerken İslâm’ı kendisine referans alıyorsa bu kişi gerçek bir hayat yaşıyor demektir. Değilse bu kişi gerçekten uzak bir hayat, yani bâtıl bir hayat yaşıyor demektir. Onun hayatı artık sahteleşmiş, yapaylaşmış demektir.

Gerçek hayatı yaşayan kişinin bu gerçeklikten kopması mümkün değildir. Zira o davranışlarının hangisinin hakikat hangisinin bâtıl olduğunu bilmektedir. Mesela sıla-yı rahim yapmak Allah’ın emridir. Şu hâlde kişi sıla-yı rahim yaparsa, yani anne babasını ve hısım akrabayı ziyaret ederse, telefonla arayıp hâllerini, hatırlarını sorarsa hem ahirette büyük ecilere nâil olur hem de o kişinin bu dünya hayatı bereketlenir. Zira ahiret haktır. Gerçektir. O hâlde kişinin davranışının gerçeklik ölçüsü de İslâm’a göre olmalıdır. Zaten gerçekliği-hakikati başka neyle ölçebiliriz?

Şu hâlde dünya bir imtihan yeridir. Kişi hayatını gerçekler üzerine kurmalı ve bunlara uygun davranmalıdır. Onu gerçeklikten koparacak her türlü insandan, işten, araç ve gereçten uzak durmalıdır. Bunun yerine gerçeklik algısını pekiştirecek Kur’an-ı Kerîm’e ve Sünnet’e yakın olmalıdır. Teknolojiyi de bu yolda kullanmalıdır. Medya kullanıyorsa medyanınn gerçekten uzak yapısını göz önünde bulundurmalı ve ihtiyatlı davranmalıdır.

Kişi, yapay zekâ teknolojilerinin de bir tür medya olduğu ve kişiyi gerçekten, yani İslâm’dan uzaklaştırdığını bilmelidir. Yapay zekâ araçlarının gerçek davranışlar yerine bâtıl davranışları meşrulaştırdığını hesaba katmalıdır. Bu yeni araçları da ona göre kullanmalıdır.

Beş vakit namazını kılan, Ramazan orucunu tutan, zekâtını, sadakasını veren, Kur’an okuyan, hadis öğrenen, dinî sohbetleri dinleyen, dinî kitapları okuyan ve Allah Azze ve Celle’yi çok zikreden takva sahipleri Allah’ın izniyle gerçekten ayrılmazlar, bâtıla düşmezler. Bunun dışında kalanlar ise maalesef bâtıl bir hayat yaşarlar da bunun farkına bu dünyada varamazlar.

Yukarıda verdiğimiz misâl üzerine devam edecek olursak kişi için sıla-yı rahim yapmak haktır, gerçektir. Takva sahipleri bunu yaparlar ve gerçekten kopmamış olurlar. Ama kapitalist ideolojiye hapsolmuş, tüketim/mâlâyâni kültürünün adamı olmuş insanlar ise sosyal bağlarını koparmışlardır. Onların zihin ve gönül dünyalarında artık akrabayı koruyup gözetmek diye bir anlayış yoktur. Onlar, gerçekten uzaklaşmış kimselerdir.

Aydınlanma düşüncesinin insanlığa verdiği en büyük zarar gerçeklik zeminini ortadan kaldırması olmuştur. Bugün herkesin kendi değer yargıları bu yüzden vardır. Çünkü Aydınlanma felsefesi mutlak değer sistemini yadsıyarak inkar felsefesini topluma yaymıştır. Bir tek doğru yoktur diyerek dünyada var olan insan sayısı kadar doğrunun olacağını söylemiştir. Bizdeki eğitim sistemi de Aydınlanma felsefesini temel aldığından bizde de her konuda insanların ayrı ayrı değer yargıları, doğruları bulunmaktadır. Halbuki bunların hepsi gerçekten uzak, bâtıl şeylerdir. Dolayısıyla bugün medyaya ve yapay zekâya isnat ettiğimiz suçların müsebbibi aslında Aydınlanma felsefesinin kendisidir.

Gerçekten uzaklaşılmasıyla bugün aileler çocuklarına “akrabanı ziyaret et” dediklerinde çocukların “neden” sorusuna gerçek bir cevap verememektedir. Yahut otobüste “yaşlı amcana bir yer ver bakalım” dendiğinde gençler “ben çalıştım yorgunum, burada oturmak benim de hakkım” diye kendi akıllarından bir değer yargısı oluşturabilmektedir. Çünkü yaşlıya hürmet diye bir gerçekliğin artık zihin ve gönül dünyalarında karşılığı yoktur.

Netice itibariyle yapay zekâ kendi değer yargılarına sahip bâtıl ehlinin karanlığını daha da artıracaktır. Müslümanlar için ise yeni bir imtihan kapısı olacaktır. Müslüman takvası sayesinde gerçekten sapmayacaktır. Hatta yapay zekâyı Allah Azze ve Celle için kullanarak sapanları da gerçeklikle buluşturabilecektir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.