SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Yaşlıların yalnızlığı

Yazının Giriş Tarihi: 09.11.2025 11:39
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.11.2025 11:41

TÜİK’in Mart 2025 tarihli istatistik verilerine göre 65 yaş ve üzerindeki kişilerden oluşan ülkemizdeki yaşlı nüfus 2019 yılında 7 milyon 550 bin 727 kişi iken son beş yılda % 20,7 artarak 2024 yılında 9 milyon 112 bin 298 kişi oldu. Yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranı ise 2019 yılında %9,1 iken, 2024 yılında %10,6'ya yükseldi. Yaşlı nüfusun 2024 yılında %44,6'sını erkek nüfus, %55,4'ünü kadın nüfus oluşturdu.

Nüfus projeksiyonlarında en kötü varsayıma göre yaşlı nüfus oranının 2100 yılında % 42,8’e; en iyi varsayıma göre ise % 28,2’e çıkacağı öngörülmektedir. Eğer mevcut demografik yapı devam edecek olursa bu oranın % 33,6 olacağı düşünülmektedir.

Yaşlıların yaş aralığına baktığımızda ise 2024 yılında %63,4'ünün 65-74 yaş grubunda, %28,8'inin 75-84 yaş grubunda ve %7,8'inin 85 ve daha yukarı yaş grubunda yer aldığı görüldü. Yaşlı nüfusun %0,1'ini oluşturan 100 yaş ve üzerindeki yaşlı kişi sayısı ise 2024 yılında 7 bin 632 oldu.

İstatistik verilerinden öyle anlaşılıyor ki yaşlılarımızın sayısı artmaktadır. Yani ülkemiz yaşlanmaktadır. Nitekim yaşlı nüfusun toplam nüfus içindeki oranının %10,0'ını geçmesi nüfusun yaşlanmasının bir göstergesidir. Türkiye'de yaşlı nüfus, diğer yaş gruplarındaki nüfusa göre daha yüksek bir hız ile artış göstermektedir.

Nüfusun yaşlanması önemli bir konu olmakla beraber yazımızın konusu değildir. Biz bu yazımızda daha çok yaşlıların yalnızlığından konuşmak istiyoruz. Çünkü yaşlıların toplumdan dışlandığını ve yeteri kadar saygı görmediklerini düşünüyoruz.

Zira yaşlı demek aynı zamanda bir anne ve baba demektir. Dinimiz, anne ve babaya yaşlandığında öf bile dememeyi emretmektedir. Ayrıca şu hadisi şerif de meselenin İslâm nazarında ne kadar hassas olduğunu göstermektedir: Anne ve babasına veya onlardan sadece birine yaşlılık günlerinde yetişip de cennete giremeyen kimse perişan olsun, perişan olsun, perişan olsun.

Öyle anlaşılmaktadır ki yaşlılara en önce sahip çıkacak, hürmet edecek ve onların mutluluğunu sağlayacak olanlar yine o yaşlıların evlatlarıdır. Eğer her evlat yaşlı anasına ve babasına Allah rızası için sabretse, onlara güzel davransa yaşlıların yalnzılığından bahsetmemize gerek kalmayacak. Bu kadar huzurevine de ihtiyaç olmayacak.

Diğer taraftan tanımadığımız bir yaşlıya da sırf yaşından dolayı hürmet etmek yine dinimizin bize yüklediği bir vazifedir. Nitekim “Allah Teâlâ, yaşından ötürü bir ihtiyara saygı gösteren gence, yaşlılığında hizmet edecek kimseler lutfeder” hadisi şerifi bu noktayı vurgulamaktadır.

Bugün ülkemizde 1 milyon 750 bin 900 yaşlı evinde tek başına yaşamaktadır. Bu hanelerin %74,0'ını yaşlı kadınlar, %26,0'ını ise yaşlı erkekler oluşturmaktadır.

Daha genel bir çerçeveden bakılacak olursa Türkiye’deki hane halklarının % 74,7’sinde herhangi bir yaşlı yaşamamaktadır. Kalan % 25,3’ünde ise en az bir yaşlı fert yaşamaktadır. Bunun da % 26’sını tek başına yaşayan yaşlı nüfus oluşturmaktadır.

Bugün haberlerde esefle okuyoruz ki yaşlı bir amca veya teyze bir hafta önce ölmüş ama etrafa kötü koku yayılmaya başlayınca ancak çevrenin haberi olmuş, polise haber verilmiş ve öldüğü anlaşılmış. Bunun gibi haberlere gün geçtikçe daha sık rastlıyoruz. Yurt dışında durum bizden daha vahim. Çünkü bizde yine sosyal ilişkiler henüz çok parçalanmadı. Ama korkulan o ki elli yıl sonra bizde de sosyal ilişki diye bir şey kalmayacak.

Zira bugün gençlerin maalesef kahir ekseriyeti kapitalist tüketim ve mâlâyâni kültürü içinde yetişmektedir. Onların gayesi daha lüks ve konforlu hayat yaşamaktır. Yaşlılar ise onlara göre ayak bağında başka bir şey değildir.

İşte, İslâm’ı görmezden gelirseniz, İslâmî eğitimi ıskalarsanız hem nüfusunuz yaşlanır hem de o yaşlı nüfusunuz yalnızlaşır. Toplumunuz dünyalık yaşar, ahireti umursamaz. Sosyal ilişkilerinde Allah’ın (c.c) emir ve yasaklarına uymaz.

Daha da fenası bu durumun sadece nüfus olaylarında değil ekonomiden siyasete, eğitimden çalışma hayatına, hukuktan spor aktivetlerine kadar önemli ölçüde belirleyici olmasıdır. Bir toplum Allah’tan uzaklaşırsa her alanda bozulma yaşar. Sonunda ise helâk olur gider.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.