Kim korkar fillerden!

 


(Fil Süresi’nin beşinci sınıf, güncel bir tefsiri)

Beşinci sınıfta Din dersimde tahtaya Fil süresinin mealini yazmıştım. Öğrencilere süreden ne anladıklarını sormuştum.
Çocuklar cevap verdikçe yeni sorular soruyordum.
Sonra şunu sordum:

Çocuklar, Allah Fil gibi büyük ve güçlü bir hayvana karşı daha güçlü bir hayvan kullanmak, ya da doğrudan fillerin canını almak yerine neden pişmiş çamurdan taşlar atan kuş sürülerini kullanmış olabilir?

 

Çocuklardan, kuşların özelliklerinden, attıkları taşların ne kadar etkili olduğuna kadar muhtelif cevaplar aldıktan sonra bir öğrencim şu yorumu yapmıştı:
“Öğretmenim, Ben bir hikaye dinlemiştim. Hikayeye göre orman yanıyormuş. Tüm hayvanlar kaçışıyormuş. Ama bir serçe uzaktaki göle uçup gagasına aldığı bir damla suyu yanan ormanın üzerine döküyormuş. Sonra tekrar uçup aynı şekilde gagası ile su taşıyarak yangını söndürmek için gayret ediyormuş. Onu gören diğer hayvanlar, durumuna şaşırmışlar ve çabasının boş bir çaba olduğu ve asla yangını söndüremeyeceği konusunda onu uyarmışlar. Serçe onlara: “Ben elimden geleni sonuna kadar yaparsam yangını söndürebileceğime inanıyorum” demiş. Fil süresinde de Allah bize şunu söylüyor: Bir kuş kadar küçük ve zayıf olsanız, karşınızdaki güç bir fil kadar büyük ve güçlü olsa bile asla pes etmemelisiniz. Elinizden geleni sonuna kadar yaparsanız kesinlikle başaracaksınız”

 

Bunun üzerine ben: “Neden pişmiş çamurdan taş atıyorlar da sıradan bir taş atmıyorlar?” diye sordum.

Başka bir çocuk: “Öğretmenim, çok iyi hazırlanmamız ve çok çalışmamız isteniyor” dedi.

—–
Kur’an’ın ilk inen sürelerinden biri olan bu süre, kendini zayıf, yalnız hisseden Hz. Peygamber ve ona inanan çok az sayıda insana iman, motivasyon ve moral vermiştir. Sadece bu süre değil, Kur’an’ın Mekki sürelerindeki kıssaların mesajı da temelde aynıdır. ‘Genç ve tek başına bir genç olan Hz. İbrahim,  kelle kesen baş kaldıran Firavun’un karşısında konuşma zorluğu yaşayan Hz. Musa, yaşamı boyunca bir çok defa dibe vurmuş, ama asla pes etmemiş olan Hz. Yusuf’..’ gibi. Hiçbiri pes etmemiş ve korkularına teslim olmamış, umutsuzluğa kapılmamışlardır.
Allah: “Yeryüzünde ezilenleri avantajlı kılmayı, onları önderler kılmayı ve onları varisler kılmayı murad ediyoruz” der. (Kasas:5)

Kuşkusuz Allah kendi muradını gerçekleştirmeye muktedir bir ‘Kadir-i Mutlak’tır. Ancak Allah bu iradesini gerçekleştirmek için insandan yardım istemektedir.  (Eğer siz Allah’a yardım ederseniz Allah ta size yardım eder.. Muhammed:7) İnsan bu ‘Yardım’ı kendisine verilmiş olan kısmi ‘meşiet’ (seçme hakkı)i  Sünnetullah’ın (İlahi yasalar) rahmet yönünde  tecelli etmesini sağlayacak şekilde kullanmalıdır. (Doğru seçim ve karar+ İlahi yasalar= İlahi Rahmet.)
Kur’an’ın ‘Biz’ şeklinde çoğul kullanımlarını bu çerçevede anlamak gerekir. Biz Allah’ın yardımını ve zaferi ancak bir beşer olarak seçimlerimizi hiçbir güçten, hiçbir topluluktan korkmadan yapıp, bütün sonuçlarına sabretmeyi/ direnmeyi/ dik durmayı başarabilirsek kazanabilir ve ‘Biz’in bir parçası olabiliriz.

 

Yeryüzünde avantajlı, önder ve varis olmak istiyorsak ve bundan epey uzaksak, bunu hak edecek sağlam bir duruş sahibi olmak, çamurlarımızı iyi pişirmek (argümanlarımızı olgunlaştırmak/ doğrultmak) zorundayız.

 

Şüphesiz Allah Sabredenlerle (dik duranlarla) birliktedir.

“İman edenlerseniz üstünlersiniz” (Kur’an)

 

 

İlginizi Çekebilir

Minimalist yaşam nedir?

Minimalizm son zamanlarda ABD başta olmak üzere Batı dünyasını etkisi altına alan bir düşünce biçimi ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir