Kötülüğün kaynağı kimdir?

 

 

 

Bugün ki yazımda birçok kişiye göre çelişkili olan aşağıdaki iki ayet üzerinde düşünmeye çalışacağım.

Öncelikle klasik çeviriyi yaklaşık olarak vermek istiyorum:

 

Nisa.78. “…Onlara bir iyilik isabet ettiğinde, ‘bu, Allah katındandır’ derler. Ama kendilerine bir kötülük dokunduğunda, “bu, senin yüzündendir” derler. De ki: “Hepsi, Allah katındandır.” Şu topluluğa ne oluyor ki, neredeyse hiçbir sözü anlamıyorlar?”

 

Nisa.79. “İyilik ve güzellikten (hasene) ne ererse Allah’tandır. Kötülük ve çirkinlikten (seyyie) sana ulaşan şeyse kendi nefsindendir…”

Bu çeviriye göre; 78. ayette hepsi Allah katından iken, 79. ayette  iyilik Allah’tan, kötülük ise insan nefsindendir.

 

  1. ayette söylenen ile 79. ayette söylenen arasında şöyle bir fark vardır:

78’de: “Allah indindendir” (min indillah) denirken, 79. ayette; “Allah’tanır ve senin nefsindendir” (minellah, min nefsik) denilmektedir.

Bu ikisi arasında ne fark vardır?

 

  1. Birinci ayette, insanın başına gelen iyilik ve kötülüklerin Allah’ın sisteminin işlemesine bağlı olduğu vurgulanır. ‘O’nun indinden’ yani, ‘O’nun yasalarının/ sisteminin (Sünnetullah) tecelli etmesinden/ işlemesinden’ demektir.  Yani: başınıza gelen her iyi şey ya da her kötü şey tesadüfi değildir. İşleyen bir sebep sonuç ilişki zincirinin sonucudur. Bu nedensellik zinciri Allah’ın kurgusudur. Bu işleyişte, her ne kadar seçimlerinizi kendi meşietiniz (insiyatif/ özgür seçim) ile siz yapsanız da sizin insiyatiflerinizin/ seçimlerinizin olumlu/ olumsuz tecellisi Sünnetullah’ın bir gereğidir. ‘Min indillah’ın anlamı budur.

 

  1. İkinci ayette ise, İyiliğin ve kötülüğün kaynağının ne olduğu anlatılmıştır.

Bu da şudur: Kategorik olarak iyilik Allah’tandır. Yani: İnsan doğasındaki iyiliğin kaynağı, Allah’ın insana üflediği ‘Ruh’ tur. Takva da diyebileceğimiz bu iyilik potansiyeli İnsanın, İlahi ruhun bir yansıması/ İlahi ruh’tan bir nefha olmasından dolayı sahip olduğu bir ‘kuvve’dir. İnsan seçimlerini takva itkisi ile yaptığında ruhunda bilkuvve bulunan ‘iyilik’ aktif hale geçer. Harekete geçen bu ‘İyilik’ (hasene) in kaynağı Allah’tır. (İlahi Ruh)

 

‘Kötülük nefsinizdendir’ den de kötülüğün kaynağının insanın nefsi olduğu anlatılır. Yani; Kötülük potansiyeli, insana kısmi olarak üflenen ‘İlahi ruh’ tan değil, insan nefsinin yanlış seçimlerinden kaynaklanmaktadır. ‘İlahi Ruh’un kısmi olarak üflenmesi, insan da bir boşluk/ yarık/çatlak (Fücur) ortaya çıkarmıştır. Farabi buna ‘kemal eksikliği’ der.

Şöyle de ifade edebiliriz: Eğer Allah insana ruhundan bir nefha değil, ruhunu üfleseydi insanlar Allah’ın sahip olduğu tüm kemal sıfatlara sahip olurlardı.

 

Dolayısıyla İnsan, seçimlerindeki noksanlık/ yanlışlık ile bahsi geçen boşluğa (fücur) düşmekte ve kendisine üflenen ilahi ruhta kategorik olarak bulunmayan kötülükler

(seyyiat) işlemekte ve ‘Facir’ olmaktadır.

Kur’an’da Fücur sayılabilecek olan eylemlerin insan yaradılışına/ fıtratına uymayan eylemler olarak genel anlamda ‘Münker’ olarak nitelendirilmesi boşuna değildir. Münker: Uygunsuz/ uyumsuz olarak tercüme edilebilir. Neye ya da kime uygunsuz? Tabii ki insana üflenen ‘İlahi Ruh’a uygunsuz ve uyumsuz olan eylemler.

Hasene (iyilik/ güzellik) sayılabilecek eylemler de ‘Maruf’ olarak nitelendirilmiştir. Maruf ise, uygun ve uyumlu olarak çevrilebilir. Bu da insanın fıtratı, kendisine üflenen ilahi ruh ile uyumlu olan eylemler olarak düşünülebilir.

 

Ez cümle: Ayette geçen ‘Minellah’ ile ‘Min indillah’ın farkını iyi anlarsak ayetlerde bir çelişkinin olmadığı, iyiliğin mutlak kaynağının Allah, kötülüğün mutlak kaynağının da insanın ‘Kemal noksanlığı’ndan kaynaklanan yanlış seçimleri olduğu, bu iyilik ve kötülüğün işleme mekanizmasının ise ‘Allah katından’ olduğu, yani ilahi sistem (Sünnetullah)in bir tecellisi olduğu kolayca anlaşılabilir.

 

Allah’ın Muhsin kullarına selam olsun.

 

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

ERRARE HUMANUM EST

İlk aday gösterildiğinde yakın çevreme hatalı bir seçim olduğunu söylemiş ancak, “bir bildiği vardır elbet…” ...

Bir yorum

  1. Züleyha Fındık

    O güzel yüreğine sağlık Ahmet Günaydın Hojam. hatalı çevirilerden okuduğumda ben de çelişki var gibi algıladım ilk okuduğumda… Ama Yüce yaratıcımız olan yüce Rabbimize de yakıştıramıyordum bu çelişkiyi. O’na hüsnü zan yapıp sizin çevirdiğiniz gibi algılamayı tercih ettim. Ama sonra biraz Arapça gramer kursu almaya karar verdim. Kurstan öğrendiğim pat çat bilgilerimle bu farkı görebildim. Ama çeviri yapanların bunu nasıl fark edemediğine çok hayret etmiştim.Çok büyük bir vebal zira.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir