Lİ ĞAYRİHİ ÇEVRECİLİK (!)

 

 

1990-1992 yıllarında Zonguldak’ta öğretmen olarak çalıştım. Zonguldak’ın kenar mahallesi sayılabilecek Üzülmez’de bir okulda çalıştım. Aynı muhitte de yaşadım.

Öğretmenlik hayatımın en idealist ve gözü kara dönemindeydim.  Gençtim, heyecanlıydım ve tecrübesizdim.

Oturduğum ev ile okulumun arası 15-20 dakikalık bir yoldu. Yürüyerek gidip geliyordum. Üzülmez TTK’nın da bazı ofislerinin olduğu bir yerdi. Sağı solu asırlık ağaçlarla çevrili düzgün bir yoldu okul yolum.

Yolun biraz üstü ve altında da kısa adı RAT olan bir Fransız firmasının yaptığı dubleks işçi lojmanları vardı. TTK’da çalışıp bir şekilde o lojmanlara yerleşenler lojmanın emekli olmadan lojmanın bahçesine 2-3 katlı bir ev yapar, emekli olunca da o eve çıkardı. Bazen de lojmana kendi yerine işe soktuğu oğlunu yerleştirirdi.

Bazen de lojmana yerleşen işçi doğal olarak bahçeyi ve devamındaki ormanı doğal hakkı görür ve faydalanır(!)dı.

Okulumuzun yakınında bu şekilde lojmana yerleşmiş ve kendine ev yapmış Rize’li bir adam vardı. Büyük büyük ağaçları kesip kendine tarla- bahçe için yer açmıştı.

Bir gün okula giderken asırlık bir ağacı kesmekte olduğunu gördüm. Güya nazikçe selam verip, ağacı ‘hangi suçtan ötürü kestiğini’ sordum.  Benim bunu sormamdan rahatsız olan , ’kalın suratlı ve kalın sesli Rize’li amcam’ beni tersleyip azarladı. Ben de onun o kalın suratını görmezden gelerek okulun yolunu tuttum.

Ama şeytan/vicdan rahat durur mu? Okula gidince ne yapabileceklerine dair hiçbir fikrim olmayan orman müdürlüğünü aradım.

Birkaç saat sonra okul amcanın sesi ile yankılandı. Küfürler, tehditler havada uçuşuyor… “Ceturin bağa hağu tinciyi, kesecağim oni” Elindeki baltayı pencereden görebildim. Neyse, arkadaşlar beni sakladılar, polis aramakla tehdit ettiler de şükür gittiydi.

Orman müdürlüğü ekipleri gelmiş, ceza yazmış, ağacı kısmen kurtarmışlardı. Ben de bir süre o yoldan gitmek yerine daha uzak olan paralel başka bir yoldan okula gidip geldim.

Bundan birkaç yıl önce adında yeşiller olan bir partiden arkadaşlarla çevre ile ilgili bir eyleme katılmıştım. Geziden önceydi ve henüz ayarlarına dönmemiş / yabancılaşmamış bir ekipti. Hükümetin doğayı talan edecek bir yasa çıkarmaya hazırlandığı, buna karşı bir duyarlılık oluşturulmasını iyi olacağını söyleyerek, Bursa-Osmangazi parkında bir basın açıklaması yapılmıştı. Halktan neredeyse hiç kimse itibar etmeyince partinin il eş sözcüsü şöyle söylemişti:

“Öğle namazı çıkışında ulucami cemaatine ‘ey ahali, yarın öbür gün devlet, ‘ulucaminin altında hazine var, camiyi yıkacağız’ diyecek olsa yapabileceğiniz hiçbir şey olmayacak. Hükümet böyle bir hazırlık iççindedir. Duyduk duymadık demeyin’ diyerek halkı galeyana getirsek ne olur?

O zaman ben de şunu söylemiştim:

‘O ahali galeyana gelir gelmesine, ama o hazineyi hükümetten önce kendilerinin bulup çıkarması galeyanıdır o galeyan’

 

Artvin, Rize, Trabzon… gibi bölgelerimizde ormanların hala var olması bölge insanının çevreyi ve yeşili koruma bilincinin gelişmiş olması ile ilgili bir durum değildir. Bizim köyde Lulu dediğimiz bir yer var. Yazları hayvanları otlatmak için gittiğimiz bayır bir mera idi. Geçenlerde google earth’ten baktım. Meranın neredeyse tamamı orman olmuş.

Ne oldu da böyle oldu? Komşularımız orayı ağaçlandırdılar mı acaba?

Tabii ki hayır…

İnegöllülerden duyduğum bir atasözü var: “Bir Gürcü ölür, 6 ağaç kurtulur”

Bizim köylüler Gürcü değiller, ama aynı mantaliteye sahiptirler.

Öldüler de mi ağaçlar kurtuldu, orman serpildi?

Öldükleri için değil, göç ettikleri için…

Göç etmiş olmaları memleketlerindeki ormanları/doğayı/ağaçları kurtarsa da göçtükleri yerlerdeki doğa için aynı şeyi söylemek mümkün değildir.

Rize’den Zonguldak’a göçen baltalı amca gibi..

Son yıllarda gelişen çevreci hareket ve eylemleri çevre bilincinin gelişmesi/ yükselmesi ile açıklamak zordur. Daha çok Erdoğanofobik ve akpfobik dinamikler belirleyicidir.

Öyle bile olsa yani liğayrihi de olsa bu eylemler ve tepkilerin çevre bilincine evrilmesi beklenebilir. Devleti yönetenlerin doğal çevreyi korumasına katkı yapması ayrı bir kazanımdır.

Ağaçlar ve ormanlar sana minnettardır Cumhurbaşkanım !

 

 

 

 

 

İlginizi Çekebilir

İstanbul seçimlerini Mursi kazanacak

Muhammed Mursi, Mısır’ın seçilmiş ilk Cumhurbaşkanıydı. İhvan-ı Müslimini, Müslüman kardeşleri seçimle iktidara taşımıştı. 2012 yılında ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir