SON DAKİKA
Hava Durumu
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文
Türkçe
English
Русский
Français
العربية
Deutsch
Español
日本語
中文

Allah Korusun! Kutsalın Süsü ve Sorumluluğun Sessiz İhaneti...

Yazının Giriş Tarihi: 06.11.2025 14:53
Yazının Güncellenme Tarihi: 06.11.2025 14:59

Bir aracın tepesinde, metalin soğuk göğsüne iliştirilmiş bir cümle: “Allah Korusun.
Harflere sinmiş tevekkül, yola sürülmüş bir dua. Rüzgâr, şehir ve asfalt bu kelimelerin üzerinden geçerken onları daha da kutsal kılmak ister. Ne var ki aynı aracın içinde, direksiyon başında bir el, direksiyonun mesuliyetinden sıyrılmış; parmak uçları ekrana gömülmüş, bakışlar yola değil ekrandaki uçucu satırlara dalmış.

Dua göğe yükselirken, dikkat yere düşmüştür.

O halde sormak gerekir: İnsanın kendi bıraktığı yerde kader/ölçü, ne kadar tek başına çalışır?

Çünkü çoğu insan, duayı bir emniyet kemeri, hatta bazen bir kasko poliçesi gibi kullanır. Sanki ilahi koruma, insan aklının ve sorumluluğunun yerine geçecekmiş gibi... Sanki insan kendi hatasına bir kılıf uydurmak için kutsalı araya koyabilirmiş gibi.

O “Allah Korusun” yazısının hikâyesi bazen şudur:
İnsan, hayata karşı duyduğu korkuyu ettiği dua ile değil, bıraktığı önlemle azaltmak ister. Kendi payına düşeni yapmadan, kendi aklının hakkını vermeden, “korunmuş” olmak ister. Sanki koruma bir hak, bir ayrıcalık, bir etiketmiş gibi…

Fakat tevekkül, omuzlarındaki yükü terk etmek değil; yükü sırtlanıp yürürken nefesi Yaradan’a emanet etmektir. Tevekkül, kemer takıp direksiyonu sıkıca kavrarken söylenen “Allah korusun”dur.

Telefonu kenara koyup gözünü yola dikerken edilen duadır.

Bir eli ekrana gömülü, diğer eli direksiyona ilişmiş o şoför, aslında farkında olmadan kendi duasına ihanet eder. Çünkü dua, insanın kendi sorumluluğunun ardından gelir; Öncesine değil.

Belki de asıl anormallik, soruyu sormanın kendisi değildir. Asıl anormallik, bu soruyu sormaya mecbur kalmış olmamızdır.

Yani içimizde, dışımızda, sokakta, trafikte, ilişkilerde; kutsalı bir süs eşyası gibi taşıyor olmamız. İnancı levhalara yazıp, davranışlarda silmiş olmamız.

Ve böylece şehir, tuhaf bir sahneye dönüşür:
Tepesinde dua, İçinde ihmal. Camında yazı, Elinde ölümle flört eden bir telefon. Yolda ise, başka hayatların sessiz ihtimali.

Sözün özü:
Allah elbette korur, fakat insan önce kendini korumayı bilirse. Çünkü akıl da, dikkat de, sorumluluk da O’nun verdiği emanettir.

Emanete ihanet eden, korunmayı nasıl ister?

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.