Ottuung Şirk Gaktııng Şirk

Bundan birkaç yılönce Türkiye’nin önde gelen Kur’ancılarından birisinin ‘Sen olmasaydın kainatı yaratmazdım’ (levlake) hadisinde şirk unsurları bulunduğu, Hz. Peygamberin bir şirk konusu yapıldığını anlattığı bir video izlemiştim. Aynı hocaefendi o videoda Hz. Peygamber’den yaklaşık 20 defa ‘Efendimiz’ diye bahsediyordu.
Kainatın (Göklerde ve yerdekilerin) insan için yaratıldığı ve insanın hizmetine müsahhar kılındığının Hz. Muhammed’in şahsında bir başka retorikle ifadesi olan bu hadise şirk diyen ‘Kur’ancı Muvahhid’ abimize, Allah’ın kulu ve elçisine ‘Efendimiz’ (Rabb) dediği için ‘Müşrik olmuştur’ diyecek bir yığın başka ‘Muvahhid Kur’ancı’ çıkacaktır.
Kur’an’dan başka dini referans kabul etmekten, Hz. Peygamber’in hatırasını takdis etmeye, Türbelerde dua etmekten, Kabe’nin duvarına ve Hacerul-Esved’e el sürmeye, Namazda ‘tehiyyat’ okumaktan Allah elçisine ‘salavat’ okumaya, Sakal traşı olup Allah’ın yarattığını değiştirme cüretinden, estetik operasyon geçirmeye… bir yığın şirk unsuru dillendirilir olmuştur.
Eskiden birbirlerini ‘küfr’ ile itham etmenin yerini şimdilerde ‘şirk’ ile itham etmek almış görünüyor. Hem Şirk ithamı küfr ithamından daha ağır bir ithamdır. Zira Kur’an Allah’ın her günahı affedebileceği, ama şirki affetmeyeceğini söylemektedir. Ayrıca Şirk’in büyük bir zulüm olduğunu belirtmektedir. Bunu daha da ileri götürüp ‘Müşrikleri nerede bulursanız öldürün ayetini de bağlamından da kopararak Müslüman halkların canlarına hunharca kıyan cihadist denilen örgütler türemiştir.
Mekke- Medine’ye hacc ve umre için giden Müslümanların Hz. Peygamber’in türbesine dönük dua etmesini veUhud ashabının kabrini ziyaret etmeyi şirk sayan Suud ulemesının ‘Küresel Putlar’ın piyonu krallarına tek laf ve ima yapılmasına gösterdikleri şiddetli tepkiyi bizzat yaşamış bulunmaktayım.
Şirk, genel olarak Allah’a eş koşmak, Allah’ın dışından/ altından (Min dunillah) birtakım kişi, kurum, nesne, sembol.. leri tanrı / İlah edinmek ve onlara tapmak olarak tanımlanmıştır. Hz. İbrahim’in babası ve toplumunun birtakım taştan heykelleri taabbüd ettikleri (tapındıkları) genç İbrahim’in onları balta ile kırmaya yeltendiği/ kırdığı anlatılmaktadır.
Keza Mekke’li müşriklerin Kabe’nin çevresini birtakım taştan put/ heykellerle doldurup tapındıkları, onları kendileri ile Allah arasında aracı bellediklerinden bahsedilir. Allah’ın da yarattığı insanların kendisi dururken başka bir takım putlara tapınmalarından / kendisinden başkalarına kul olmalarından çok büyük bir öfkeye kapıldığı ve bunu kendine karşı işlenen büyük bir zulüm saydığı ve asla bağışlamayacağı bir günah olarak değerlendirdiği söylenir.
Bana göre ne genç İbrahim’in babası ve toplumu, ne de Mekkeliler’in birtakım heykellere taptıkları doğru bir bilgi değildir. Hele ki 3-500 tane cahil yobazın 3-5 puta kul olmalarından Alemlerin Rabbi’nin bu kadar büyük bir öfkeye kapılacağını düşünmüyorum.
Benim anlayabildiğim kadarıyla işin aslı şudur:
Allah evreni yaratmış sistemleştirmiş ve insana bu evren içerisinde ‘Halife’lik konumu vermiş, bu amaçla ona ‘ruhundan üflemiş’tir. Bu özelliği ile insan evrende sınırlı bir iradeye ve özgürlüğe sahiptir. Allah insana bu özgürlük alanında hayatını nasıl yaşaması gerektiği ile ilgili birtakım ‘İsimler’ (Esma/ tanımlar) öğretmiştir. Bu Esma insanın fıtratına kodlanmıştır. İnsan, yaşamını bu ‘Tanımlar’a (Esma) uygun olarak yaşadığında (yaratan Rabbinin ismi ile oku) kendisi için ve evrendeki sistem için maximum iyi olanı gerçekleştirecektir. Yani ‘Maruf’ (İlahi sistemle uyumlu/ fıtrata uygun) bir hayat yaşayacaktır.
Ancak tarihsel süreç içinde insanın kendisinin hevası ve egemen babaları (entüm ve abauküm: Necm:23) yaratıcının fıtrata kodladığı tanımlar yerine başkaca tanımlar uydurmuş ve bunları tartışılmaz töreler/ tabular/ yasalar/ kurumlar kılmışlardır. Taştan putlar denmesinin mantığı bu ‘Tabu’ların insanın özgürlük alanını daraltan kutsal duvarlar kılınmasıdır. Putları kırmak bu duvarları/ statükoları yıkmak ve özgürleşmektir.
Hz. Ömer’in ‘helvadan put’ dediği putlar da bugünün dünyasında şirin gösterilen ve batılıların şirin gösterdikleri demokrasi, insan hakları, hümanizm gibi mutlak değerlerdir. Tam da bugünlerde batılıların afiyetle yedikleri helvadan putlar…
Ezcümle:
Put tabudur statükodur. Putperest/müşrik statükocudur.
Hikmetinden sual olunmayan, değiştirilmesi teklif dahi edilemeyecek ne varsa puttur.
La ilahe İllallah’ı‘ da ‘Allah’tan başka put yoktur’ olarak anlamak yerine, ‘Yaşasın Özgürlük’ olarak anlıyorum.
Özgür kalın.

İlginizi Çekebilir

Bütün ülkeler eşittir ama bazıları daha eşit

Dünyanın küresel bir köye dönüşmesiyle birlikte Türkiye’nin taptaze kirazları İngiliz Kraliyet ailesinin sofralarını süslerken elbette ...

2 yorum

  1. Ahmet bey, biraz tehlikeli sularda kulaç atıyorsunuz gibime geliyor. Anlatılmaktadır, bahsedilmektedir dediğiniz olaylar Kuran’da geçen hadiseler değilmi? Doğru değildir dediğiniz hususlar da Kuran da anlatılanlar için değildir inşallah. Mesela (Bir vakit o {İbrahim}, babasına demişti ki: “Baba! İşitmeyen, görmeyen ve sana hiçbir faydası olmayan şeylere niçin kulluk ediyorsun?”) [Meryem/42] ayetinde belirtilen soruyu Hz. İbrahim babasına ne için sormuş olabilir? Buradaki kulluk etmek tapmak değilse nedir
    Bendeniz ise; La ilahe İllallah’ı La ilahe İllallah olarak anlıyorum. Yaşasın Özgürlük ifadesini de La ilahe İllallah’ın manasını anlamak, kabullenmek ve yaşamak olarak anlıyorum.

  2. Ahmet Günaydın

    Tehlikeli suları geçelim.
    Kur’an’da bahsedilen ve malum olan konular olduğu için adres vermedim.
    Allah’ın dunundan varlıkları fayda yoklukları zarar vermeyecek ve sizin etkileyemeyeceğiniz (işitmeyen görmeyen) şeylerin taabbüd edinilen heykeller oldukları anlayışını sığ bir yorum olarak değerlendiriyorum.
    Peygamberler cahiliyeye /dogmatizme/ bağnazlığa/statükoya karşı savaşım veren hakikat elçileridir. Makul olanı ve ilmi atalardan ve hevalardan gelen dayatmaların karşısına koymuşlardır…
    Bu konuya devam edeceğim. Ilginize teşekkür ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir