SON DAKİKA
Hava Durumu

23 Nisan

Yazının Giriş Tarihi: 24.04.2024 10:57
Yazının Güncellenme Tarihi: 24.04.2024 10:57

Çocuklar. Uykudan önce dinlediğiniz masalların toplamı kadar bugün (23 Nisan) büyüklerinizden masal dinleyebilirsiniz. Büyüklerimiz her gün masal anlatırken, "bayram dedikleri günde" bile niye anlatıyorlar diye sakın şaşırmayın. Büyüklerinizin ömrü masallarla geçmiştir. Duyduklarınızın masal olduğunu bilmeniz, doğruya ulaşmak için ilk adımdır. Ulusal egemenlik dediklerini, niye biz çocukların bayramı ile aynı güne denk getirmişler diye de sormayın. 1913-1950 arasında zaten ulusal egemenlik de yoktur. Bugün bayram sayıldığında ise ulusal egemenlik aslında "çocuk işi" olarak görmüşlerdir.

Türkiye tarihinde ilk defa bugün Meclis'te açılmış değildir. İstanbul'daki meclis Ankara'ya taşınmıştır. Hele meclisin kuruluş günü hiç değildir. İlk meclis 19 Mart 1877'de İstanbul’da açılmıştır. Ama bazıları benden önceki meclis, meclis sayılmaz iddiasındaydı. Bu yüzden kendisinin içinde olduğu meclisi, meclis saymamıştır. Zaten meclis Anka'ya taşındıktan sonra yavaş yavaş meclis özelliğini de kaybetmiştir. Çünkü milletvekilleri artık seçimle değil atamayla milletvekili olmaya başlamışlardır. Ulusal iradeye sadakat yerine, bir kişinin iradesine sadakati, varlık nedeni bilmişlerdir. Aradan kapkara uzun bir dönem geçmiştir.

Eski padişahlık döneminde milletvekilleri görüşleri nedeniyle tutuklanmadılar, öldürülmediler. Ama cumhuriyetten sonraki padişahlık döneminde ise bazı milletvekilleri hem tutuklandılar hem de öldürüldüler. Milletvekilleri öldürüldüğü zamanda, seçim yerine atamayla milletvekili oldukları zamanda bile duvarlarda yine “egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” cümlesi yazılmıştır. Her şey aslında bu cümlenin yazıldığı duvarların arkasında yapılmıştır.

Aydın'dan gelen bir efe, Adnan Menderes, meclisi yeniden meclis yapmıştır. Milletvekillerini de atamayla değil, seçimle milletvekili yapmıştır. Millete, ülkeye sadakat yerine, varlığını bir kişiye sadakate armağan edenler, Aydınlı efe Menderes'i iki arkadaşı ile birlikte asmışlardır. Hem de onları kanlı bir darbeyle devirdikleri günü, 27 Mayıs Darbe gününü "Hürriyet ve Anayasa Bayramı" diye 20 yıl boyunca, Türkiye'de resmi bayram yapmışlardır. Bütün bu zulümleri, cinayetleri işleyenler, 27 Mayıs darbecilerini de Anayasaya ekledikleri özel bir maddeyle ömür boyu “tabii senatör” yapmışlardır. Darbeciler tabii senatör, halkın seçtikleri ise suni senatör olmuşlardır. İşte bunları aklınızda tutun ve bugün törenlerde duyduklarınızı asla kabullenmeyin. Çünkü onları kabul etmek bir yalana, bir mitolojiye teslim olmak demektir. Ömür boyu aklınız, vicdanınız o yalanların oyuncağı olur.

Evet Türk çocukları ilk meclisin 1877'de açıldığını unutmayın. Eski ve yeni padişahlık dönemlerinde kadınların seçme hakları yoktur. Kadınların seçme ve seçilme hakkı, bütünüyle ve ancak 2015 genel seçimlerinde teslim edilmiştir. Ondan önce, başörtülü bir teyze milletvekili olarak seçilmişti de şimdi ölüp gitmiş olan birisi (Bülent Ecevit) "Bu kadına haddini bildirin" diye bağırmış ve o kadının milletvekilliği yok sayılarak zorla meclisten çıkarılmıştır. Gerçekten de öyle oldu, o kadına haddini bildirdiler. hem milletvekilliğini geçerli saymadılar hem de vatandaşlıktan çıkardılar.

Bugün “insanların neşeyle dolduğunu” iddia ederlerdi. Hatırlayın. Her şeyin yasak olduğu bir dönemde, geçim darlığının dayanılmaz olduğu bir zamanda, her işe bir kişinin karar verdiği bir devirde, hangi normal insan neşeyle dolabilirdi? O dönemin yöneticilerini eleştirmek vatan ihaneti sayılırdı. Çünkü iktidar sahipleri, vatan demekti. Onları eleştirip karşı gelmek, bu yüzden vatan ihaneti sayılmıştır. Böyle bir suçun cezası da idamdı. Yalnız idamlar o günün şanına uygun olarak, kapalı yerlerde yapılmazdı. Şehir meydanlarında idamlar yapılmıştır. İdam edilenlerin cesetleri de birkaç gün dar ağaçlarında sallanırdı. O Meydandan gelip geçenler, günlerce o cesetleri seyrederlerdi. Düşünün şimdi, siyasi nedenlerle bir yakınınız, şehrin meydanında idam edilmiş ve cesedi de günlerce teşhir edilmiş olsaydı, içiniz neşeyle dolar mıydı?

Köylü de milletin efendisi ilan edilmişti. Köylü deyip geçmeyin. Nüfusun % 80 kadarı köylüydü. Köylülerin hayat şartları çok kötüydü. Perişanlık içindeydiler. Dönemin Ankara valisi olan Nevzat Tandoğan diye birisi vardı. Köylü amcaları, Ankara şehrinin içinde sokmazdı. Ankara’da yabancı ülke temsilcileri var, köylüleri bu perişan kıyafetleri ile görürlerse ülkemizin itibarı sarsılır derdi. Yani köylünün milletin efendisi sayıldığı bir zamanda, başkent Ankara’ya girmesi bile yasaktı. Düşünün ki o köylüler bir de efendi sayılmasalardı acaba halleri nasıl olurdu? İçi hala neşeyle dolan birisi var mı?

Okul bahçelerindeki törenlerde veya evinizde televizyondan yayınlanan konuşmaları dinlerken sakın bunları unutmayın. Yalana inanmak asla sizi değerli etmez. Bir yalanın çokça ve yüzyıl boyunca tekrarlanması da onu yalan olmaktan çıkarmaz. Gerçeğin yanında olmak her zaman kişinin onurunu, değerini arttırır. Hoşça kalın.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.