SON DAKİKA
Hava Durumu

Anadolu irfanından ne çıkar?

Yazının Giriş Tarihi: 01.05.2020 19:58
Yazının Güncellenme Tarihi: 01.05.2020 19:58

Anadolu İrfanı deyimi ile tasavvuf kast ediliyor ise bunun da Türkiye tarihinin tamamını ve Türkiye’deki halkın da tamamını kapsamadığı açıktır. Evet, Tasavvuf akımı, anlayışı Anadolu Selçukluları döneminden başlayarak özel bir himayeye sahip edildiği için belli bir etki alanına ve devamlılığa sahip olmuştur. Tek parti döneminde bir takibat ve zulme maruz kalmış ise de demokrasi ile birlikte yeniden eski saltanatına geri dönmüştür. Tasavvuf çevreleri, kerih gördükleri demokrasi sayesinde gelip giden her iktidarın az çok iltifatına, ikramına sahip olmuşlardır. Buna rağmen Tasavvufun sahip olduğu ilkelerin isabeti tartışma konusu olmaya devam ettiği gibi halkın önemli bir bölümü de tasavvufun dışında kalmayı sürdürmektedir. Bundan dolayı Anadolu İrfanı deyimini Tasavvuf ile sınırlandırmak ya da açıklamak gerçekçi ve isabetli olmayacaktır.

Adaleti önemsemeyen, zulme itirazı değersiz bulan, başkasının hakkını gasp etmeyi marifet bilen bir tutum ya da hayat tarzı ne Anadolu’da ne de başka bir coğrafya da irfan diye anılmayı hak etmez. Dolayısı ile tarihte adalet peşinde koşan, zalimle kavgayı göze alan, başkasının hakkını en az kendi hakkı kadar aziz bilen, herkes Anadolu İrfanında pay sahibidir. Mazlum yerine zalime yoldaş olan, adaleti olsa da olur olmasa da ne olur bilen, başkasının hakkını hukukunu çiğnemeyi marifet bilen, her kim gelip geçmiş ise onu da doğrudan Anadolu İrfanının dışında bilmek, hatta hasmı bilmek icap eder.

Anadolu İrfanını, halkın tamamını kapsamasa bile ezici çoğunluğunu kapsayan bir hayat tarzı bir dünya görüşü diye açıklamak mümkün olabilir. Konu madem Anadolu adıyla sınırlandırılıyor o halde bunun zamanı için de Anadolu’nun fethini başlangıç yapmak gerçekçi olabilir. Böyle bir başlangıç Anadolu’daki irfanı başka ülkelerden ve oralardaki Müslüman topluluklardan bütünüyle ayırmayı icap ettirmez. Azerbaycan Türkleri ile Anadolu Türkleri arasında bir benzerlik kaçınılmaz olacağı gibi Türkiye’deki Müslümanlar ile Suriye ya da Pakistan Müslümanları arasında da bir benzerliğin olması kaçınılmazdır.

Bilgiye, bilince, anlamaya dayanmayan bir irfanın zor zamanlarda işe yaramadığı, kapsayıcı olmadığı, sorun çözmediği aksine sorun olduğu tarihin şahitliği ile pek çok olayda görülmüştür. Bundan dolayı bilmeye ve anlamaya dayalı bir irfan anlayışının daha gerçekçi ve kuşatıcı olacağı açıktır. Medrese geleneğini yok sayan, onun birikimini hesaba katmayan, fıkıh ilmini ve onunu oluşturduğu geleneği önemsiz gören, kendini gezgin dervişlerle sınırlandıran bir irfan anlayışı olmaz. İslami ilkeleri çiğnemeyen, aşmayan, halkın zararına, aldatılmasına tenezzül etmediği gibi aksine engel olan, her geleneğin her anlayışın Anadolu İrfanında bir yeri, bir payı olmalıdır.

Türkiye tarihinde, yaşanmış olan büyük trajik olayları da halkın ortak bir hayat tarzının, dünya görüşünün ya da irfanının yokluğunun kanıtı gibi takdim etmek büyük yanlıştır. Her olayı kendi döneminin şartları içinde ele almak icap eder. Tarihteki her olayı bir toplumun suçlanması için ya da sorumlu tutulması için bir bahane saymak iyi niyetten bilgiden uzak bir tutumdur.

Türkiye tarihinde işlerin yolunda gitmediği dönemlerde bir kaos ya da isyanın olmayışına karşılık, işleri yolundan çıkaran zalim yönetimlere de kayıtsız şartsız bir itaatinde olmadığı adeta isyan ile itaat arasındaki bir muhalefetin baskın olduğu söylenebilir. İşgal dönemlerinde yaşanmış büyük acıların, kayıpların oluşturduğu bir ortak bilince dayalı olan bu tutumun her zaman sorun çözücü olmasa da yeni sorunları engellemiş olmasını halkın ezici çoğunluğu tercih etmiştir. Halkın bu tutumunu da belki Anadolu irfanının bir sonucu olarak görmek isabetli olacaktır. Ya devlet başa ya kuzgun leşe diye özetlenebilecek bir tarihi tecrübe bu tutumu tayin edici olmuştur.

CHP iktidarında inkılap adıyla yapılanlara halkın fiili bir tepkisinin olmayışına karşılık, özgür seçimlerin başladığı 1950’den beri bir daha CHP’nin iktidar olamayışını, halkın uzun vadeli, yeni sorunlar ve kayıplar istemeyen bir irfanı olarak görmek mümkündür. Yüz yıldan beri devletin bütün imkanları seferber edilmiş olmasına rağmen halkın ezici çoğunluğunun kemalizme muhalif olması da Anadolu İrfanının bir sonucu olmalıdır.

Anadolu İrfanını her derde deva bilmek ne kadar aldatıcı ise hiçbir işe yaramaz önemsiz bir söylenti gibi düşünmek de aldatıcıdır. Bir halkın bütün davranışlarını tek bir neden tayin etmeyeceği gibi o nedeninde ortaya çıkması, kendini belli etmesi ve nihayet sorun çözücü hale gelmesi de bazı şartlara bağlıdır. Aklımıza gelebilecek olumsuzlukları düşünerek nerede bu Anadolu İrfanı yakınması da çok isabetli değildir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.