SON DAKİKA
Hava Durumu

Dünya Kadınlar Günü

Yazının Giriş Tarihi: 09.03.2024 12:42
Yazının Güncellenme Tarihi: 09.03.2024 12:42

Dünyada erkekler günü yokken, kadınlar günü neden ortaya çıkmıştır? Böyle bir gün cinsiyetçi ve ayırımcılık mıdır? Bu tür sorulara karşılık, kadınların bütün dünyada mağduriyetlerinin devam ettiği, dolayısı ile kadınların uluslararası bir alanda dayanışması ile ancak bu sorunların çözülebileceği gibi hazır cevapları, her zaman duymak mümkündür.

Nasıl bir tesadüf ise kadınlar günün çıkış yeri de yine Amerika’dır. 8 Mart 1857’de New York’ta kötü çalışma şartlarının düzeltilmesi için, greve giden kadınlar ile polis arasında çıkan olayların sonunda 120 kadın kilitlendikleri fabrikada yanarak ölmüştür. 8 Mart 1908’den başlayarak, her yıl New York’ta kadın işçiler, çalışma şartlarının düzeltilmesi ve kadınlara oy hakkı verilmesi için, her yıl gösteriler yapmışlardır. Kapitalizmin temsilcisi saydıkları ABD’ye karşı mücadele etmeyi siyasi bir hedef olarak seçen sosyalist gruplar, bu olayı dünya çapında bir kadın işçi sınıfı günü olarak adlandırıp, sembol haline getirmişlerdir.

1910’da Danimarka/Kopenhag’da toplanan 2. Sosyalist Enternasyonal toplantısında “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” kabul edilmiştir. SSCB’nin 1917’de kurulmasından sonra 8 Mart Rusya’da ulusal bayram ilan edildi. 1967’den itibaren Feminist hareket 8 Mart Dünya Kadınlar Gününü kabul edince, bu gün sosyalist ülkelerin sınırları dışına taşmıştır. 1975’te bugün BM tarafından kabul edilmiştir.

Türkiye’de ise 1921’de ilk defa İstanbul’da 8 Mart günü kutlanmıştır. Ancak CHP/Cumhuriyet idaresi ile 1923’ten itibaren yasaklanmıştır. BM’in kabul etmesinden sonra, 1975’ten itibaren kadın dernekleri tarafından kutlanmaya başlanmıştır. 12 Eylül 1980 Askeri Darbesinden sonra kutlamalar yeniden yasaklanmıştır. Nihayet 1984’ten itibaren yine kadın dernekleri tarafından kutlanmaya başlanmıştır. Giderek daha çok siyasi parti tarafından benimsenmiştir.

Türkiye’de 8 Mart Kadınlar Günü daha çok feminist ve sol gruplar tarafından benimsenmiş ve İslam, aile ve ahlak yapısına karşı itirazın aracı olarak kullanılmıştır. İki binli yıllardan itibaren PKK’lı taraftarlarda bu kutlamalara katılmışlardır. Yapılan gösterilerde, yürüyüşlerde özellikle İslam, aile ve ahlak karşıtı görüntüler, ortaya çıkmıştır. İslam, aile ve ahlak yapısı kadının ezilmesinin en önemli araçları olarak suçlanmaktadır.

8 Mart günü, çıkış itibariyle bizlere oldukça yabancı ve uzak bir yerdir. İki yüz yıl önce ABD’de kadın işçilerle polis arasındaki kanlı olayların, dünya çapında evrensel bir sınıf ya da cinsiyet mücadelesinin ilkelerini keşfetmek zorlamadır. Bu olay ABD ve SSCB arasındaki rekabetin, daha sonra soğuk savaşın şartlarında yaygınlaşmıştır. Feminist hareketin 8 Mart’ı sahiplenmesi, bu yaygınlaşmada önemli bir pay sahibi olmuştur. Aksi halde SSCB’nin çökmesinden sonra, 8 Mart gününü hatırlayan bile olmazdı.

İslam, aile ve ahlak karşıtlığını bir varlık ve hayat tarzı olarak benimseyen feminist çevreler, genellikle tuzu kuru kesimlerdir. Türkiye’deki kadınlara benzemedikleri için, onları temsil vasıfları da yoktur. Buna karşılık başta Ak Parti olmak üzere, diğer siyasi partilerin bugünle ilgisiz anlamlar yükleyerek, kutlama törenleri yapmaları, geniş halk yığınları arasında hem bugüne meşruiyet hem de taraftar kazandırmaktadır.

Türkiye’de eskiden beri ekonomik, sosyal ve siyasi yapıdan dolayı kadınlar büyük mağduriyetler yaşamıştır. Bu mağduriyetlerin telafisi için pek çok alanda yeni düzenlemeler, değişiklikler kaçınılmazdır. Kadınların, en çok da erkeklerin kafa yapılarının değişmesi gerekir.

Bunun için 1857’lerin New York’undaki tekstil atölyelerini başlangıç almak, son derece yersizdir. Eğer ille de bir başlangıç alınacaksa Şapka için Aralık 1925’te idam edilen Erzurumlu Şalcı Bacının acıklı hikayesi, New York tekstil atölyelerinden daha güzel ve daha anlamlı bir başlangıç olacaktır.

Bu arada "Cumhuriyetin kadın devrimi olduğu" iddiası içi boş bir komedi örneğidir. Kadın nüfusun ezici çoğunluğunu yok saymış, okutmamış, çalıştırmamış bir idare, kadın devrimi olabilir mi? Kadınları kıyafetlerine göre tasnif eden, bağnaz bir yapıdan ne devrimi olabilirdi? Batı taklitçisi bir kokana sınıfı böyle dedi diye tarih değişmez. Türk tarihinde şapka meselesi için ilk defa bir kadın, Şalcı Bacı Aralık 1925'te Erzurum'da idam edilmemiş midir? Dünyada bir örneği yoktur. Siyasi nedenlerle idam edilenlerin geride kalan dul eşleri ve yetim kızları dikkate alındığında "Cumhuriyet kadın devrimidir" nakaratı anlamını tamamlanmış olur.

Türkiye’de yaklaşık yüzyıl kadınlar siyasi nedenlerden dolayı büyük haksızlıklara, ayrımcılıklara maruz kalmışlardır. Okuyamamışlar, çalışamamışlar ve nihayet siyaset yapamamışlardır. Bu mağduriyetlerin tamamının telafi edilemediği açıktır.

Türkiye’de kadın sorunları, mağduriyetleri, İslam aile ve ahlak düşmanı feminist aksanla asla çözülemez. Uygunsuz özelliklere sahip bir ailede mağdur olan kadın, o aileden koparıldığında yeni ve bambaşka mağduriyetlere maruz kalmaktadır. Kadını mağdur etmeyen, bir şeyleştirmeyen, onu bir kişi olarak gören aile yapısının tahkim edilmesi, kadınlara dolayısı ile ailenin diğer fertlerine yapılabilecek en büyük iyiliktir. Aynı zamanda toplumun geleceğine bir çeşit yatırımdır. Bunun da feminist hava içinde tahakkuk etmesi mümkün değildir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.