SON DAKİKA
Hava Durumu

Güney Afrika'dan insanlık dersi

Yazının Giriş Tarihi: 15.01.2024 11:10
Yazının Güncellenme Tarihi: 15.01.2024 11:10

Dünya 7 Ekim 2023 sabahında Gazze’den Hamas’ın İsrail hedeflerine yönelen, adeta İsrail’i karpuz gibi ortadan ikiye bölen saldırı ile uyanmıştı. İlk gün Hamas çok başarılı olmuştu. İsrail’in yenilmezlik efsanesi çökmüştü. İsrail’e, Hamas’ın yaptığına benzer bir saldırı aynı anda Suriye’den, Lübnan’dan, Ürdün’den yapılmış olsaydı, İsrail bir varmış bir yokmuş olabilirdi. Belki böyle anlaşıldığı için, ABD başta olmak üzere bütün kıdemli sömürgeci ülkeler, savaş gemilerini kısa sürede Gazze önüne yığdı.

Eski adı İslam Konferansı yeni adı İslam İşbirliği Teşkilatı (İİT) üyesi 57 ülke, 17 milyon askeri varlığı ile 7 Ekim’den bu yana 100 gündür, İsrail’in sabah akşam aralıksız bir şekilde Gazzelileri, Batı Şerialıları soykırıma uğratmasını, sessizce derinden izlediler. Ara sıra resmi toplantılarda, mitinglerde konuşanlar, gürleyip kükreyenler oldu. Ancak hiçbirisi sömürgecilerin hemen İsrail’in yardımına koşması gibi, Hamas’ın/Gazze’nin yardımına koşmadı. Bu 57 ülkenin çoğusu İsrail ile ticaretlerini devam ettirdi. Malezya’nın dışında hiçbirisi limanlarını İsrail gemilerine kapatmadı.

Türkiye hükümeti mitinglerle Gazze’ye destek olurken, Kudüs ordusu hazırladığı iddia edilen İran, Gazzelilere sabır ve direniş tavsiye etti. Azerbaycan’a karşı Ermenistan’a yaptığı yardımların zekatı kadarını, Gazze’ye göndermedi. Tahran’da Filistin Konferansları düzenleyerek katledilen Filistinlilere akıl üflemeye devam etti.

Bu arada önemli bir gelişme oldu. İngiltere’nin eski sömürgesi 60 milyonluk Güney Afrika Cumhuriyeti, İsrail’in soykırım suçları için Uluslararası Ceza Mahkemesine (UCM) müracaat etti. Duruşma 11 Ocak 2024 günü Hollanda’nın Lahey şehrinde yapıldı.

1991’e kadar Güney Afrika Cumhuriyeti Anayasası, ülke nüfusunu siyahlar (%80), beyazlar (%8.4), renkliler (%8.8) ve Asyalılar (%2.5) diye dört sınıfa ayırmıştı. Beyazların üstünlüğü esasına dayalı, dünyanın en ırkçı rejimi Apertheid terimi ile bilinirdi. Apertheid idaresinin en yakın dostu olan ülke İsrail idi.

Beyaz azınlığın Aperheit reiminin mağduru Güney Afrika temsilcileri, insanlık adına üstlendikleri görev için Lahey’de avukat Tembeka Ngcukaitobi, “İsrail’in bütün binaları yıkmaya çalıştığını, insani yardımları engellediğini, İsrail’in siyasi liderleri, komutanları sistematik ve açık ifadelerle soykırım niyetlerini beyan ettiler. Gazze’de bulunan İsrail askerleri Gazze’nin fiziki altyapısını yok etmeye çalışırken bu konuşmalardan çekinmediklerini” açıkladı.   

Güney Afrika Cumhurbaşkanı Cyril Ramaphosa: "Bazıları, İsrail'e karşı attığımız hukuki adımın riskli olduğunu söylüyor. Bize de saldırabilirler ama ne olursa olsun ilkelerimize bağlı kalacağız. Filistin özgür olana kadar özgür olamayacağız." (AA) Böylece Ramaphosa, insanlığa ve “İslam Dünyası” adlı dünyaya insanlık onuru için bir ders vermiş oldu.

Buna karşılık İsrail adına duruşmaya katılan avukatlar, “İsrail’in soykırım yapmadığını” iddia ederek taammüden ve toplu halde nasıl yalan söylenilebileceğinin örneklerini verdiler. Gazze’de taş üstünde taş bırakmayan neredeyse bütün evleri, hastaneleri, camileri hatta kiliseleri yıkan, insani yardımların Gazze’ye ulaşmasını engelleyen Siyonist İsrail’in, bütün bu katliamlarını “Gazze’de sivil halkı korumak için yaptığını” bile söylemekten utanmadılar. İsrail’in avukatları, Güney Afrika Cumhuriyeti’ni suçlamayı ihmal etmediler. İsrail Dışişleri Bakanlığından Tal Becker ise “İsrail’in Gazze’de insanları yok etmediğini aksine onları koruduğunu” söyleyerek nasıl usta bir yalancı olduğunu gösterdi.

Türkiye adına İstanbul İkinci Barosunun UCM’ye yaptığı müracaattan “yetkiniz yok” denilerek bir sonuç çıkmadı. Bu da hiç yoktan iyidir. Türkiye Devletinin, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin yaptığı gibi, doğrudan Dışişleri bakanlığı aracılığı ile değil de neden bir baro aracılığı ile kaçamak bir şekilde bu işi yapmaya çalıştığını ise kimse anlamış değildir. Türkiye’nin İsrail’e karşı doğrudan savaş açmasını hiç kimse beklemiyordu. Ancak o kadar konuşmanın, bağırmanın sonunda hiç olmazsa Güney Afrika ile birlikte ya da ondan bağımsız olarak UCM’ye müracaat etmeyişinin makul bir açıklaması yoktur.

Lahey’den İsrail aleyhine ve onun soykırımı nedeniyle mahkumiyetine yol açacak bir kararın çıkması zordur. Ancak Aperheit rejiminin yol açtığı insani felaketlere maruz kalmış bir topluluğun Lahey’de İsrail soykırımını dava etmesi insanlık onuru adına cesur bir davranıştır. Yüzyıllar boyunca, Güney Afrikalıların başlarını dik tutacakları, iftihar edecekleri bir cesaret örneğidir.

Mazlumlara örnek olduğu, mazlumları koruyup kolladığı, onların sesi olduğu hatta tarihten böyle bir mirası devraldığı söylenen Türkiye Cumhuriyeti ise bu konuda mehter takımı gibi iki ileri bir geri adım atarak, İsrail ile ticaretini kesmeyerek, hava sahasını ve limanlarını Gazze’ye saldırı ve katliam günlerinde kapatmayarak, bütün Türk halkını tarihin önünde, insanlık önünde mahcup ve ezik bir duruma düşürmüştür. Ancak bu zarar telafi edilebilir. Bu ezik tutumdan alınacak derslerle Türkiye insanlık adına Gazze için onurlu görevler üstlebilir.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.