SON DAKİKA
Hava Durumu

Milletin başına kakma günleri

Yazının Giriş Tarihi: 03.09.2023 20:36
Yazının Güncellenme Tarihi: 03.09.2023 20:36

Türkiye’de resmi bayramlar ve bu bayramlarda söylenenler asla birleştirici bir içeriğe sahip değildir. Resmi bayramların birleştirici tarafı, yalnızca tatil günü olmalarıdır. Bütün resmi kurumların tatil olmasıdır. Bunun dışında bu resmi bayramlarda birleştirici ortak bir özellik aramak beyhudedir. Zaten resmi bayram diye seçilmiş günlerin, milletin tamamına ve onun değerlerine hitap ettiği şüphelidir. Tek parti döneminin zorbalıkları arasında, seçilen resmi bayramlarda millete rağmen ortaya çıkmıştır.
Resmi bayram olarak seçilen günlerden birisi olan 30 Ağustos’ta söylenenlere bakılırsa, işgalci Yunanlılardan daha çok, CHP’li olmayan millet çoğunluğu hedef olarak seçilmiştir. Böyle bir hedef ister istemez millet çoğunluğunun, bu günlere ve bugünlerde söylenenlere karşı mesafeli durmasına yol açmaktadır.


Resmi bayramların kutlama şeklide oldukça sorunludur. Dünyada hangi ülkelerde bütün resmi bayramlar, yalnızca bir kişinin heykeline çiçekler konularak, bağlılık gösterileri yapılarak kutlanmaya başlanmaktadır? Her ne kadar bir partinin kadın başkanı “Anıtkabir’e iman tazelemeye geldik” gibi çıkışlar yapmış olsa da dünyada böyle uygulamalar ve açıklamalar bulmak Kuzey Kore gibi birkaç ülkenin dışında neredeyse yoktur. Oysa bugünleri bütün milletin bayramı yapmak isteyenler, resmi bayram kutlamaları için anıtkabiri ve Türk halkı için önünde eğilme hakkı verilen heykelleri, protokolden çıkarabilirler. Hiçbir heykel önünde eğilme özelliğine sahip değildir. Aslında bu Türk halkına yapılmış bir hakarettir. Üstelik tarihini put kırmayla geçiren bir millete, böyle tekliflerde bulunmak her türlü haddi ve yetkiyi aşmaktır.
Resmi bayramlar, milleti ayrıştırdığı kadar milletin hafızasını da silme çabasının örnek günleri durumundadır. Resmi bayramların, milletin hafızasında gerçekten karşılığı/ağırlığı olan günlerden seçilmesi gerekirken, yalnızca bir kişiyi itibar sahibi etmek ya da itibarını abartmak için kullanılması, milleti ayrıştırmanın ilk adımıdır. Ramazan ve Kurban bayramları dışında, bütün resmi bayramlar yalnızca bir kişinin hayatıyla ilgilidir. Böylece Türk tarihi yalnızca bir kişinin 58 yıllık biyografisi ile sınırlı hale getirilmiştir.


İki bin yıldan fazla yazılı tarihi olduğu kabul edilen Türk milletinin, resmi bayramlarının tamamının son yüzyılın içinde olması, resmi bayramlara Türklerin tarihini, tarihteki önemli günlerini, karartma amacı yüklediklerinin bir işareti sayılmalıdır. Resmi bayramlara yüklenen bu amaç bile bütün milletin, bu günleri bayram olarak kabullenmesinin önünde bir engel durumundadır.


Resmi bayramlar, milletin ortak sevinçli günleri olmaktan çıkarılmıştır. Yalnızca bir kişiye milleti borçlu çıkarma, milletin o kişiye karşı olduğu sanılan borcunu arttırmanın, hatırlatmanın günleri olarak kullanılmaktadır. Resmi bayramlar, bir kişinin millete karşı olduğu söylenen iyiliklerini, milletin başına kakma günleri durumundadır. Sırf milletin başına kakma günleri haline getirilmesinden dolayı, bu günleri bayram havasından çıkarmaktadır.


Resmi bayram günleri ırkçılığın köpürtüldüğü özel günler olarak kullanılmaktadır. Irkçılığın bu kadar köpürtülmesi, hem ülke bütünlüğü için büyük bir tehdittir hem de Türk ırkından olmayanları dışlamanın, yok saymanın özel günleridir. Bayram herkesin kendisinde bir şey bulduğu gündür. Kendisinin dışlandığı, yok sayıldığı hatta bazen aşağılandığı bir günü insan cinsi, neden kendisi için bayram kabul etsin?


Resmi bayram günleri, millete hizmetleri olan kahramanları yok saymanın unutturmanın günleri haline getirilmiştir. CHP Genel Başkanı 1919’dan başlayarak, Padişahın yaveri olmasından dolayı rakiplerine karşı daha şanslı ve bir adım önde olmuştur. Ülkenin geleceği için Kemal Paşa’nın bir adım önde olmasını sineye çekmiş ve can pahasına hizmet etmiş olanların, daha sonra idam edilerek, hapsedilerek, yurt dışına göç etmek zorunda bırakıldıkları bilindiği için, “Kemal Paşa liderdi, onun adının anılması diğerlerinin adını kapsamaktadır” gibi sözler, bir aldatmacadır. Bu aldatmacayı gösterecek en önemli unsurlardan birisi Doğu ve Batı cephelerinde (1920-1922’lerde) elde edilen başarıların karşılaştırılmasıdır.


Günümüzde Doğu cephesindeki başarılar için, resmi bir gün ve bayram yoktur. Ancak Batı cephesindeki başarılar için neredeyse resmi bir günün ve bayramın olmadığı bir zaman yoktur. Sadece bu örnek bile milletin kahramanlarına karşı, siyasi önyargılardan dolayı taraflı davranıldığını göstermektedir.


Resmi bayramların başka bir ortak özelliği de abartma yarışının olduğu günler olmasıdır; “Benzersiz lider, eşsiz zafer, küllerinden bir ülke kurma, yedi düvele karşı savaştı” gibi akıl sınırlarının zorlanmasıdır. Evet millet olarak abartmayı sevdiğimiz bilinmektedir. Ancak her şey gibi abartmanın da bir ölçüsü bir ayarı olmalıdır. Türkiye’de görülen ve yarış halinde olan abartma ise her türlü ölçünün ve ayarın dışındadır. En kötüsü de bütün bunların çocukların önünde yapılması ve onlara kötü örnek olunmasıdır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.