SON DAKİKA
Hava Durumu

Sarı sendikacılık

Yazının Giriş Tarihi: 22.08.2023 21:44
Yazının Güncellenme Tarihi: 22.08.2023 21:44

Bülent Ecevit başkanlığındaki üçlü koalisyon hükümeti döneminde Çalışma Bakanı Yaşar Okuyan’ın çabaları sonunda 4688 sayılı memur sendikaları yasası 25 Haziran 2001’de çıkarılmıştır. Aslında bu kanunun asıl hazırlayıcısı, AB’ye üye olma isteğidir. Çünkü AB temsilcileri mevzuatın AB’ye uyumlu hale getirilmesini istemiş, bunlar arasında memurlara sendika haklarının verilmesi talebi de yer almıştır.
Ne var ki yasa çıkarken sakatlanmıştır. Memur sendikalarına grev hakkı vermemiştir. Grev hakkı olmayan bir sendika, üyelerinin haklarını işveren durumundaki hükümete karşı hangi yöntemi kullanarak elde edebilecektir? Nitekim geçen 22 yıllık süre içinde bunun mümkün olmadığı görülmüştür. Türkiye bu yasa ile AB’ye karşı, bakın bizde de memurların sendikası vardır, deme hakkını elde etmiştir.
Yasaya göre memurları temsilen yetkili sendika temsilcileri ile işveren sıfatıyla Çalışma Bakanı 1 Ağustos’ta bir araya gelip kahve içerek basına görünecekler, bir hafta sonra yetkili sendika, iki hafta sonra Bakan Bey, daha çok ücret artışları hakkındaki tekliflerini yine kahvelerini içerek biri birlerine sunacaklardır. Bütün bu törenlerin sonunda taraflar anlaşamaz ise ne olacaktır? Yasa bu soruya şöyle cevap vermiştir; tarafların teklifleri yüksek hakem heyeti görüşüp karara varacaktır. Ancak hakem heyetinin kararı hükümet için bağlayıcı değil tavsiye niteliğinde olacaktır. Hakem heyetinin üyelerini ise elbette hükümet tayin edecektir.
Görüldüğü gibi ortada bir tiyatro vardır. İşveren olarak anlaşmazlığa doğrudan taraf olan hükümet, yüksek hakem heyeti üyelerini tayin edecek buna rağmen heyetin kararı da tavsiye niteliğinde olacaktır. Yani hükümet ancak kendisinin uygun gördüğü miktarı tayin etmeye hak ve yetkili olmaya devam edecektir. İşte bu uygulamaya her nedense Devlet Tiyatrolarının bir faaliyeti olarak değil de yetkili sendika ve hükümetin görüşmesi olarak bakılmaktadır.
Türkiye’de toplumun yapısı da sendikacılığa çok uygun değildir. Sendika, bir kesimin ya da bir sınıfın haklarını korumak için yapılan örgütlenmedir. Bu örgütlenmede temel esas o kesimin/sınıfın haklarını koruma ya da genişletmedir. Oysa Türkiye’de her siyasi görüşün/partinin bir sendikası vardır. Hangi parti iktidar olursa, ona yakın olan sendikanın temsilcileri basın önünde kahve içmeli tiyatronun tarafı durumuna gelmektedir. Bir kesimin/sınıfın hakları için yola çıkan sendikanın, siyasi tercihlerine göre değil temsil ettiği kesimin haklarına göre davranması gerekir iken, uygulama bunun aksine olmaktadır.
Memur milleti de siyasi tercihleri için burnundan kıl aldırmazken, nasıl oluyorsa iktidara gelen partiye yakın olan sendika kısa sürede çoğunluk durumuna gelip, en büyük sendika dolayısı ile yetkili sendika olmaktadır. Eski dönemlerde Bülent Ecevit hükümetleri ile Türk-İş ve Disk arasında görülen göz yaşartıcı uyum, günümüzde Memur-Sen ile Erdoğan hükümetleri arasında yaşanmaktadır.
Memurların bir kısmı sendika seçerken “tarafını belli etmek” gibi, oldukça havalı bir sebepten dolayı üye olmaktadırlar. Sendika işini daha çok tarafını belli etme işi olarak görmektedirler. Üyeler taraflarını belli etme hakkına sahip iken, sendika temsilcileri neden bu hakka sahip olmasınlar! Böylece sendika bir kesimin hakkını arama, koruma için mücadele aracı olmaktan çıkmaktadır. İşverenle iş tutma, işverene kendini gösterme aracına dönüşmektedir. Karşımıza nur topu gibi bir sarı sendikacılık hikayesi çıkmaktadır. Memur Sendikacılığı yasası, sarı sendikacılığı özendirip korumaktadır. Aksine davranan bir memur sendikası olabilir mi? Olsa bile kimse ona üye olur mu? Çünkü memur sendika yasası kadar, tarafını belli etme isteği de sendikacılığa engeldir.
Toplumun çoğunluğu da memurluğu, yan gelip yatma yeri olarak görmektedir. Hükümetle memur sendikalarının pazarlığını bile gereksiz bulmaktadır. Çünkü yan gelip yatanlar, neyin pazarlığını yapmaya hak sahibi olabilirler! Toplumun bu bakışı hükümetin elini güçlendirmektedir. Hükümeti zora sokan tek şey, ara sıra seçimlerin yapılmasıdır. Seçimlerde olmasa, toplumu da sendika temsilcilerini de çok güzel sevk ve idare edecektir.
Tarafını belli etmeye programlanmış sendikaların en önemli konusu, insan onuruna yakışan bir terfi, atama, siyaset yapma, kurum yöneticilerini seçme hakkı, adaletli bir maaş düzeni gibi konular değildir. Sapkın LGBT’lilik hikayeleri, terör seviciliği, onuncu yıl marşının hangi ses tonu ile okunabileceği gibi, daha güncel ve anlamlı saydıkları konular etrafında toplanmaktadır.
Kısaca memur sendikaları yasası, sendikacılığın önünde bir engeldir. Tarafını belli etme isteğine göre şekillenen sendika üyeliği, sendikacılığa engeldir. Hükümetin uygun görüp verdiklerini, “gördünüz mü, bizim çabamızla oldu” demenin uyanıklığıdır. Bu yasa ile bu memur yapısı ile ancak işveren (hükümet) hesabına çalışan, kendini işverene beğendirmeye, onun takdir ve iltifatlarını toplamaya hevesli, sarı sendikacılık mümkün olmaktadır. Memurluğa yeni başlayanların, bu temel gerçekleri dikkate alarak, sendika meselesini abartmamaları, bunun için kimseyle kavgalı olmamayı akılda tutmaları kendi gelecekleri için çok iyi olur.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.