SON DAKİKA
Hava Durumu

Türkçe nasıl kurtulur?

Yazının Giriş Tarihi: 05.08.2023 20:54
Yazının Güncellenme Tarihi: 05.08.2023 20:54

Temmuz 2023’ün başlarında İzmir Büyükşehir Belediyesi Zabıta ekipleri, Basmahane vb. semtlerden başlayarak Arapça tabelaları indirdiler. Kısa bir süre sonra benzeri işleri Adana, Mersin büyükşehir belediyeleri de tekrarlamıştır. Adı geçen belediyelerin ortak özelliği CHP’li olmalarıdır. Bu ortak işleri için “Türkçeyi korumak” gibi tuhaf açıklamaları da yapmışlardır.


Oysa aynı İzmir BŞB yakın bir tarihte İzmir’de bir iskeleye eski Yunan Kralı/Tanrısının ve Mondros Mütarekesinin imzalandığı geminin adı olan Agamemnon adını vermekten hiç utanmamıştır. Elbette İzmir BŞB ile bu işler başlamış değildir. Türkiye haritasına bakanlar, Doğu Anadolu Bölgesi adını görünce normal olarak Batı Anadolu Bölgesini arar ancak bulamazlar. Çünkü 1941 Türkiye Coğrafyasında, İbrahim Akyol, Besim Darkot, Herbert Louis ve Hamit Sadi Selen’in teklifleri ile Türkiye yedi coğrafi bölgeye ayrıldığı gibi aynı kongrede alınan kararla Batı Anadolu Bölgesinin adını durup dururken Ege Bölgesine çevrilmiştir. Ege ne demektir?


Ege kelimesi, Atina Kralı Pandia’nun oğlu Aigaion’un adından ortaya çıkmıştır. Özetle Yunanlar bu Aigaion’un adını bu denize vermişlerdir. Osmanlı Döneminde ise bu denize Adalar denizi denilmiştir. Demek ki CHP idaresindeki Türkiye’de, 1941 Coğrafya Kongresinde bir bahaneyle Adalar Denizinin adı Ege Denizi olarak değiştirildiği gibi, Batı Anadolu Bölgesi de Ege Bölgesi diye değiştirilmiştir. Elbette hepsi bundan ibaret değildir. Pek çok yerde eski Yunan adları yeniden resmiyet kazandığı gibi Ege adı artık ülkemizde erkek çocuklarının adı olarak kullanılmaktadır. Dikkat edilirse bütün bunlardan dolayı CHP çevreleri, bir Yunan kültürü etkisinden ve Türkiye coğrafyasını, Türkçeyi Yunan dilinin, Yunan kültürünün etkisinden korumak ya da kurtarmaktan hiç söz etmezler. Agamemnon adındaki örnekte de görüldüğü üzere, düşmanın Osmanlı Devleti’ni teslim aldığı mütareke anlaşmasına mekan olan geminin adı İzmir’de bir iskeleye verilebilmiştir.


Yargıtay binası girişinden başlayarak, Türkiye’de pek çok şehirde Yunan mitoloji Tanrılarının heykelleri olduğu gibi, marka adı altında Nıke gibi Pegasus gibi Tanrı adları da özene bezene kullanılmaktadır. Bütün bunlar için CHP çevrelerinden ortaya çıkan bir itiraz, bir şikayet duyan gören olmuş mudur? Aksine o çevreler, Yunan mitoloji Tanrı adlarının yaygınlaştırılmasına heykelleştirilmesine öncülük etmektedirler.


Türkiye’de Türkçeye karşı devlet eliyle, hatta devlet zoruyla bir suikast yapılmıştır. Ancak bu suikast bir kereye mahsus, tarihin bir döneminde gelip geçen bir suikast değildir. Türkçeyi Arapçanın etkisinden arındırmak ve suikastın kalıcı hale getirmek amacıyla Türk Dil Kurumu  1932’de kurulmuştur. Türkçeyi Arapçanın etkisinden kurtarmak amacıyla yola çıkanlar, Türkçeyi en çok İngilizcenin ve Yunancanın etkisine gark etmişlerdir. Yunan kökenli bazı kelimeler için yukarıda örnekler sıralanmıştır.
Günümüz Türkçesinde spordan siyasete, edebiyattan ticarete kadar İngilizcenin marka, etiket, başlık olarak girmediği, kullanılmadığı alan kalmamıştır. Türkçe için, Arapçaya karşı celallenip şamata çıkaranlar, İngilizcenin Türkçe üzerinde giderek artan etkisine itirazları olmuş mudur? Aksine gevrek gevrek, yerli yersiz cümlelerine özenle birkaç İngilizce kelime katmaya çalıştıkları görülmektedir. Bu çevreler “David People” diye doğrudan Yahudi Halkı demek olan bir tabelanın altında oturup poz vermekten bile utanmamaktadırlar.


Şunu teslim edelim ya da hatırlayalım ki Arapça bilmesek de biz Türkler için Arapça yabancı dil değildir. Kur’an ve hadis dili olmasından dolayı Arapça bizim için din dilidir. Türklerin İslamiyet’i kabul etmelerinden başlayarak, Türkçeye karışan Arapça kelimelerden dolayı Arapça bizim kültürümüzün bir parçası olmuştur. Türkçeyi Arapçanın etkisinden kurtarmaya heveslenenler, Türkçeyi İngilizce ve Yunancanın içinde boğmuşlardır. Bunların asla Türkçe hassasiyetleri yoktur. Türkçe hassasiyetini İslam’a olan düşmanlıklarını maskelemek için bir örtü gibi kullanmaktadırlar. Arapça tabelalara olan düşmanlıkları bu yüzdendir. CHP belediyeleri bu işin bağnaz fanatikleridir. Çünkü bu belediyelerin gerçekten Türkçe hassasiyetleri olsaydı, Arapça tabelalar gibi İngilizce tabelaları da indirirlerdi. Ancak İngilizce tabelalardan hiçbir şikayetleri yoktur.


Türkçeyi Arapçanın etkisinden değil, Türkçeyi özellikle İngilizce ve Yunancanın etkisinden korumaya çalışmak gerekir. CHP’li belediyeler elbette İngiliz Muhipleri Cemiyeti ve Mavri Mira Cemiyetinin paydaşları gibi davranmaktadırlar. Türk adını, Türkçe adını, Türk Diline karşı, Türk Kültürüne karşı bir silah gibi kullanmaktadırlar. Arapça kelimelerden Türklükleri zarar gören bu çevreler, İngilizce ve Yunanca kelimelerle her nasıl oluyorsa Türklüklerini cilalamaya çalışmaktadırlar. Belki de bugünün yöneticilerine düşen acil görev yeniden bir Türkiye Coğrafyası Kongresi toplayarak 1941’de alınan kararları iptal etmektir. Her ne bahaneyle olursa olsun Türkiye’nin şehirlerine dikilen Yunan Tanrılarının/Putlarının heykellerini indirmektir. Türk Dil Kurumunu kapatmaktır.


Bilge Umar, Türkiye’deki Tarihsel Adlar, İstanbul 2018.
D. Mehmet Doğan, Kelimelerin Seyir Defteri, İstanbul 2015.
Kadir Mısıroğlu, Bin Kelimeyi Boykot, İstanbul 2018.
Sezgi Durgun, Memalik-i Şahane’den Vatan’a, İstanbul, 2011.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.