SON DAKİKA
Hava Durumu

Yeni derviş tipi

Yazının Giriş Tarihi: 13.05.2024 13:04
Yazının Güncellenme Tarihi: 13.05.2024 13:04

Eskiden dervişlik; “Dövene elsiz gerek, sövene dilsiz gerek” diye anlatılırdı. Her şeyin değişmesi gibi, dervişliğin de değiştiği döneme rastladık. Artık dervişler hesap sormak için delegelere yalvarmaktadırlar. Milletten aldıkları oy yüzdesi 10’dan 2.5’a düşmüş bir heyet, % 52 oy alan birisinden millet adına hesap sormaya heveslenmiştir.

Seçim sonuçlarına bakıldığında milletin, böyle bir hesap sorma hevesinin arkasında durmadığı teslim edilecektir. Bu yüzden Akşener hanım, hışımla geldiği yerden, hışımsız gitmemiş midir? Gitmiştir. Onun bıraktığı yere gelen Derviş hangi güçle % 52’den hesap soracaktır?

Her şey, seçimde elde edilen sonuçtan ibaret değildir. Bazen haklı olmak, doğru yerde durmak ta bir kişiye, bir heyete, yanlış yapanlara karşı, hesap sormak hakkı verebilir. Temsil edilen fikir, örnek alınan tarihi miras, hesap sormada kişiyi, heyeti, hak sahibi edebilir.

Zaten bu yüzden yeni Derviş, kendi yerini açıklarken; “Cumhuriyet nerede, biz oradayız, Atatürk nerede, biz oradayız” gibi Türkiye semalarında karşılığı olmayan bir narayı da patlatmıştır. Çünkü, “tek adam düzenini, kalıcı hale getirecek anayasa değişikliğine de asla izin vermeyeceklerini” haykırmıştır.

Cumhuriyet neresidir ki orası size tahsis edilmiştir? Sizin durduğunuz yer cumhuriyet olurken, hesap sormaya heveslendiklerinizin yeri, Osmanlı ya da Selçuklu mudur? Ortalıkta hiçte Osmanlı, Selçuklu hanedanlık idarelerini ihya etmeye and içmiş bir topluluk yoktur. O halde bu naranın anlamı nedir?

Anlamı, adres tarifinin ikinci kısmında gizli olmalıdır: “Atatürk nerede, biz oradayız.” İşte bu vurgu Türk sağcılığı ya da milliyetçiliği için “öğrenilmiş çaresizlik” gibidir. Hani iki parmağı ile daktilo ya da klavye yazmayı öğrenenlerin daha sonra bir türlü diğer parmaklarını da kullanamayışları gibidir. CHP Genel Başkanı Kemal Paşa’nın ansiklopedilerde yazılı olan milliyetçilikle uzak yakın ilişkisi yoktur. Türk tarihini Hititlilere bağlayınca, Türk Dilini asli mecrasından çıkarınca, alfabe değişimi ile Türk’ün bin yıllık edebi ve tarihi birikimini çöpe atınca, Türk müziğinin radyolarda yayınlanmasını yasaklayınca, Türklerin mensup olduğu İslamiyet’i “irtica” adıyla iç düşman olarak görünce, ansiklopedilerdeki milliyetçilikle uzak yakın bir münasebetinin olmadığı teslim edilecektir.

Ancak “O, olmasaydı olmazdık” nakaratını içselleştirenlere, bu yalın gerçeği anlatmak, iki parmakla yazmaya alışkın oldukları daktilo ve klavyelerini, on parmakları ile yazmalarını beklemek kadar zordur. Hatta zor değil imkansız ise de iyimserlik sınırları içinde kalarak, zor demekle yetinelim.

Sonra o tek adamlık iddiası nedir? Bu iddia Kemal Paşa’ya karşı ayıp değil midir? Kemal Paşa zamanında özgür seçim mi vardı? Kuvvetler ayrılığı ya da bağımsız yargı, özgür basın mı vardı? Paşa tek başına her işin karar vericisi değil miydi? Bütün görevlileri tek başına tayin eden değil miydi? Şimdi kendi adreslerini Kemal Paşa’nın yanı diye tarif edenlerin “tek adam düzenine karşı olmak” iddiası, gülünç olmaz mı?

Altı yüz milletvekilinin olduğu TBMM’de, 37 milletvekili olan İyi Parti, yeni anayasa yapılmasını hangi güçle engelleyebilecektir? Yeni anayasa yapmak isteyen partiler, yeni Derviş’ten izin talep etmemişlerdir. 38 milletvekiliyle, % 2.5 oy ile nihayet adresini tek partili, tek adamlı ve seçimsiz dönem ile tarif edenlerin, Türk halkına verebilecekleri olumlu bir hizmetleri düşünülebilir mi?

“İzin vermeyeceğiz” haykırması siyasi bir güce sahip olunarak söylenmiş değildir. Siyasi bir güce dayanmayan bu tür haykırışlar, had bilmezlik kadar kibirle kuşanmanın sonucu mudur? Öyleyse yeni Dervişlik türünün temeli de kibirle hır gür çıkarmak gibi tarihte benzeri görülmemiş bir çeşitliliktir. Keskin sirkenin sadece kendi kabına zarar vermesi gibi, bir güce, haklı, doğru ve tutarlı ideolojik yapıya dayanmayan kuvvet gösterileri, siyasete mizah katabilirler. Kavga ve şiddete müsait olan siyasi zemin için, mizahta bazen gerekli olabilir.

Ancak hayatın doğal akışı içinde yeni Dervişler, CHP’ye karşı ya da CHP’nin yanında Cumhuriyetçi, Atatürkçü olmak iddiasının, siyasette geçer akçe olmadığını, aynı şekilde MHP’ye karşı ve MHP’nin yanında da milliyetçilik iddiasının, beyhude olacağını görmeleri kaçınılmazdır. Bugün, Hüsamettin Cindoruk, Turhan Feyzioğlu gibileri hayırla hatırlayan var mıdır? Yeni Dervişlerin yeri de kaçınılmaz olarak Cindoruk ve Feyzioğlu gibilerinin yanı olacaktır.

Dövene elsiz, sövene dilsiz olan Dervişliği, dövmeyenlere eli sopalı, sövmeyenlere dili uzun ve küfürlü olma haline dönüştürenler de bir fasıl gibi gelip geçeceklerdir. Tek partili/tek adamlı zulüm dönemlerini vaad etmeyi, o dönemlerin yanında olmayı bir övünme sebebi bilenlerin ıslahının, tedavisinin imkansız olmasa bile kolay olmayacağı açıktır.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar
Yükleniyor..
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.