Siyasi partilerin il teşkilatları veya vesayetin her türüne hayır

Hali hazırdaki fiili durumda, özellikle de  iktidar partisinin il başkanları, kendilerini halkın oyları ile seçilmiş belediye başkanlarının amiri konumunda görebilmektedirler. En  azından, hali hazırdaki sistem buna müsaade etmektedir.

Oysaki; siyasi partilerin il başkanları, partili delegelerin oyları ile, ekseriyetle de genel merkezler tarafından atama yolu ile göreve gelirler ve sadece ve sadece ilgili partilerin teşkilatlarını ve partililerini bağlar. Bir siyasi parti il başkanının, ‘halkın genel oyları ile seçilmiş bir belediye başkanı’ üzerine tahakküm kurmaya çalışması vesayetin bir başka şekilde tezahür etmesidir.

Siyaseten münafık konumuna düşmemek için, vesayetin her türlüsüne karşı olmamız gerekmektedir. Vesayet bizden ise, ben bizden değilim diyebilmeliyiz. Benim vesayetim iyidir mantığı kabul edilebilir bir durum değildir.

İl başkanlarının olası vesayetlerine son vermek için, siyasi partilerin il ve ilçe teşkilatları acilen lağvedilmelidir. Başkanlık sistemi; hakimiyetin, kayıtsız şartsız ve dahi vesayetsiz millete ait olduğu bir sistem olmalıdır.

Aksi taktirde, kimin il başkanı olduğunun yada olacağının pek dahi bir hükümü yoktur.

NOT: ‘Halkın genel oyları ile seçilmiş bir belediye başkanı’ ifadesinden kastım, hali hazırdaki (genel merkezler tarafından atanan) belediye başkanlarından ziyade, iki turlu seçim sistemi ile halkın hür iradesi ile seçilmiş başkanlar idi. Bu bağlamda, halkın hür iradesinin secimlere yansıtılması için, siyasi partiler kanunu ile birlikte seçim kanunun da değiştirilmesi gerekmektedir.

İlginizi Çekebilir

Minimalist yaşam nedir?

Minimalizm son zamanlarda ABD başta olmak üzere Batı dünyasını etkisi altına alan bir düşünce biçimi ...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir